şükela:  tümü | bugün
  • sayesinde ülkece dilbilgimizi de sorguluyoruz. aşağıdaki kısaltmaları nasıl okuyoruz bir bakalım:

    thk= te he ke mi, te ha ke mi?
    thy= te he ye mi, te ha ye mi?
    kthy= ka te ha ye mi, ke te he ye mi?
    tdk (türk dil kurumu)= te de ka demiyor muyuz?
    kktc= ke ke te ce mi, ka ka te ce mi?
    ssk=se se ke mi, se se ka mı,
    kpss= ke pe se se mi, ka pe se se mi?
    tsk= te se ke mi, te se ka mı?

    he nin ha, ke nin ka okunduğunu biz ihh'dan öğrenmedik anlayacağınız. bunu bize yeri geldi devlet adamları ve televizyonları, yeri geldi özel tv'ler ve kurumlar öğretti..
  • almanca birinci tekil şahıs olan benin karşılığı ich'in okunuşu.
  • şu an 20si taksim family house'ta kalan 100 el nusra militanını, yarın hatay'a ulaştırana kadar misafir edecek olan vakıfımsı.
  • nagehan alçı'nın delicesine defans ettiği organizasyon.
  • sağda solda el kaide olan ilişkisi varmi diye sorgulanan vakıf.
  • ''mühimmat yüklü tır'' haberi ile gündeme gelen yardım kuruluşu.

    ''hedefte neden ihh var?'' sorusu mutlaka sorulmalıdır.

    kendilerine yönelik operasyonun arkasında ister doğrudan dış güçler olsun, ister malum cemaat olsun ya da her ikisi olsun...
    ihh ile cemaat arasında direkt bir sürtüşme, düşmanlık mevcut değildir. mesele ihh üzerinden yürüyerek akp ye vurmaktır. (akp'liler bunu akp=türkiye olarak yorumluyor) bu tablo ister istemez; ''acaba ihh'nın faaliyetlerinde bir usulsüzlük mü var?'' sorusunu sorduruyor çünkü düşman açık bulduğu noktadan saldırır. ihh'nın akp ile koordineli çalıştığı zaten biliniyor. ihh eski bir yardım kuruluşu. akp öncesindeki hükümetler zamanında bile, hatta islam müslüman düşmanlığı yapanlar zamanında bile böylesi hedef olmamıştı. adını lekeleyecek bir olay olmamıştı.

    şimdi soru şu; ihh akp ile birlikte çalışmasaydı bunlar başına gelir miydi?

    ihh'nın temel kadrosu, muvahhid bildiğimiz ve cihadi hareketlere mesafeli olmayan (yakın olan da diyebiliriz) insanlardan müteşekkil. suriyeli muhaliflere silah yardımı yaptığı daha önceleri de söylendi. hatta ambulanslarla suriyeli muhaliflere silah taşıdığı iddia edildi. fakat bu seferki itham çok büyük ve epey yankı uyandırdı. ihh suriyeli muhaliflere silah yardımı yapmıştır veya yapmamıştır bilemem. müslüman çevrelerce ihh'nın böylesi bir -varsa-faaliyetinin-ihtimalinin şiddetle inkar edilmesi, akp yi köşeye sıkıştırmaya çalışanlara fırsat vermemek içindir. (doğruluk, yanlışlığını söylemiyorum, olay bu.)

    işte ağustos 2012'de ''halep, hama ve idlip'in silaha ihtiyacı var'' diyen bir ihh'lı.

    http://www.timeturk.com/…yaci-var.html#.utbhktjdu8g

    ve hatta mavi marmara yardım gemisinin bir ihh-mit ortak yapımı operasyon olduğu söylenmişti birilerince. (buna da doğru ya da yanlış demiyorum, böyle bir söylentinin olduğunu bilgi olarak geçtik.)

    ihh akp ile de beraber çalışıyor demiştik. ihh dışarı ülkelerde de faaliyet gösteriyor. çoğunlukla yurtdışı çalışıyor.

    türkiye bir nato müttefiki. nato dediğimiz yapı, 28 tane devletin bir araya gelerek oluşturduğu bir savunma paktı'ndan ibaret değil. nato'nun savunma değil de, çeşitli bahanelerle çeşitli ülkelere müdahalesinden de bunu anlayabiliyoruz.

    akp hükümeti de nato ile uyumlu çalışıyor. türkiye'nin ortadoğu politikasında türkiye natosuz, nato'nun ortadoğu faaliyetlerinde türkiyesiz olması mümkün değil...

    peki ihh nerede duruyor?

    ihh akp ile çalışmaya neden ihtiyaç duymuştur? bir müslüman yardım kuruluşu olarak neden bir siyasi partiyle içli dışlı olmuştur? daha doğrusu iktidardaki bir partinin politikalarına alet olmuştur? yoksa akp nin-erdoğan'ın türkiye'ye islam'ı,şeriatı getireceğine mi inanmıştır?! dışarıya yardım götürme konusunda büyük destek mi görmüştür hükümetten? keşke eskisi gibi çalışsaydı da iktidar partisi ile flörte girmeseydi...

    akp, cemaat ya da diğerlerinin penceresinden değil de, müslümanlar açısından bakarsak, önemli olan ihh'nın devletle içli dışlı olmasıdır. bugünkü ithamlardan bir şey çıkmasa dahi, yarın bir gün akp gittiğinde ya da gücünü kaybettiğinde zarar görecek. daha önceden devletle çalışıp da sonradan harcanan örnekler var yakın tarihimizde. bir yardım kuruluşu devletin yörüngesinde seyretmemeli, siyasi oyun ya da atakların içerisinde olmamalı. tek derdiniz mazlumlar olmalı.

    hiç kimse kusursuz değil. hele ki bir kişi, kurum ya da kuruluşu ebedi, toptan kusursuz addedemeyiz. geçmişinde çok güzel işler yapmış olup sonra hataya düşmüş olabilir. (ihh'dan bağımsız olarak konu ile alakalı) belam örneği var kitabımızda.

    mazlumlar adına çok iyi işler yapmış olması, bu eleştiriyi haketmediği anlamına gelmez. bilakis aynı şekilde -eskisi gibi- olsun diyedir bu eleştiri mahiyetindeki yazım.
  • hesaplarından birine, işlem açıklamasına "çatla fethullah patla fethullah" yazıp eft geçesim var, elim kaşınıyor resmen...