şükela:  tümü | bugün
  • bir şeyden bi kere iğrenirse kişi, onu her gördüğünde, hatta düşündüğünde bile midesi kalkar, kusucak gibi olur. (bkz: cornflakes)
  • ing. karşılığı 'loathe' olan kelme.
  • basit bi savunma mekanizması parçası. iltihaplı yaralara, mikrop bulaşma ihtimali yüksek ter kokulu kalabalık ortamlara, içinden saç maç çıkan pis yemeklere, zararlı böceklere karşı falan. doğurgan oldukları için genlerini ve yavrularını daha bi korumaları gerektiğinden kadınlarda daha gelişmiş olan bi içgüdümsü ayrıca. araştırmalar böyle diyor. çok mantıklı.
  • (bkz: tiksinmek)
  • ilginç bir şey. adeta kafamda bir çok soru işareti var.

    sevgili kedim, yakalayıp öldürdüğü bir fareyi terasın bir köşesine bırakmış (kendisinin kuş ve kertenkele avlayıp getirip ayağımın dibine bırakmak gibi bir huyu var, neyse ki bunu terasa bırakmış) ve ben de bir süre eve, daha sonra da bir süre terasa uğramamıştım. bu akşam şuraları bir temizliyim diyerek terasa çıktığımda önce fareyi sonra onla bütünleşmiş iki parmak kalınlığındaki kurtları farkettim. farkeder farketmez de midem bulandı, terastan kaçıp kapıyı kapadım. terasa çıkmayı bile midem kaldırmadığı için fareden ve kurtlardan nasıl kurtulacağımı kara kara düşünürken olayın kedimin hiç umrunda olmadığını farkettim. hatta bırak temizlemeyi, odamda otururken bile dışarda terasta bu tip bir şeyler olması benim tansiyonumun düşmesine yeterken, kedim cam kenarına tünemiş yalanmakla meşguldü.

    kedilerin farelerden iğrenmediği çok açık heralde. ayrıca kurtlardan da iğrenmiyorlar. hatta kedilerin iğrendiği bir şey var mı onu da bilmiyorum. peki ben niye iğreniyorum? veya pek çok insan niye iğreniyor?

    bu arada 'terasımdaki fare ölüsünü temizlersen sana yemek yaparım' gibi vaatlerle kandırmaya çalıştığım
    insanlardan gelen tepkiler de çok değişik oldu. kadınlardan genelde 'az sonra kusacağım' gibi tepkiler gelirken, erkeklerden 'ne var ya atarız, ne yemek yapacaksın?' gibi tepkiler geldi. bu da başka bir soru getirdi aklıma: kadınlar neden pek çok şeyden erkeklere göre daha çok iğreniyorlar?

    başka bir soru da benim aslında fareden değil, kurtlardan iğrendiğimi farketmemle ortaya çıktı: bir şeyden iğrenip diğerinden iğrenmememiz neye göre oluyor? ya da niye herkes aynı şeylerden iğrenmiyor?
    (ben hamsterlara bayılıp mıncıklarken anneannem kalp krizi geçirecek gibi olurdu mesela)

    bunun üzerine fareyi terasta çürümeye bırakıp biraz internette bakındım. iğrenmenin içgüdüsel bir şey olduğu ve besin zehirlenmesi veya enfeksiyon kapmak tipi şeylerden bizi koruduğu ve doğal seçilim de sağ olsun, böyle evrildiğimiz söylenmiş.

    bu neden bazı şeylerden iğreniyoruz da diğerlerinden iğrenmiyoruz sorusuna yanıt olabilir. bir fare ölüsünden çeşit çeşit bakteri kapma riskim olduğu için, iğreniyorum. iyi de kedim niye iğrenmiyor? aynı şey onun için de geçerli? (bunun cevabı, kedimin iğrenmediği ama onu bu tip şeylerden uzak tutacak başka bir özelliğe sahip olduğu olabilir. mesela kediler, yüzlerini buruşturup kusmaya gitmiyorlar ama gene de bozulmuş yemekleri yemiyorlar. fakat kedim, kapısını kapamasaydım terasta ve farenin etrafında takılmaya devam edecekti ki kendisi için pek sağlıklı bir durum olmasa gerek. ayrıca kedimin üzerine sümkürsem pek umrunda olacağını sanmıyorum. biz bundan iğrenirken, kedi kardeşimizin oldukça tepkisiz kalmasının sebebini anlamış değilim. bir de tabi iğrenmek bir yana söz konusu kurtları yiyen kuşlar var. demek ki kurtlarla temas etmek her bünyede aynı sorunlara yol açmıyor, kedimin umursamazlığı da burdan kaynaklanıyor olabilir.)

    aynı şekilde neden insanların farklı şeylerden iğrendikleri sorusu da yanıtsız kalıyor. hatta hayatta kalmamıza yarayan diğer bir faydalı şey olan korku için de geçerli bu soruların bir kısmı: neden aynı şeylerden korkmuyoruz?

    en önemli soruysa şu: ben bu fare ölüsünü nasıl temizleyeceğim?
  • az önce yaşadım, sanırım kusacağım
    (bkz: doğru orantı)
    fikrim anında değişmeye meylediyor,
  • (bkz: insanları tanıdıkça) oluyor bu durum bende.
  • uçuk çıkarmak ile sonuçlanabilecek tiksinç eylemsi
  • bazı insanların bünyede yarattıkları etki.
  • her seyden igreniyorum yahu.
    annemin babamın bile bardagından icemem. arkadaslarımdan biri misal bir sise kolayı basına diksin, icemem o siseden kola krizine de girsem.
    tuvalet muhabbetlerinden tiksinirim. iki sene evli kaldım, esim tuvaletteyken asla tuvalete girmedim, girmem de.
    erkekler gegirince, bırt yapınca da igreniyorum misal. bunu samimiyet olarak gormuyorum, had bilmezlik olarak goruyorum.
    cok belden asagı espri yapılınca da igreniyorum.
    durmadan igreniyorum, durduramıyoruz efendiler.

    o yuzden kaba erkekten nefret ederim.

    ben lisedeyken sevgilisi olan bir kız arkadasım bana sevincle "opustuk" diye anlatınca "onun tukurukleri seninkine mi degdi. ay igrenc" diye tepkide bulunmus bir insanım la.
    ben bir cok asık olunca igrenmiyorum erkeklerden. o zaman cunku boyle kucuk erkek cocugummus gibi geliyor sevgilim bana ve insan yavrusundan igrenmez.
    onun dısında mutemadiyen igreniyorum.