şükela:  tümü | bugün
  • islamiyette kaybolan kolye ve "iftira olayı" olarak da bilinen meşhur hz. ayşe hadisesidir.
    safvan isminde bir kişi ile hz. ayşe'nin baş başa sefer yapmasını anlatan bir hadisedir.
    ayşe ile hz. muhammed'in arasının açılmasına sebep veren bir olaydır. halkın da getirdiği baskı ile hz. muhammed ayşe'ye safvan ile aralarında bir şeyler yaşanıp yaşanmadığını konusunda baskı yapar. ayşe baba evine kaçar, baskıdan dolayı kötü günler geçirir. ortalık baya bir karışır.

    bir türlü çözülemeyen bu olaydan çok kısa bir süre sonra da allah işe el atar, vahiy gelir. hz. muhammed'de vahyi halka açıklar. hz. ayşe'ye iftira atılmıştır. olay kapanır. *

    ayşe ile muhammed'in arasındaki suların ısınmasına sebep olan olaylardan birisidir. mesala bu olaylardan bir başkası hz. muhammed'in bir çok hanımını beraber yatmak için günlere göre sıraya koyduğu zamanlarda inen ahzab suresi 51. ayetinden sonra da ayşe bazı sözler söylemiştir;

    -bakıyorum da senin efendi tanrın yalnızca senin şeyinin keyfini yerine getirmek için koşuyor.
    (kaynak: buhari, hadis no: 1721)

    ayşe biraz sert bir kadınmış anlaşılan.
  • öncelikle: (bkz: cüveyriyye binti haris/@altay)

    "...hicret'in 6. yılında muhammed, beni müstalik gazasına çıkarken, adeti veçhile, karılarından birini yanında götürmek üzere, kur'a çeker. kur'a ayşe'ye isabet eder. ayşe deve'nin sırtında bir koçunun içine bindirilir ve ordu ile birlikte yola koyulur.

    müstalik'lere karşı girişilen savaş müslümanların galebesiyle sona erer. savaş sonucunda bol miktarda ganimet ve esir ele geçirilir; ganimet ve esirler paylaşıldıktan sonra medine'ye dönmek üzere yola çıkılır. yolda konaklamak gerekir. konaklama sırasında ayşe, abdestini yapmak (def-i hacet'de bulunmak) üzere bir yere çekilir. işini bitirip de döndüğünde, boynundaki gerdanlığı kaybettiğini fark eder. aramak üzere geriye döner. fakat bu arada muhammed, yola devam emri vermiştir. ayşe'nin devesini sürenler, onu koçunun içinde sanarak kervanının pesine takılmışlardır; ayşe'nin yokluğunu fark etmemişlerdir. oysa ayşe gerdanlığını aramakla meşguldür. büyük bir şans eseri gerdanlığını bulur, fakat geriye döndüğünde kervanın gitmiş olduğunu görür. tam bu sırada, kervanın gerisindeki kalıntıları toplamakla görevli, safvan bin mu'attal adında gençten bir delikanlı çıka gelir. ayşe'yi tek başına bulunca devesine bindirir ve medine yolunu tutar.

    kervana ulaşıp da medine'ye vardıklarında, halk arasında dedikodular baslar: ayşe'nin genç ve yakışıklı safvan ile seviştiği söylentileri ağızdan ağza dolaşır. haber muhammed'in kulağına gelir; söylentiler arttıkça kıskançlığı kabarır, huzursuz olmaya baslar. o zamana gelinceye kadar her vesile ile cebrail'den, gizli şeyleri haber aldığını söylediği halde, her ne hikmetse bu kez susar. çünkü cebrail'den gerçeğin ne olduğunu öğrenemeyeceğini bilir. bu nedenle ayşe'yi karşısına alıp söyletmek ister. ayşe suçsuz olduğunu bildirir. fakat muhammed inanmaz ve söyletmek hususunda ısrar eder. ayşe suçsuz olduğunu tekrarlamakta direnir, üzüntüsünden hastalanıp yatağa düşer. muhammed aldırmaz ve kadıncağıza küser, yanına yanaşmaz. hiç alışık olmadığı bu muamele üzerine ayşe, babasının evine dönmek ister ve muhammed'den izin ister; izni aldıktan sonra eşyalarını toplayıp babası ebu bekir'in evine taşınır.

    aradan az bir zaman geçince muhammed, ayşe'siz olamayacağını anlar ve kalkar ebu bekir'in evine gider. son bir defa ayşe'yi konuşturmak umudu ile: "ey ayşe eğer bir günah isledi isen tanrı'ya tevbe et, tanrı seni affedecektir" seklinde konuşur. bu konuşmalar cereyan ederken ayşe'nin babası ve anası da oradadır; konuşulanları duydukları halde hiçbir şeye karışmazlar. ayşe suçsuz olduğunu tekrarlar ve muhammed'e tanrı'ya başvurmasını ve çünkü tanrı'nın her gerçeği bildiğini ve iftiracıların sözlerini yalanlayacağını söyler. bununla beraber tevbe etmeyeceğini bildirir ve söyle der: "tanrı adına and içerek tevbe etmeyeceğimi teyid eylerim. çünkü çıkan dedikoduları ret edecek olursam, bu takdirde ne sen ve ne de başkaları bana inanmayacaksınız" .

    ayşe'yi hiçbir şekilde söyletemeyeceğini anlayan muhammed, bu işi ancak "tanrı'dan vahiy geldi" diyerek halledebileceğini düşünür. etrafındakilere: "üstüme bir yorgan örtün ve basımın altına da deriden bir yastık koyun" diye emreder. emrettiği gibi yapılır. yorganın altında vahyin gelmesini bekleyen muhammed az geçmeden terlemeye başlar; biraz sonra ayşe'ye dönerek:

    "ey ayşe (sevin, çünkü) tanrı seni tebrik ederek (temize çıkararak) ayet indirdi" der. güya tanrı, bu ayet'lerle ayşe’nin iftiraya uğradığını bildirmekte, iftiracılara cezalar verilmesini emretmekte ve iftirayı işitip de susanlara çatmaktadır. ayet'lerden biri söyle:

    "(muhammed'in eşine) bu ağır iftirayı uyduranlar şüphesiz o yalanı uyduran, içinizden bir guruptur... onlardan her bir kişiye, günah olarak ne islemişse (onun karşılığı ceza) vardır. onlardan (elebaşılık yapıp) bu günahın büyüklüğünü yüklenen kimse için de çok büyük bir azab vardır" (nur/11)

    yani muhammed'in söylemesine göre tanrı, ayşe'nin iftiraya uğradığını, oysa ki suçsuz olduğunu anlatmakta ve ona iftira edenlere çatmaktadır.

    bunu işiten ayşe, hem sevinir ve hem de gururlanır; sevinir, çünkü suçsuz olduğu ortaya çıkmıştır; gururlanır, çünkü suçsuz olduğuna, tanrı şahitlik etmiştir. oysa ki bunu hiç tahmin etmemiştir ve etmediğini de kendi ağzıyla şöyle belirtir: "...ben kendimi, hakkımda ayet inmeden küçük ve hakir sayıyordum; yüce ve aziz olan tanrı'nın, (benimle ilgili olarak) mescit'çe ve namazlarda okunacak ayet indirmesini hiç de düşünmüyordum...".

    ayşe'nin suçsuzluğunu bu şekilde ilan ettikten sonra, simdi sıra ayşe'ye iftira atanları cezalandırmağa gelmiştir. muhammed'in söylemesine göre, iftira edenlerin basında, "münafıkların" önde gelenlerinden abdullah b. ubeyy vardır. aslında bu kişiyi muhammed, bir çok nedenlerle kendisine düşman bilmiştir. irk olayı vesilesiyle onu töhmet altında tutmak istemesi pek doğaldır. bundan dolayıdır ki yukarıdaki ayet'e: "onlardan (elebaşılık yapıp) bu günahın büyüklüğünü yüklenen kimse için de çok büyük bir azab vardır" seklindeki sözleri ekler.

    fakat genel olarak iftiracıları cezalandırmak ve iftira karsısında susanları azarlamak maksadıyla halkı camiye toplar ve tanrı'nın onlar hakkında gönderdiğini söylediği ayet'leri okur. tanrı güya iftiracıları yalancılıkla suçlamakta ve söyle demektedir: "(iftiracıların) bu konuda dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? madem ki şahit getiremediler, öyle ise onlar allah nezrinde yalancıların ta kendisidirler" (nur/13; bu konuda ayrıca bkz. nisa/15 -16)

    söylemeye gerek yoktur ki bu ayet'i kuran'a koymakla muhammed, ayşe'nin suçluluğunun hiçbir şekilde ispatlanamayacağını garantiye bağlamıştır. çünkü zina'nın dört şahit'le ispati hemen hemen mümkün olmayan bir şeydir..." http://www.ilhan-arsel.org/kissalar1/m24.html

    ~

    bu, hz. ayşe'nin gerdanlığının ilk kaybolma öyküsüdür. bu hikayeden bize kalan da, artık bir zinanın kanıtlanması için dört şahit gerekmesi ve konuyla ilgili peş peşe inen kuran ayetleridir.

    meşhur gerdanın ikinci defa kaybolması neticesi de bu defa da teyemmüm olayı ile tanışacağız. (bkz: teyemmüm/@altay)
  • ifk göteborg'la ilgili bir hadisedir. ondan sonra hâlâ yok efendim kur'an sadece ortadoğu insanına hitap ediyor.
  • adını, kur'an'daki olaya ilişkin âyetlerde (en-nûr 24/11-22) iki defa geçen (en-nûr 24/11, 12) ifk kelimesinden alır. ifk "iftira, en kötü ve en çirkin yalan" demektir. ifk, kur'an'da ayrıca iki yerde (el-furkân 25/4, sebe' 34/43) sözlük anlamında geçmektedir. iftiraya yol açan ve hemen hemen bütün kaynaklarca hz. aişe'den aynı şekilde nakledilen hadise şöyle gelişmiştir:
    resûl-i ekrem mustalik (müreysî) gazvesi'nden dönerken beraberinde götürdüğü eşi âişe, konakladıkları bir yerde sabaha karşı tekrar hareket emri verildiğinde tabii ihtiyacını gidermek üzere ordugâhtan uzaklaşır. geri gelirken boynundaki yemen (zafâr) akiği gerdanlığın düşmüş olduğunu fark eder ve kendisini bekleyecekleri düşüncesiyle dönüp aramaya koyulur; ancak karanlıkta onu bulup el yordamıyla tanelerini toplayıncaya kadar çok vakit kaybeder. konak yerine geldiğinde diğerlerinin hareket ettiğini görür ve yokluğunu anlayınca aramaya çıkacakları inancıyla orada beklemeye başlar; bu arada uyuyakalır. ordunun artçılarından safvân b. muattal es-sülemî görevi gereği kamp yerini kontrol ederken onu bulur ve devesine bindirip hayvanı yederek orduya yetiştirir; fakat hızlı yürümekle birlikte kendisi yaya olduğu için kafileye ancak kuşluk sıcağında mola verdikleri zaman ulaşabilir.
    söz konusu gecikme başlangıçta kötüye yorumlanmamış, hatta kimsenin dikkatini bile çekmemişken, hicretten önce hazrec kabilesinin reisi olan ve medine'nin yönetimi kendisine verilmek üzere iken hz. peygamber'in gelmesiyle bundan mahrum kalan abdullah b. übey b. selûl'ün başlattığı dedikoduyla birlikte iç huzursuzluklara yol açan önemli bir olay halini almıştır. islâmiyet'i istemeyerek kabul ettiği için münafıkların reisi diye bilinen abdullah b. übey ile adamlarının resûl-i ekrem'i ve kayınpederi hz. ebû bekir'i küçük düşürmeye ve aralarını açmaya yönelik sözleri, bazı müminlerin de katılmasıyla (kaynaklar bunlardan hassan b. sabit, mistah b. üsâse ve hamne bint cahş'ın adını vermektedir) kısa zamanda yayılma istidadı göstermişti. sefer dönüşü rahatızlanarak bir ay kadar yatan hz. âişe ise bunu duymamış, sadece bu süre içerisinde daha önceki rahatsızlıklarında gösterdiği ilgiyi göstermeyen resûlullah'ın odasına seyrek uğramasından bir şeyler olduğunu sezmişti. hz. âişe, hastalığının nekahet döneminde bir tesadüfle babasının teyze kızı ümmü mistah'tan oğlunun bu dedikoduyu anlattığını duymuş ve üzüntüsünden tekrar hastalanmış, arkasından da hz. peygamber'den izin alıp babasının evine gitmişti…..” (islam ans. t.d.v. 21/507–509) olay bundan ibarettir.

    5.1-siz bu olayı bir senariste verseniz belki 10 tane film yapar ama bu sadece film olmaktan ileri gitmez, turan dursun’un yazdığı senaryo da belki en kötülerinden olurdu.
    5.2-“ali, gerçeği öğrenmek için aişe'nin cariyesi berire'nin tanıklığına da başvurulabileceğini söylüyor muhammed'e. muhammed bu tanıklığa başvurduğunda, cariye, "hanımı için iyilikten başka bir şey bilmediğini" söylüyor.
    berire, hz. aişe’yle sürekli beraberdi, belki de hz. peygamberden daha fazla yanında oluyordu. t. dursun berire'nin sözünü kabul etmiyor, görmezden geliyor ve hemen geçiştiriyor.
    5.3-hz. peygamber'in hanımlarından hiçbiri iftirada en ufak bir rol almadıkları gibi, onu tasvip edici en ufak bir söz bile söylemediler. o kadar ki, uğruna kız kardeşi hamne bint-i cahş'ın iftirada rol oynadığı hz. zeyneb bile rakibesi (hz. aişe) hakkında ancak iyi sözler etti. bizzat hz. aişe (r.a) bunu şöyle açıklar: "hz. peygamber'in hanımları içinde zeynep benim en güçlü rakibimdi. fakat iftira olayıyla ilgili olarak hz. peygamber kendisine görüşünü sorduğunda, o şöyle cevap vermişti: "ey allah'ın rasûlü, allah'a yemin ederim ki, onda takvadan başka bir şey görmüş değilim." (mevdudi,tefhimü'l-kur'an 3/502)
    5.4-eğer hz. peygamber, hz. aişe’nin zina yaptığına inansa ve boşasaydı kim ne diyebilir di ki? kaldı ki hz. ali boşamasını söylemiştir, ama hz. peygamber vahyi beklemiştir. yüce allah'ta onun masum olduğunu kafirlerin dedikodularıyla hareket edilemeyeceğini bildirmiştir.
    5.5-zina yapan kadınla kim beraber olmak ister ki, hz. peygamber olsun.
    5.6-bu olayı o zaman gündeme getiren siyasi amaç peşinde koşan, inanç olarak kâfir olan münafıklardı, onlar günümüzde de mevcuttur ve kıyamete kadar da olacaktır.
    5.7-rivayetlerde, söylentileri birkaç kişinin yaydığı ifade olunmaktadır. bunlar da abdullan b. übeyy, zeyd b. rifa (muhtemelen yahudi münafık rifaa b. zeyd in oğlu), mistah b. üsase, hassan b. sabit ve hamne bint-i cahş'tı. bunlardan ilk ikisi münafık, kalan üçü ise yanlış anlama ve zayıflıktan dolayı şerre karışmış müslümanlardı. şerre az veya çok bulaşmış başka kişilerin adlarına hadis ve siyer kitaplarında rastlanmamaktadır.
    5.8-o gün ordunun artçısı olan safvân b. muattal es-sülemî'dir. bir müslüman'ın, peygamberin eşine karşı anormal bir duygu taşıdığını hangi akıl kabul edebilir ki?
    istanbul eyyüb semtinde mezarı bulunan eba eyyul el-ensari'nin karısı iftira söylentilerinden söz ettiğinde, bu büyük sahabi şöyle demiştir: "ey eyyub'un annesi, aişe'nin yerinde orada sen olsaydın böyle bir şey yapar miydin?" karısının "allah'a yemin olsun ki asla yapmazdım." demesi üzerine de şunu söylemiştir: "o halde aişe senden daha iyi bir kadındır. bana gelince, safvan'ın yerinde ben olsaydım, böylesine kötü bir düşünceyi aklımdan bile geçirmezdim. safvan ise benden daha iyi bir müslümandır.”(mevdudi,tefhimü'l-kur'an 3/503)
    böyle bir durumdan vazife çıkaran ayrıca kendisini hoca gibi lanse eden herhangi birisinin ders okuttuğu zamanlarda ki talebelerden birisinin, hocasının karısına sulandığını ya da … var saymalı mıyız…?

    kaynak : http://www.sadabat.net/…n_iftiralari&menuid=47&at=6
  • ayşe'nin masumiyetini bilemem de, olayla ilgili çeşitli tespitlerim var.

    1) ali'nin muhammed'e tavrı ilginçtir bu olayda. ali'nin "ey allah`ın resulü, allah sana darlık vermez. sana kadın çoktur." demesi ayşe'yi deli etmiş, ali'ye karşı cephe almasına sebep olmuştur. e haklıdır da, ne biçim laflar lan bunlar.

    2) baktılar ki olaylar kızışıyor, safvan "ya müminler ben hasurum zaten" deyip konuya bambaşka bir açılım getirmiştir. safvan hakkında "gay" dedikodusu da çıkmış mıdır, bilemiycem.

    3) zeyd'in kendi elleriyle nişanladığı eski karısını alan, 9 yaşındaki ayşe ile halvet olan, tertemiz ayşenin yanına cüveyriyye'yi de alan muhammed'in yaptıkları çok mu doğrudur, çok mu normaldir de ayşe'ye isnat edilen şey tartışılıyor, bilemiyorum.

    4) bi de muhammed'in ayşe'yi evden kovup, sonra herhalde özlemden olsa gerek babasının evine gidip geri getirme olayı vardır ki, evlere şenliktir. ne hikmetse bu vahiyler de tam babanın evinde, herkesin ortasında, minderin üzerinde inivermiştir. hayır arkadaş, topluluk içinde inince daha mı esaslı oluyor bu vahiyler?

    5) ayşe'nin "bakıyorum da senin efendi tanrın yalnızca senin şeyinin keyfini yerine getirmek için koşuyor." ya da "yalnızca allah'a şükretmek için ayağa kalkarım; sana değil," gibi lafları zatının ne kadar sert ceviz olduğunu gösteriyor. ama tabi bizim şakirtlere göre bu laflar "sinirlilik halinde ifade edilmiş bir takım laflardır." olur böyle şeyler, geçer gider.

    6) zinanın kesin olarak tespitinde asgari tanıklık sayısı 4 olarak tespit edilince, bence güzel olmuştur. yani bu 4 sayısı ilginçtir. 4 eş, 4 tanık. 4'e kadar sorun yok babında bir durum oluşmuştur. yeterince tertibatlı olursanız, dibine kadar zinaya bulaşabilirsiniz.
    ha tabi allah görür, o ayrı.

    7) bir de bu iftirayı yayanlar münafıkmış iddiası var azizim. sanki kimin mümin, kimin münafık olduğuna bunlar karar veriyor. gayet makul bir dedikodu lan bu. olay ortada. hemen ne diye münafık bunlar diye bok atıyorsunuz ki? olayda dedikoduyu yayanlara çeşitli cezalar verilmiş. gayet de müslüman gardaşlarmış bunlar. nedir yani münafık yaftası? hadi bizi siktir et, o abilere yazık yani.
  • iftira olayı anlamına gelen, islamda aydınlatılması hususunda ciddi sorunlar yaşanan bir vaka.
    olayın öncesi, oluşu, ve sonrasında meydana gelenler açıkçası bir sürü soru işaretine sebep olmaktadır.
    olayı biraz anlatacak olursam:
    626 yılında muhammed, yahudi mustalik aşireti üzerine sefere çıkar. sefere çıkarken yanında en sevdiği eşi ayşe bulunur. islam kaynaklarında ayşe'nin muhammed ile sefere çıkmasının eşler arasında yapılan bir kura ile tayin edildiği belirtilir. bu mantıklı çünkü o dönemde muhammed ile sefere çıkan eş, seferden elde edilen ganimet için hak elde ederdi. ekonomik bir kazanç ortada iken, bu kazancın müstakbel sahibinin kura ile belirlenmesi çok da akıl dışı değildir. kura çekilir ve ayşe sefere çıkma şansını elde eder.

    sefer yapılır ve zaferle sonuçlanır. zaferle birlikte gelen ganimetlerden biri de mustakil kabilesinin reisinin kızı olan berre hatun'dur. berre hatun ibn-i kays'ın savaş ganimetidir ve çok güzel bir kadındır. ibn-i kays'ın savaş ganimeti olması muhammed'in kendisi ile evlenmesine engel olmaz, ücreti öder ve kendisine alır. ismini de küçük kız/kadın anlamına gelen cuveyriye koyar. berre hatun çok güzeldir ve bu muhammed ile sefere çıkmış ayşe'nin de dikkatini çeker.

    "o, çok güzel bir kadındı, gözde onun için bir hisse vardı (gören göz haz duyardı)... cüveyriye kapıda durduğu vakit onu görünce durumu hoşuma gitmedi (resûlullah'ın onu beğenip evlenmeye kalkacağından korktum). resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın da benim onda gördüğüm (güzelliği) göreceğini derhal anladım.
    -"
    ebu davud, ıtk 2, (3931).

    berre hatun'un muhammed'in eşi olması ayşe'nin hoşuna gitmediği açık. bu yüzden bazı duygularına yenik düşmüş olması ihtimal dahilindedir. neyse seferden dönüşte ordu mola verir. bu mola esnasında ayşe'nin bir ara hacet gidermek için mola verilen yerden ayrıldığı belirtilir. dönüşte kolyesini unuttuğunu fark eder ve aramak için tekrar mola verilen yerden ayrılır. bu sefer döndüğünde ordunun kendisini her nasıl olduysa unuttuğunu, çekip gittiğini anlar. tesadüf odur ki o esnada bir kendisi gibi sefere çıkanlardan ayrı düşen bir köle ile karşılaşır. köle ile birlikte medine'ye döner. köle önde ayşe arkada deve üstünde medine'ye giriş yapılır. bu olay halkın dikkatini ve tepkisini çeker. ayşe'nin peygamberi aldattığı düşüncesi yaygınlaşır, dedikodu alır başını gider.

    bu son derece can sıkıcı olay bir türlü engellenemez. bilindiği gibi ayşe ebubekir'in kızıdır. bu yüzden boşanma olayı iktidar olma meselesinden dolayı pek mümkün görünmez. her ne kadar ali dahil olmak üzere( bu daha sonra ali'ye karşı ayşe tarafından da oluşturulan cephenin ilk başlangıç yeridir.) çevresi pemgambere ayşe'yi evine göndermesi söylense de bunu yapmaz peygamber. onun yerine hemencecik ayetler inmeye başlar.

    nur suresi genel itibari ile bu konu üzerinedir. hatta 31. ayetinde daha sonra iktidarsız olacağını söyleyecek olan ayşe'yi medineye getiren köle bu ayete konu olur.
    bu ayetlerin inmesi ve kölenin iktidarsız olduğunu söylemesiyle konunun üstü kapatılır. zina iddiasında bulunanların dört şahit getirmesi şartı koşulur falan.

    olay bu şekilde kapatılır ama şüpheler ve soru işaretleri devam eder. yalnız kimse bu konuda konuşmaz bir daha.nur suresinde de bu konunun bir daha konuşulmaması için uyarılarda bulunulur. olay işte budur. olup olmadığı konusu kesin değildir ama amatörce bir davranış içine girilip konu kapatılmaya çalışılmıştır, bu kesin.
  • nur suresi 23-26 ayetlerinin inmesine sebep olmus hadise.

    muhammed dedikoducularla basedemeyince allah devreye girmis ve ilgili ayetleri gondermsitir.

    (bkz: yersen)
  • allah'ın trilyonlarca galaksi içinde, inferno galaksisindeki milyarlarca yıldız içindeki bi' gezegenle uğraşırken birden işi gücü bırakıp araya girip hz. muhammed ve hz. aişe'yi barıştırmasını konu eden hadisedir.
  • (bkz: jfk suikasti)
  • (bkz: ifk göteborg)