şükela:  tümü | bugün soru sor
  • iflas durumuna gelmek; (bir örgen için) görev yapamaz olmak.
  • aliskanlik yapan kotu huy.
  • ticareti ogrenmenin bir yoludur...

    eger yapilmasi gerekenleri yaptiniz ve yine de iflas ettiyseniz, bu ekonomik sistemde nasil hayatta kalacaginiz ile ilgili cok onemli bilgileri edindiniz demektir... tabi eger gereken dersleri aldiysaniz...
  • kadere kısmete inanmanın belki de işe en çok yaradığı durumdur. zaten maddi olarak kıçınıza kaçan kaçtığından, kısmetimiz bu kadarmış diyerek en azından akıl ve ruh sağlığınızı kurtarırsınız.
  • askerde yaşandığında içinizi daha da acıtabilecek, büsbütün travmaya yol açabilecek durum. eliniz kolunuz bağlıdır, hayatınız boyunca sahip olduğunuz herşeyin elinizden akıp gittiğini görür, müdahale edemezsiniz.
  • yaşaması zor ama hatırlaması gayet keyifli olan durumdur. bir kez iflas eden birey ikinci kere iflas etmekten korkmaz. nasıl olsa bir şekilde çıkış yolunu bulacağının bilincindedir.
  • bir gün bir şirketin hisselerinde adım geçerse kesin başıma gelecek olan şey. kendimi biliyorum abi, şimdiden görüyorum.

    ilkokulda cumhuriyet bayramında bir maşallah gibi atatürk ilkeleri çapraz tutuş misali önlüklerine yapıştırılacak mankenvari 6 çocuk seçilirken birisinin son gün hastalanması sonucu yerine oyuna dahil olup tören başlamadan "milliyetçilik" yazısı göğsüne toplu iğneyle tutuşturulmaya çalışılırken iğneyi derisine yiyen benim mesela. törenden sonra çekti hoca köşeye, "niye hep gözünden yaş geliyodu oğlum, niye bu kadar duygusala bağladın" diye sordu. "n'apsaydım hocam, iğneyi bana sokmuşsun, ilk başta heyecandan fark etmedim" diyemedim. cevabı "baştan söyleseydin lan göt" olacaktı, biliyorum.

    aynı ilkokulun beşinci senesinde cebeci inönü stadı'na ankara'dan toplanıp götürülen güya her sınıfın en başarılı öğrencileri arasında yerini alıp mekana gidince sıra gelmeden tüm eşofmanların tükendiği haberini alma gibi bir olayım da var curriculum vitae'mde. zaten o sınıftan niye ben seçilmiştim anlamamıştım, sanki tüm inekler hocayla anlaşıp olayı tatlı sona bağlamışlar, tatlı sonu da gelip benim götüme bağlamışlar gibi. buradaki her şey düşünerek yapıldıysa kariyerimde yediğim ilk kazık olarak hesabıma eklerim bunu.

    aynı eğitim maceramın orta okul ayağında insanların vücudunda tüyler kıllara dönüşürken ve sakal adı altına bunun görsel şovları yapılırken babamın arko traş kolonyasını yüzüme bolca sürüp okula gittiğim o mayıs gününü hatırlıyorum, bir de ben en arkada iken önlerden bir kızın "hocam hacı yağı nasıl bir kokuydu?" sorusunu. gerizekalı angut mal kız, o yaşta espri yapacaktın düzgün bir şey yapsaydın bari. şimdi hatırlayıp gülseydim de başarı cünupluğu kariyerimde adın geçmeseydi bu şekilde. akıllı güzel ahlaklı dürüst terbiyeli duygusal kız olursun sanmıştım, geçen gördüm, olamamışsın. biraz üzüldüm ama, hadi yine iyisin çakalo.

    lisede başka dersanelerde bedava eğitim alalım çakallığında iken traktör ödüllü sınava girmediğim için babamdan azar yedikten bir gün sonra o dersanenin bir paralelinde ufacık bir dersanede girdiğim sınavdan sonra elimde faber castel 0.7 kalemle kaldığımı hatırlıyorum. o sınava girerken ödül bir yıllık bedava eğitim demişlerdi. sınava 8 kişi girmiş, sonucumu öğrenmedim hiç. kendimi 8. gibi hissediyorum o günden beri. 8top bilardoya olan sitemim belki de biraz bundan. ne zaman da bir traktör görsem aklıma sakarya caddesi gelir. ya da tam tersi.

    iş kariyerim için de bunun göstergesi olarak bir epilasyon merkezi'nde yaşadığım vukuatı gösterebilirim. yer bahçelievler'de ankara'nın sanırım en ünlü epilasyon merkezi. 7. caddede diyeyim de hatta resmin ismini vermiş olayım. bir gün acil şekilde cihaza müdahale için çağrıldım, bir rus kadın yanımda yarı çıplak halde makinenin tamir edilmesini yarım saat kadar benden zerre rahatsız olmadan izledi. bir gün sonra yine gittim aynı sebeple aynı cihazın başına. önce içeri almadılar, durmamı ve içerisinin müsait olmadığını söylediler, demeseler saldıracaktım tam da ya, bekledim. 20 dakika kadar içerinin müsait olmasını bekledim. ben de sanıyorum ki üçüncü dünya harbinin hazırlıkları yapılıyor içeride, öyle bir telaş. sonra içeriden bıyıklı bir kadın çıktı, ben diyeyim "valla bak tanrı" var, o kadın desin "o zaman tanrı o kadar da mükemmel değil". türk kadınını sevmek lazım, bunu gereklilikler listeme ekledim de, türk kadını da saygı çerçevesinde, özellikle iş çatısı altında olayın amdan çok uzak olduğunu bir ara anlayıversin bi'zahmet.

    hay amınakoyim ya. açmıycam şirket falan. gerekli parayı kazanınca alp'lere yerleşçem ben, milka yiycem ölene kadar da.
  • ticaretin olmazsa olmazıdır. en iyi iş, batırılarak öğrenilir. mümkünse ilk iflaslar otuz yaştan önce, evlenip çoluk çocuğa karışmadan yaşanmalıdır.