şükela:  tümü | bugün
  • son zamanlarda bazı yazarların savcılıkça ifadeye çağırılmış olması nedeniyle yazarlara yardımcı olabilecek bazı bilgileri paylaşmak istedik. her yazara ve tüm sorulara tek tek cevap vermek mümkün olmadığından, sıklıkla sorulan sorular kapsayacak şekilde yorum ve önerilerimizi aktarmak istedik.

    öncelikle, ekşi sözlük'ün 5651 sayılı kanun ve yönetmeliklerinde yer alan yükümlülükler uyarınca tüm yer sağlayıcılar gibi yazarların son 6 aylık(son değişiklikten sonra en az 1 yıl, en fazla 2 yıl) ip bilgilerini saklamakla yükümlü olduğunu, bu nedenle tüm yazarların son 6 aylık ip bilgileri(ip ve bağlantı saati) saklanmakta ve yetkili resmi merci talebi halinde hukuki zorunluluk nedeniyle iletilmekte olduğunu hatırlatmakta fayda var. bu konuda daha önce kanzuk tarafından ayrıntılı bilgi zaten verilmişti. (bkz: #24153363)

    suç duyurusu söz konusu olduğunda savcılar genelde entrylerin suç unsuru içerip içermediğine bakmadan yazarın ifadesine başvurma yolunu tercih etmekte. bu çerçevede ekşi sözlük'ten zaman zaman ip bilgileri talep edilebiliyor, bazı yazarların ifade vermeye çağırılmaları söz konusu olabiliyor.

    önemli: ifadeye çağırılan yazarların yerinde olsak nelere dikkat ederdik diye düşündük ve sizinle paylaşmak istedik. anlatılanlar her durum için geçerli olmayabilir, hatta bazı durumlarda burada belirtilen şekilde davranmanız çözüm de olmayabilir. o yüzden yazılanlar kesinlikle “yapılması gerekenler” gibi algılanmamalıdır. aslolan her olayın ayrıntılı olarak incelenmesi ve o olaya uygun savunma hazırlanması, bunun için de profesyonel yardım alınmasıdır. size bir avukat atanmasını talep etme hakkınız bulunmaktadır.

    genelde ifadeyi savcılık değil, savcılık yazısıyla görevlendirilmiş emniyet görevlileri alıyor. bu nedenle sizi emniyetten aramaları veya kapınıza kadar gelip ifadeye çağırmaları mümkündür. yine de gitmeden verilen telefon numaraları ve dosya bilgilerini teyit etmenizi tavsiye ederiz.
    imkanınız varsa emniyetteki dosyanın eksik olma ihtimaline karşı emniyette ifade vermeden önce savcılık dosyasını incelemenizi ve/veya mümkünse profesyonel hukuki yardım alarak inceletmenizi öneririz.

    emniyete ifadeye gitmeniz halinde, ifadeyi alan memurların genelde iyi niyetli olduklarını göreceksiniz. onlar için bu tarz ifadelerin can sıkıcı rutin bir iş haline geldiğine ve hatta bu dosyalardan sıkıldıklarına şahit olabilirsiniz. ancak unutmayın, her ne kadar emniyet görevlileri yardımcı olmaya çalışsalar da nihayetinde ellerindeki evrakları eritmeye çalıştıkları için aceleci davranabilir ve/veya iyi niyetli olsalar dahi istemeden sizi yanlış yönlendirebilirler. kaldı ki, ifadeyi alan memurların kapsamlı hukuk bilgisi olmak zorunda olmadığı gibi, aslında esas görevleri sizi o soruşturmadan kurtarmak değil, evrak işlerini eksiksiz olarak sonuçlandırmak. dilerseniz görevli memurların olası tavsiyelerini göz önünde bulundurabilirsiniz ancak her tavsiye sizin çıkarlarınıza tam anlamıyla hizmet etmiyor olabilir.

    ifade için emniyetten çağrılmanız mümkün olmakla beraber, doğrudan savcılık tarafından ifadenizin alınması da mümkündür. bu halde savcıların emniyet mensuplarına göre biraz daha sert davranabileceklerini, ancak teknik konularda(özellikle istanbul dışındakilerin) daha az bilgi sahibi olabileceğini unutmayın. derdinizi anlatabilirsiniz ama anlaşılamayabilir, teknik veya internete ait bazı tabirlerin yanlış anlaşılması ya da hiç anlaşılmaması söz konusu olabilir.

    hem emniyette, hem de savcılıkta dilerseniz önceden hazırlamış olduğunuz bir yazılı ifadeyi de ifadeniz esnasında verebilirsiniz. dosyaya koyduğunuz her evrak için “alındı” almaya hakkınız var. bu genellikle verilen evrakın fotokopisinin üzerine ilgili makamın kaşesi/mührü, tarih ve evrakı alan görevlinin imzasından ibaret olur. israrla isteyiniz. polis vermiyorsa, savcılık verecektir. sağlama almak açısından sözlü ifadenizde ayrıca bir yazılı ifade de teslim ettiğinizi beyan edip, bunun tutanağa yazılıp yazılmadığını kontrol edebilirsiniz.

    hakkınızdaki iddiaları tam olarak öğrenmek temel hakkınız zira ifadeniz hakkınızdaki suçlamaya ilişkin beyanlarınızdır. suçlamayı bilmeden vereceğiniz ifadenin ne size, ne dosyaya hayrı olur. ancak çoğu zaman görevli memur “şöyle böyle bir şey yapmışsın, ne diyeceksin?” diye sorar. siz bu akışa kapılmak zorunda değilsiniz, dosyayı incelemek istediğinizi söyleyebilir, kim, hangi gerekçeyle, suç duyurusunda bulunmuş, savcılık sizin siz olduğunuza ilişkin bilgilere nasıl bir araştırma yaparak ulaşmış, araştırma doğru mu yapılmış ve siz gerçekten o suç duyurusuna konu kişi misiniz gibi konuları inceleyebilirsiniz. bazı suç duyurularında ilgili kişinin ip bilgileri veya ismi suç duyurusunda bulunan kişi tarafından de savcılığa veriliyor. bu bilgiler yasadışı şekilde elde edilmiş olabileceği gibi, yanlış da olabilir. savcılık da bu bilgilerin doğru olup olmadığını yeterince araştırmayabiliyor. bu yüzden yanlış kişi soruşturmaya konu olabiliyor. bu gibi durumlarda ifadenizi dosyadaki eksik ve aksaklıklara dikkat çekecek şekilde oluşturabilirsiniz. özellikle emniyetteki dosyada yeterince veri yoksa, hangi eyleminiz nedeniyle kim tarafından neyle suçlandığınızı, kimliğinizin nasıl tespit edildiğini anlayamıyorsanız ve savcılık evrakını da inceleme fırsatınız olmadıysa dosyayı bizzat inceledikten sonra ifade vereceğim diyebilisiniz. bu konuda size ısrarcı davranılması halinde dilerseniz susma hakkınızı kullanabilir duruma göre sonrasında savcı veya duruma göre hakim huzurunda ifade verebilirsiniz. ancak ifadenizi kime, nasıl ve ne kapsamda vereceğiniz tamamen sizin karar vereceğiniz bir şey. burada belirtilen paylaşımların bir yönlendirme olmadığını, şartları değerlendirerek hakkınızda en doğru kararı sizin vereceğinizi, verdiğiniz kararın sizi bağlayıcı sonuçları olabileceği, bu nedenle bu konuda profesyonel yardım almanın en doğru yol olduğunu, barodan size avukat tayin edilmesini isteme hakkınız olduğunu hatırlatmak isteriz.

    bunu tekrar belirtelim: ifade vermeden önce baro tarafından size bir müdafi atanmasını talep edebilir ve ifadenizi müdafiniz le birlikte, onun önerileri doğrultusunda verebilirsiniz. bunun tek olumsuz yanı, avukat eşliğinde verdiğiniz ifadedeki beyanlarınızın baskı altında alındığını veya söylediğinizden farklı kayda geçildiğini söyleseniz dahi bu iddialarınızın ciddiye alınmayacak olmasıdır.

    ifadeniz alındıktan sonra imza atacağınız evrakın tamamını, tüm ayrıntılarıyla okumanızı
    istemediğiniz, söylemediğiniz, söylediğiniz ama vazgeçtiğiniz veya yanlış olan bilgi veya ifade varsa düzelttirmenizi tavsiye ederiz. düzeltmek istemezlerse düzeltilene kadar ifadeyi imzalamayabilirsiniz zira imzanızı taşımayan ifade yok hükmündedir. bu konudaki taleplerinizi karşılamak görevliler için hukuki bir zorunluluktur. bu gibi durumlarda ifade metnin altına ifadeyi imzalamak istemediğinize dair bir beyan yazıp, onu imzalatmak isteyebilirler. onu dahi yapmak zorunda değilsiniz. özetle hiçbir zaman, hiçbir evrakı imzalamak zorunda değilsiniz.

    suç duyurusuna konu entryyi silip silmemek çoğu zaman sizin insiyatifinizde olan bir husustur zira belirttiğimiz üzere suç unsuru içermeyen bir entry de suç duyurusuna konu olabilir. ancak içeriğinden emin olmadığınız bir entry söz konusu ise yazıyı silmenizi veya editlemenizi tavsiye ederiz. her ne kadar bu durum eğer varsa işlenmiş olan suçu ortadan kaldırmayacaksa da, iyi niyetli hareket ettiğiniz yönünde kanaat oluşturabilir. yazıyı bizim silmemiş olmamızın da hukuken bir anlamı bulunmamakta zira suç unsuru yazı “hakaret”, “küfür”, “müstehcenlik” gibi muğlak olgulara ilişkin ve kişiden kişiye farklı yorumlanabilecek nitelikte olabilir. nasıl ki savcı suç olarak algılayıp iddianame hazırlasa, hatta hakim iddianameyi kabul etse dahi sonradan suç unsuru görmeyip beraat kararı verebiliyorsa, bizim de sakıncasız gördüğümüz ve hakkında yayından kaldırma kararı bulunmadığı için yayınına müdahale etmediğimiz bir yazının davaya konu olması ve sonucunda beraat veya mahkumiyet kararı çıkması mümkündür.

    ifade esnasında entryi yazarken suç işleme kastıyla hareket etmediğinizi belirtebilirsiniz. örneğin hakarete ilişkin bir suç duyurusu söz konusu ise hakaret etmediğinizi, amacınızın sadece ifade özgürlüğü çerçevesinde eleştirel düşüncelerinizi ifade etmek olduğunu iletebilirsiniz. yine bu kapsamda yazının bütünün ele alınmasını, yazıda yer alan bazı ifadelere dayanılarak hakaretin varlığından bahsedilemeyeceğini, bütünü ele alındığında ise yazının eleştiri sınırında kaldığını belirtebilirsiniz. (yazının tümünün incelenmesi gerektiğine ilişkin örnek birkaç yargıtay kararı da aşağıda yer almaktadır.) özetle yazınızdan seçilen bazı ifadeler, kelimeler nedeniyle suç duyurusunda bulunulduysa özellikle yazının bütün olarak incelendiğinde hakaret olmadığının anlaşılacağını belirtebilirsiniz ancak söz konusu suç duyurusu ve/veya suç duyurusuna konu entry bu gibi bir savunmaya hiç uygun da olmayabilir, aslolan suç duyurusu ve ona konu entryye uygun bir savunma hazırlanmasıdır, örtüşüyorsa bu gibi bir savunma yapabilirsiniz ancak bu savunma ne kesin bir çare, ne de her durum için uygulanabilecek sihirli bir formüldür. savcının ve hakimin zaten kendiliğinden dikkat etmesi gereken bir hususun hatırlatılmasından ibarettir.

    genelde soruşturmaya hakaret (hakaret de, küfür de hakaret başlığı altında tck 125 ve devamında incelenmekte) suçu nedeniyle konu olunmakta. hakaret başlığında yeterince açıklayıcı bilgi bulunmaktadır. yine bir başka popüler suç duyurusu konusu olan halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama başlığını ve bu suçun madde numarası olan tck 216 başlığını da inceleyebilirsiniz.

    önemli: bu entrynin sadece tecrübe paylaşımı niteliğinde olduğunu, her olayın ve olaya ilişkin uygulamanın, çözüm ve savunmanın farklılık gösterebileceğini/göstermesi gerekebileceğini, burada belirtilenlerin bir kısmının veya tamamının sizin yaşadığınız olay için tamamen faydasız veya gereksiz olabileceğini, bu nedenle burada önerilenleri uygulamanın yararı olmadığı gibi, zararı dahi olabileceğini, aslolanın profesyonel yardım almak olduğunu ve talep ettiğiniz takdirde devlet tarafından size bir avukat atanmasının zorunlu olduğunu, bu nedenlerle ekşi sözlük’ün bu tecrübe paylaşımı nedeniyle herhangi bir sorumluluk kabul etmediğini tekrar belirtmek isteriz.
    bizim incelerken hukuka aykırı görmediğimiz bir entrynin hakim ve savcılar tarafından hukuka aykırı olarak algılanabileceğini, hatta harfi harfine sözü söyleyen iki ayrı kişinin iki ayrı mahkeme huzurunda iki apayrı karara konu olabileceğini, türk yargı tarihinin bu tür ilginçliklerle dolu olduğunu hatırlatmakta fayda var.

    soruşturma tamamlandıktan sonra hakkınızda takipsizlik kararı verilirse veya yargılama sonunda beraat ederseniz hakkınızda suç duyurusunda bulunan kişi hakkında yasal haklarınızı kullanabilirsiniz.

    t.c.
    yargitay
    hukuk genel kurulu
    e. 2008/4-574
    k. 2008/557
    t. 24.9.2008
    • basin yoluyla kişilik haklarina saldiri ( manevi tazminat - haberin yayınlandığı tarih itibariyle davacılar kamuoyu tarafından yakından izlenen siyasi kişiler olduğu/kamuoyuna duyurulması amacıyla haber başlığının bu şekilde sunulmasında kişilik haklarına saldırının varlığından söz edilemeyeceği )
    • haber başliğinda kullanilan "şarapçilar" sözü ( basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan doğan manevi tazminat - davacılar kamuoyu tarafından yakından izlenen siyasi kişiler olduğu/haber başlığının bu şekilde sunulmasında kişilik haklarına saldırının varlığından söz edilemeyeceği )
    • manevi tazminat ( basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan doğan manevi tazminat - davacılar kamuoyu tarafından yakından izlenen siyasi kişiler olduğu/haber başlığının bu şekilde sunulmasında kişilik haklarına saldırının varlığından söz edilemeyeceği )
    2709/m.28
    818/m.49
    4721/m.24
    özet : dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan doğan manevi tazminat istemine ilişkindir. mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir. mahkemece haber hukuka uygun görülmesine rağmen haber başlığında kullanılan "şarapçılar" sözünden dolayı kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu kabul edilmiştir. haber bir bütün olarak incelendiğinde, başlığındaki "şarapçı" kelimesinin somut olayda ayyaş, her akşam alkollü içki içen anlamında değil teke tek programında sözü edilen olay kastedilerek "şarap içen kişi" anlamında kullanıldığı görülmektedir. haberin yayınlandığı tarih itibariyle davacılar egemen bağış ve ömer çelik, kamuoyu tarafından yakından izlenen siyasi kişilerdir. kamuoyuna duyurulması amacıyla haber başlığının bu şekilde sunulmasında kişilik haklarına saldırının varlığından söz edilemez. dava konusu yayının hukuka uygun olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekir.
    dava : taraflar arasındaki "manevi tazminat " davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; istanbul asliye 6. hukuk mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.6.2005 gün ve 2004/234 e. 2005/262 k. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, yargıtay 4. hukuk dairesinin 24.11.2006 gün ve 2005/13465 e. 2006/12844 k. sayılı ilamı ile;
    ( ... dava basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan doğan manevi tazminat istemine ilişkindir. mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
    anayasanın 28 ve devamı maddelerinde düzenlenen haber verme ve eleştirme hakkının kabul edilebilmesi için, açıklama veya eleştiriye konu olan haberin gerçek ve güncel olması, açıklamasında kamu ilgi ve yararının bulunması, açıklama biçimi ile konusu arasında düşünsel bir bağın olması gerekmektedir. düşünce özgürlüğü ve dolayısıyla eleştiri demokratik toplumlarda vazgeçilmez bir değerdir. topluma mal olan kişilerle siyasal ve idari yaşam içinde yer alan kişilerin geçmişleri, davranışları, alışkanlıkları, yaşam tarzları, kişilikleri toplumu ilgilendirmektedir. halkın, bu kişileri yakından tanımaya hakları vardır. bu tanıma kitle iletişim araçlarında yer alan haber, yorum ve eleştirilerle olacaktır.
    haber verme ve eleştiri hakkının kötüye kullanılıp kullanılmadığının saptanması için, yazıda yer alan birkaç sözcük tek başına ele alınmamalı, yazı bir bütün olarak değerlendirilmelidir.yazının tümü dikkate alınarak, bu akış içerisinde eleştirilen kişiyi küçük düşürücü değer yargısında bulunulup bulunulmadığı araştırılmalıdır.
    öte yandan, okuyucunun ilgisini çekebilmek amacıyla haberi uygun sözlerle süslemek, ilginç biçime getirmek ve kamuoyunu aydınlatmak basının hakkı ve görevidir.
    somut olayda; star gazetesinin 04.09.2003 tarihli nüshasındaki "şarapçılar ortaya çıktı" başlıklı yazıda, teke tek programı sunucusu fatih altaylı'nın başbakan recep tayyip erdoğan ile yaptığı canlı yayında başbakan'ın iki adamıyla beraber olduğunu, birlikte şarap içtiklerini ve başbakan'ın dedikodusunu yaptıklarını dile getirmesi üzerine star gazetesinin bu iki kişiyi araştırdığı ve program spikeri ile içki içen kişilerin akp milletvekili ve başbakan danışmanları olan egemen bağış ile ömer çelik'in olduklarını belirledikleri yazılmıştır. mahkemece haber hukuka uygun görülmesine rağmen haber başlığında kullanılan "şarapçılar" sözünden dolayı kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu kabul edilmiştir. haber bir bütün olarak incelendiğinde, başlığındaki "şarapçı" kelimesinin somut olayda ayyaş, her akşam alkollü içki içen anlamında değil teke tek programında sözü edilen olay kastedilerek "şarap içen kişi" anlamında kullanıldığı görülmektedir. haberin yayınlandığı tarih itibariyle davacılar egemen bağış ve ömer çelik, kamuoyu tarafından yakından izlenen siyasi kişilerdir. kamuoyuna duyurulması amacıyla haber başlığının bu şekilde sunulmasında kişilik haklarına saldırının varlığından söz edilemez. dava konusu yayının hukuka uygun olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabul edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir... ),
    gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
    hukuk genel kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    karar : tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre,hukuk genel kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken,önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
    sonuç : davalı serdar akbıyık vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı h.u.m.k.nun 429. maddesi gereğince bozulmasina, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 24.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    t.c.
    yargitay
    4. hukuk dairesi
    e. 2000/1029
    k. 2000/3260
    t. 10.4.2000
    dava : davacı tarafından, davalılar a. doğan ve arkadaşları aleyhine 15/7/1999 gününde verilen dilekçe ile yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/11/1999 günlü kararın yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili ile davacı taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
    karar : dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. mahkece dava kısmen kabul edilmiş ve karar taraflarca temyiz edilmiştir.
    davacı avukat olup abdullah öcalan'ın yargılandığı davaya müdahil vekili olarak katılmıştır. 9 haziran 1999 tarihli radikal gazetesindeki yayın ile müdahil vekillerin bu davadaki görevini yerine getirme şekli üzerine yapılan değerlendirmede kullanılan sözlerle kişilik haklarına zarar verildiği gerekçesi ile manevi tazminat istenmiştir. mahkemece yayında kullanılan sözlerin eleştiri sınırını aştığı ve davacının kişilik haklarına hukuka aykırı biçimde zarar verildiği kabul edilerek 250.000.000 ira manevi tazminata hükmedilmiştir.
    basının yansız ve özgür biçimde haber verme, bir düşünce ve görüşü tartışma, eleştirme, kamu oyunu aydınlatma gibi görev ve fonksiyonları vardır. basının bu fonksiyonunu yerine getirebilmesi için ona bazı ayrıcalıklar tanınması gerekir. kuşkusuz bu ayrıcalık ve özgürlük o meslek mensuplarına bir imtiyaz sağlamak için değil, toplum ve kamu yararı içindir. o halde bu özgürlüğün alaı kamu yararı ve insan haklarının oluşturduğu alanla doğru orantılı olarak artmalı, gereksiz sıırlama ve baskılardan kaçınılmalıdır. ancak tüm özgürlüklerde olduğu gibi bası özgürlüğü de kişi ve toplum yararı açısından sınırlıdır. basın, haber verme fonksiyonunu yerine getirirken kullanacağı hakkın özel hukuk alanındaki sınırı, gerçeklik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, güncellik, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kuralları ile belirlenmiştir. haber verme hakkı bu sınırlar içinde kaldığı sürece, davacının kişilik hakları zarar görse bile, hukuka uygundur.
    yukarıda sözü edilen sınırlayıcı ilkeler içerisinde dava konusu yayın değerlendirildiğinde; dava konusu edilen yazıda, abdullah öcalan'ın yargılandığı davanın gerek yurt içinde gerek yurt dışında yakın ve geniş bir ilgi ile izlendiği, bu davada yer alan tüm unsurların olayın önem ve hassasiyetine uygun biçimde davranmaları gerektiği görüşüne yer verildikten sonra, davada görev yapan müdahil vekili avukatların duruşma içi ve dışında sergiledikleri tutum ve davranışları ile kullandıkları sözlerin yanlış yorum ve anlamalara neden olacak nitelikte olduğu anlatılmıştır.
    yayında kullanılan ifade şeklide konunun özelliğine uygun olup, davacının kişilik haklarına zarar veren aşağılayıcı, küçük düşürücü değildir. yazının tümü birlikte değerlendirildiğinde müdahil vekillerinin dava sırasındaki bazı somut söz ve davranışlarının eleştiri ve yorumunun yapılarak, bu davranış biçiminin yanlış olduğu görüşü açıklanmıştır. güncel olan bir konu hakkında yapılmış bir yorum ve eleştiri söz konusudur. bu yapılırken seçilen sözlerde de eleştiri sınırını aşan bir ifade de yoktur. diğer bir değilşe özle-biçim arasındaki denge bozulmamıştır.
    bu durumda dava konusu yayında davacının kişilik haklarına hukuka aykırı biçimde zarar verildiği kabul edilemez. bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
    sonuç : temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle bozulmasina ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10/4/2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
  • öyle bir bilgilendirme ki insanın ifadeye çağırılası geliyor.

    allah korusun tabii de internet kapsamı dışındaki salak durumlar, kavgaya karışma vs. gibi durumlarda net, bariz haklı, hatta herhangi bir suça karışmaksızın, ifade vermeye gitmelerde bilgi ve ne yapılacağı konusundaki bilgi eksikliği yüzünden başı yanan bir sürü insan var.
  • bence cok uzun bir yazi. uzun yazi okuyamayanlar icin ozet geciyorum :

    "bizden yardim beklemeyin. avukat tutun. alin verin ekonomiye can verin."
  • (bkz: yarra yering)
  • şaka gibi bir bilgilendirme. özgürlüğün ülkesi olmuşuz yarabbim, evde bir şenlik havası.

    mahalle maçında oyun biraz sertleştiğinde "ayağını denk al" diye sağa sola "uyarı" savuran abiler gibi davranmak yerine, bunu daha kibar bir dille söylemek olmuş.
  • '' her yazara ve tüm sorulara tek tek cevap vermek mümkün olmadığından..''

    evet 12.765 yazar ifadeye çağırıldığı için bence de çok zor olur her yazara cevap vermek. o yüzden yerinde bir bilgilendirme olmuş.
  • yönetimin yaptığı bence yeterli bir açıklama. benim naçizane tavsiyem emniyete ifade için gittiklerinde haklarındaki soruşturmanın hangi adliyede olduğunu ve numarasını öğrendikten sonra bizzat o adliyeye gerektiğinde avukatınızla gidip dosyanın savcısına beyanda bulunmanızdır.emniyet ifadeleri bazen o kadar yetersiz oluyor ki anlatamam.gidin savcının karşısına çatır çatır tabii ki söyememe gerek yok ama nezaket kuralları çerçevesinde ifadenizi verin.haklı olduğunuza inanıyor ve yazdığınız entariye sahip çıkıyorsanız bide ifadenin sonunda haksız yere sizin soruşturma geçirmesine sebep olan(yani sizi savcılığa şikayet eden) kişiden size iftira attığı gerekçesiyle(bkz: 5237 s .tck'nın 267/1) maddesi gereği şikayetçi olun.bakalım her önüne gelen yazarı aslı astarı olmayan şeylerle şikayet etmek neymiş görsünler
  • iyi niyetli başlamış bi yazı... da sonlara doğru iyice tekniğe girmeyeymiş iyiymiş.