şükela:  tümü | bugün
  • çok uç noktalar manasında kullanılır.
    tefrit çok az ifrat da çok fazla manasında sanırım.
  • ikisi de arapçada "aşırı" anlamına gelen fart kökünden gelir.

    ifrad, bu kökün emir kipidir. aşırı olmak anlamına gelir. bireyin kendi kendine yaptığı birşeydir ve osmanlıcada ortalamanın çok üstüne çıkmak olarak yorumlanır (bkz: enterpretasyon)

    tefrit ise aynı fiilin etken ve edilgen çatısının yüklenmiş halidir. yani kişi kendisi aşırı olmamaktadır da genel sıralama itibariyle aşırı uçta kalmakta, bırkaılmaktadır. bir nevi, kişinin iradesi yoktur. işte bu da osmanlıcada ortalamanın çok altında kalmak anlamına gelen tefrit olarak yorumlanır.
  • ifrat; herhangi bir konuda çok ileri gitme, ölçüyü aşma, aşırı davranma manasına gelir. tefrit ise herhangi bir konuda geri kalma, yeterli ölçüde olmama durumudur.

    abartmak duygusunun; artı ve eksi yönlerde uygulanması gibi düşünürüm hep, bu iki terimi. bir şeyi çok fazla önemsemek ve hiç dikkate almamak durumlarıdır. sınırlı insan doğasının, dış dünyaya bir tepki oluşturması ve kavramlara haddinden fazla önem vermesi olarak düşünülebilir.

    misal; evde her gün temizlik yapan bir kadının düştüğü durum bir ifrattır, bu temizliğin ayda bir yapılmasını isteyen kocasının durumu ise tefrittir. elbette ki bunun normali haftada bir kez yapılmasıdır.

    evin temizliği örnek olarak basit bir örnektir, ancak içtimai hayatta çok daha etkili olduğu alanları saymak mümkün.
    kapitalizm haz-elem boyutuyla ifrata düşer ve sosyal hayatın gerekliliklerini önemsemez, buna mukabil sosyalizm insanın bireysel hırslarını görmezden gelerek tefrite saplanır.
    kıskançlık da böyle bir duygudur, sahiplenmek fikrinin bilinçaltında işlemesi ile varlığını belli eder. ancak bunu ifrat derecesinde uygulamak da, kıskanmayı tamamen hor görmek de gerçeğe gözleri kapamaktır. ilki ifrat ikincisi ise tefrittir.

    örneklerle, insanın dengeden ne denli uzaklaşabildiği düşünülebilir. şehvet duygusunda, dünyevi hırslarda, bir kulübün taraftarı olanlarda` :bilhassa tezahuratlarda`, sevgiliye yazılan şiirlerde... ifrata sıkça rastlanır. adaletsiz bir biçimde yönetilen halklarda, kendi düşüncesinin anlam ifade etmediğini düşünen insanlarda da tefrit görünür. insanların en çok yakalandığı hastalıklardan birisi bu ifrat ve tefrit ikilisi sanırım. bu mevzuda orta yolu yani dengeli olan yolu bulabilmek zor olsa da, selametin adalet ve hakkaniyet duygusunda olduğu bir gerçek. hak eden şeye/kişiye/konuya; hak ettiği oranda değeri, sevgiyi, ilgiyi vermek gerek.
  • birleşimi için (bkz: ifrit)
  • genelde ifrat tefritte kalmak şeklinde birleşik kullanılır ki uçlarda bulunmak, marjinal olmak manasına gelir.
  • ifrat, tefrit bir bela,
    fitne eker her bela,
    ibret olsın kerbela,
    anmaksa aleviyim.

    diye grup haykırış'ın bir parçasını hatırlattı bana, uç noktalar demek evet.
  • "ifrat ve tefritin ikisi de kötüdür. hak, ortadadır. ifrat ve tefriti anlatan türkçe bir kelime yok. tarifle anlaşılır. aşırılık denebilir. tefrit de ifratın zıddıdır. ifrat normalden fazla, tefrit de normalden az demektir."

    devamı burada
  • bu iki kelimeyi genel kullanıma sokmak, sistematik düşüncenin gelişimine ciddi bir katkı sağlayacaktır. malum olduğu üzere, türkler göçebe kökenlidir. göçebeler düşünce planında pek de parlak bir sicile sahip değildirler. ancak aksiyoner yönleri güçlüdür. bu nedenle türkçe tek heceli fiillerden zengindir. vur, kır, gel, git vs... gibi. bu minvalde necip fazıl, türkçe'deki en soyut kelimenin "dil" olduğunu, onun da organ isminden türeme olduğunu söyler.

    dikkat ederseniz ifrat ve tefrit kelimeleri diyalektik bir ikilidir. ifrat bir aşırılıktır ama tefrit karşı kutuptaki bir aşırılıktır. bunların her ikisini de aşırılık diye çevirmek çok büyük bir anlam kaybına yol açar.

    misal:

    cimrilik= ifrat
    savurganlık=tefrit
    cömertlik= itidal (ılımlı, orta yol)

    zihin diyalektik olarak çalışır; yani iki zıt kutup arasında sürekli mekik dokuyarak ilerler. bu onun temel çalışma prensibidir. onun çalışma prensibine uyumlu bir dil, elbette düşünce faaliyetini kolaylaştırır. uyumsuz bir dil ise ona sekte vurur.

    gerek kişisel gelişimde, gerekse tüm ilimlerde düşüncenin diyalektik ilerleyişini kavramak o kadar önemlidir ki, ne desem az gelir. bu noktada başarı gösteren kimse, gerçek tefekkür ehli olur ve sistematik düşünmeye başlar. eyyamcılıktan, safsatadan, fikirde çingenelikten kurtulur. siyasilerin ve kalpazan ideologların sahte mantık kurgularından paçasını kurtarır.

    o yüzden bu ikiliyi bol bol kullanalım; tabii yerli yerince olmak kaydıyla.