şükela:  tümü | bugün
  • kuruntuya düşürme
    ayrıca edebiyatta iki anlamı olan bir sözün akla en az gelen anlamının amaçlanarak kullanılması sanatı
  • ks. insan hakları avrupa mahkemesi
  • sıklıkla tevkiye ile karıştırılırmış. tevkiye "iki veya ikiden fazla anlamı olan bir kelimenin yakın anlamını söyleyip uzak anlamını kasdetmek" iken ihamda ikiden fazla anlamı olan kelimenin bir mısra veya beyitte bütün anlamları kasdedilir imiş. vikipedi öyle diyor, ben bilmem, beyim bilir.

    edit: tevriye imiş o, tengri söyledi.
  • iham sanatında cümlede geçen kelimenin iki manası da aynı derece de akla yatkındır. okuyan insan hangi manasının kullanıldığını anlayamaz.

    tevriye sanatında ise kelimenin manası bellidir fakat asıl söylenmek istenen ikinci manasıdır. bir gizleme söz konusudur.
  • edebiyat lugati'nde* "iyhâm" diye geçen söz sanatı. kitaptan sanata dair iki örnek, ikincisi tevriyeye daha yakın gibi:

    --- alıntı ---*
    ıstılâhda müteaddid manası olan, yani hakikî ve mecazî muhtelif manalara delâlet eden bir kelime ve terkibin uzakca manasını kasd etmekdir ki buna "tevriye" de denilir. cevdet paşa* belâgat-i osmaniye isimli eserinde:

    "şeyh-ül-islam mekkî zâde âsım efendi'nin vefatında vak'a-nüvis es'ad efendi meşîhati gözler ve ona hazırlanırken ârif hikmet beyefendi şeyh-ül-islam oldukda es'ad efendi'nin söylemiş olduğu:
    bu beytim yâdigâr olsun cihâna
    tehallüfle derûnum gamla doldu
    bana lâyık iken câh-i meşîhat
    hudânın hikmeti ârif bey oldu
    kıt'asındaki hikmet dahi bu kabildendir." der.

    evet, "hudânın hikmeti" terkibinin yakin manası herkesin bildiğidir. fakat es'ad efendi, oradaki "hikmet"i zikr ile uzak bir manayı, yani şeyh-ül-islam ârif hikmet molla'yı kasd etmişdir.

    yeniçeriliğin ilgasında izzet molla'nın nazm etmiş olduğu meşhur:
    tecemmu' eyleyüb meydan-i lahme
    tuz ekmek haini bir nice bâgî
    koyub kaldırmadan ikide, birde
    kazan devrildi, söndürdü ocağı
    kıt'asındaki "kazan" ve "ocak" kelimelerinin uzak manası olan "yeniçeri kazanı" ve "yeniçeri ocağı" irade edilmiştir.
    --- alıntı ---
  • îyham

    sesteş sözcüğün, yakın uzak tüm anlamları ile şiire dahil, anlamlandırılabilir ve ilişkilendirilebilir oluşuyla, okuru tatlı yorup meraklandıran, şiir sevdiren bir söz sanatıdır.
  • prof. dr. ibrahim kaboğlu hocamın "aihm" yerine kullandığı kısaltma. ona göre doğrusu: "insan hakları avrupa sözleşmesi/mahkemesi"
  • (bkz: avrupa insan hakları mahkemesi/@yalnux)
    kısaltma zor diye kafaya yatan şekilde isim değiştirmek diye bir şey yok, kerameti kendinden menkul bir hukukçu değilseniz. millet ışid demeyi öğrendi, ama nedense koca ülkede bir aihm denemiyor (ki bu da a-i-he-me okunur, ayihim veya başka bir şey değil, hukukçu olsanız da bir şey değişmiyor).
  • bu söz sanatı ile yazılmış hep iki mısra gelir aklıma;

    "hiçbir yüz güzel değil senin yüzünden." (bkz: belki üstümüzden bir kuş geçer)

    "halimden yalnız uyuyanlar anlar." (bkz: soğuk odalar)