şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ignàc semmelweis. asepsi'nin fikir babası. çok değerli bir bilim adamı olmasına rağmen unutulmu$, yıllar sonra hatırlanmış, unesco tarafından kendisini bir yıl* adanmı$ birisi.
  • halk arasında (tabii türk halkı) albastı ya da lohusa humması olarak bilinen, kadınların doğum esnasında mikrop kapmasından kaynaklanan, enfeksiyon kana ya da rahme dağılınca lohusanın ölmesine dahi sebep olan bir hastalık vardır. doğumun, temiz ortamda yapılması gerektiğini; hatta bu yüzden kazanla su kaynatıldığını, temiz çarşaflar kullanıldığını biz filmlerden biliriz, kaldı ki biraz mantık yürütsek tahmin ederdik, kadına iltihap kaptırmazdık.

    işte bu tuhaf hastalık, ortaçağdan 19.yy’ın sonuna dek hijyen konusunda nedense her zaman dünyanın gerisinde kalmış olan avrupa’da, bir tür lanet olarak görülürdü. özellikle hastanelerde doğrum yapan kadınlar lohusa hummasına, daha teknik adıyla “puerperal sepsis”e tutulmaktan korkar, hatta bugünün aksine evde doğum yapmak için ellerinden geleni yaparlarmış, hatta, kimi zaman doğum sancıları tutunca hastaneden kaçıp duvar dibinde doğuranlar, sonra bebek kucakta geri dönenler bile olmuş. görünüşe göre, öyle küçük bir oran da değil, her yıl binlerce kadın doğum sonrası komplikasyonlardan dolayı ölüp gitmekteymiş.

    1800’lerin sonu. macar asıllı bir hekim olan ignaz semmelweis, viyana’da tıp eğitimi aldıktan sonra, bir doğum kliniğinde, obstetri koğuşunda çalışmaya başlamıştır, özellikle fakir kesime hizmet veren kalabalık hastanenin pratisyelerinden biridir. bu doğum uzmanı prof, evde doğum yapmamak için yalvaran, hastanede doğum yaptıktan sonra kıvrana kıvrana ölen yüzlerce kadını gördükçe, diğer hekimlerce “allahın hikmeti” olarak görülen bu hastalığa içerlemekte, kendi kendini yiyip bitirmektedir.

    dikkat eder; hekimlerin çalıştığı koğuşlarda lohusa humması yüzünden ölüm oranı çok yüksekken, ebelerin çalıştığı bir başka koğuşta oran çok düşüktür. hekimlerle ebelerin yerlerini değiştirdiğinde, hekimlerin doğum yaptırdığı kadınlarda ölüm oranın yine %30’lara kadar yükseldiğini görür. (ben olsam, hamile kadınları öldüren bir sapıktan kuşkulanmaya başlamıştım, hele de jack the ripper'ı okuyup ingiliz paronayası diye bir köşeye atmadıysam) tabii semmelweis benim gibi paranoyak olmadığından, bir gün, yakın arkadaşı olan hekimlerden biri, lohusa hummasından ölmüş bir kadına yaptığı otopsi sonrasında kendi elini kesip kan zehirlenmesinden ölünce, kafasında bir ışık yanar. akabinde, hekimlerin otopsi yaptıktan sonra ellerini dezenfekte etmeden doğumlara girdiğini, otopside ellerine bulaşan mikropları hastalara taşıdığını fark eder ve bu basit açıklamaya sıkı sıkı sarılarak, tüm hastane çalışanlarına, her otopsiden sonra ve doğumdan önce, ellerini klorlu suda yıkama zorunluluğu getirir. lohusa hummasından ölüm oranı derhal %1’lere düşer, böylesine basit bir çözüm, bir anda binlerce kadının hayatını kurtarıvermiştir.

    ne güzel, değil mi? değil. semmelweis’in hijyen uygulaması, klinikteki hekimleri çok öfkelendirir. asli görevi hasta iyileştirmek olan hekimlerin hastalarına mikrop yayıyor olduğu düşüncesi, hekimlere küçültücü ve gurur kırıcı gelir, üstelik lohusa humması gibi önemli bir hastalığın sebebinin yıkanmamış eller olacağına kimse ihtimal vermek istemez. bundan sonrası biraz karışık; tıpta ulusalcılığın doruklarında olduğu o günlerde, semmelweis, çalışmalarını üstlerinden gelen baskılar nedeniyle yayınlayamaz, hatta hijyen uygulamaları yüzünden hastanedeki işine son verilir, ülkesine postalanıverir. terbiyesiz canım.

    semmelweis, en sonunda lohusa humması konusunda bilimsel bir makale yayınlar, fakat kendisi çalışmalarından emin olsa da, tıp çevreleri tarafından ciddiye alınmaz, bilimsel çalışmalar yapmak yerine şarlatanlık yapan biri olarak nitelendirilir, kanserli hastalarına karalahana yediren bir maymunmuşçasına çalıştığı her hastanede dışlanır, hatta astı olan hekimleri bile ellerini dezenfekte etmeye razı edemez. binlerce kadının gereksiz yere lohusa hummasından ölmeye devam etmesi ve akademik çevrelerce şaklaban yerine konmak, bilimsel çalışmalarını yayınlamaktan bile çekinen, sessiz sakin, efendi bir insan olması muhtemel semmelweis’e ağır gelir ve geçirdiği sinir krizi sonrasında, 47 yaşında bir akıl hastanesine kapatılır, aynı sene de ölür.

    tıp dünyasının dezenfeksiyonun önemine inanması, asepsinin yaygınlaşması, operatörlerin bırak klorlu suyu, ellerini asitli sularda fırçalamaya başlaması için aradan yıllar geçmesi gerekecektir.

    kıssadan hisse: koku alma duyunuzun kış ya da yaz aylarında hassaslaştığını veya köreldiğini hissediyor musunuz? kokuları, özellikle basit kokuları (atıyorum, portakalla kahve) ayırt etmekte zorluk çekiyor musunuz? dikkat edin; hiç aklınıza gelmeyecek psikolojik hastalıkların habercisi olabilir.
  • ırkçılıgın acı bir örneği
  • hakkında türkçe yazılmış kapsamlı bir yazı için:

    http://www.siyahkahve.com/…ex.php?cmd=7&textid=1213
  • macar olan semmelweis viyana tıp okulunu bitirdikten sonra avrupa'nın en büyük hastanesinin doğum kliniğinde çalışmaya başlar. hastaların tamamı fakir veya babasız doğum yapacak kadınlardır ve ebelik ve tıp öğrencilerine öğretim materyali olmayı kabul ettiklerine dair imza vererek parasız doğum yapmaktadırlar. esasen o tarihte paralı kişiler evde doğum yapmakta, 1850’lerde hastaneler “doğum yapacak kadınların ölüme açılan kapısı” olarak kabul edilmektedir. gebeler bir gün ebelerin, bir gün tıp öğrencilerinin servislerine kabul edilmekte, tıp öğrencilerinin servisinde loğusalık hummasından ölümün çok daha yüksek oranda olduğu bilindiği için kadınlar mümkünse bir gün bekleyip ebelerin servisine yatmayı tercih etmekte, bu servis daha kalabalık olmaktadır. tıp öğrencilerinin servisindeki yüksek mortalite semmelweis’ın da dikkatini çeker ve 1841-1846 arasındaki istatistikleri inceleyince tıp öğrencilerinin servisinde 20000 kadar hastanın 2000 kadarının, ebelerin servisinde ise hemen aynı sayıda hastanın 700’ünün öldüğünü, yani mortalitenin % 10 ve % 3 dolayında olduğunu görür. bu sıralarda adli tıp profesörü bir arkadaşının otopsi sırasında parmağına bir öğrencinin bistürisi batar ve gelişen akut infeksiyon profesörün ölümüne neden olur. onun otopsisindeki bulguların loğusalık hummasından ölen kadınlardaki otopsi bulgularına benzediğini farkeden semmelweis, arkadaşının parmaktaki yaranın kadavra materyali ile kontamine olması nedeni ile öldüğü sonucuna varır. esasen ebe ve tıp öğrencilerinin servislerindeki farklı mortalitenin nedenini bulmak için yaptığı karşılaştırmalarda tıp öğrencilerinin servisiyle ilgili tek olumsuzluğun, ebelerin otopsiye girmemelerine karşın tıp öğrencilerinin girmesi olduğunu bulmuştur. yine istatistikleri incelediğinde hastanede otopsi yapılmayan 1784-1822 yıllarında mortalite % 1.2 iken, otopsi yapılan 1823-1846 yıllarında % 5.3’e çıktığını saptar. bunun üzerine, çürüme ve pis koku ile hastalık arasında ilişki düşünüldüğünden, tıp öğrencilerine otopsiden sonra ellerini klorlu kireç suyu ile koku kalmayana kadar yıkamadan servise girme yasağı koyar. nisan 1847’de tıp öğrencilerinin servisinde % 18.3 olan mortalite, ortasından itibaren el yıkanan mayıs’ta % 12.2’ye, yılın kalan 7 ayında % 1.2-5.0’e düşer. kanserli bir kadının muayenesinden sonra muayene edilen 12 gebenin 11’inin loğusalık hummasından ölmesi üzerine semmelweis el yıkamayı yalnız servise girerken değil, her hastanın muayenesinden önce ve sonra zorunlu hale getirir.

    semmelweis bulgularını viyana tıp cemiyetinde sunduğu zaman hekimler hastalarını öldürmekle suçlandıklarını, hakarete uğradıklarını düşünmüş ve şiddetle karşı çıkmışlardır. semmelweis dışlanmış, kontratı feshedilmiş, işine son verilmiştir. budapeşte’ye giden semmelweis 1855’de doğum profesörü olmuş, 1847’deki bulgularını ancak 1861’de yazdığı tekrarlarla dolu, gereksiz uzun ve okunması zor monografi ile yayınlamıştır. yine dışlanan, küçümsenen semmelweis psikolojik bozukluklar içinde 1865’de bir bakımevi-akıl hastanesinde kaderin bir cilvesi olarak kadınlarda önlemeye çalıştığı sepsis ile ölmüştür.
  • "ameliyat sırasında hijyen sağlanmalı mikrop denen küçük canlılar var" demiş ve yaşadığı dönem dışlanmış, deli olarak görülmüş doktor. o yüzden delilere her zaman dikkat edin.
  • insanlığın çok şey borçlu olduğu hekim. düzenli olarak iade-i itibar törenleri ile anılmalı.
  • ne trajiktir ki bu efsane doktorun ölümü de ömrünü adadigi atesli hummaya bagli olarak gerceklesmis.

    binlerce bebeğin ve annesinin hayatta kalmasini saglayan bu insan pis bir akil hastanesinde bakicilarin attigi dayaklarin neticesinde acilan yaralarinin mikrop kapmasi nedeniyle hayata gözlerini yummuş. bu trajik sonuç bana bir şekilde hypatia'yı animsatti.
  • acısını her cerrahi alan enfeksiyonu okuduğumda hissettiğim büyük hekim. uğradığı haksızlık bu cumartesi günü boğazıma düğümlendi. tüm cerrahi kitaplarının cerrahi infeksiyonlar konusunun en başında semmelweis’e adanmıştır yazması ahlaki ve mesleki bir zorunluluk olmalı.