şükela:  tümü | bugün
  • başak buğday'ın ot dergideki köşesinin adı.
  • ot dergisinde her ay yayınlanan 10 maddelik kısa, çarpıcı bir o kadar da geçmişle sırnaşık tespitlerdir. eksikleri olmakla birlikte ocak sayısı da dahil olmak üzere aşağıda sözlüğün ve edebiyat severlerin hizmetine sunulmuştur.

    aşkın alevse hasretin bir gol
    1-noktalar tam, virgüller yarım.
    ben yine bildiğin gibiyim.
    2-gidelim istiyorum. buralardan gidelim arabayla, trenle, bisikletle
    ama en çok yürüyerek alalım göz hakkımızı dünyadan
    alalım istiyorum
    3-misafirliğe giderken çantada taşınan ev terliği gibiyim bugün
    kibar ve yorgun.
    4
    5-belinden kavranmamış bir çay gençliği ziyan olmuş bir kadın gibidir. evet, belinden kavranmamış bir kadın.
    6
    7-yeni mevsimler bulmak gerek eldekiler kafi değil.
    8-zaferleri çok önemsememek lazım. sonuçta hepimiz
    babası güreşte yalancıktan yenilmiş erkek çocukları gibiyiz şu hayatta
    9-sordu:nasılsın?
    dedim: nahiye gibi.
    bir şeylerden küçük, bir şeylerden büyük; aralarda bir yerdeyim.
    10

    11-kararsızlık suskunluğu giyindi, dışarı çıktı biraz dolaşır sonra döner diye bekledik dönmedi, aramadı da
    12-söyledim ve sustum
    üstünden bir köprü, iki yaya geçidi
    yedi otobüs üç uçak yolculuğu,
    iki iş değişikliği ve sekiz kase sütlaç geçti
    tanrım bu konuyu konuşmuştuk
    peki, sustum
    13-görüyorum ki zaman bayrağını yarıya indirmiş, suskunluğu ile sınıyor beni buna da varım!
    14-payıma düşen hayat ekmek almak için bakkala inerken kapının arasına konmuş bir terlik gibi bakıyor yüzüme öyle yarım, öyle geçici
    15-şimdi seni seviyorum ya geldiğimden çok, olduğumdan az’ım
    16-yarım bırakmak bazen iyidir her tamamlanmamış şey 'acaba' çengeli sayesinde hoş bir olasılık olarak sulhe sebep duruyor hayatla aramda
    17-ilgimi çeken pek bir şey yok, doğru hayat akıp gidiyor ben de ara sıra başımı kaldırıyor su isteme bahanesiyle muavini çağırıp soruyorum daha çok var mı?
    18-düşürülmüş bozuk para gibiyim bugün eğilip kendimi alacak halim yok
    19-gidenler de ölenler gibi hepsi badem gözlü, hepsi iyi adamlardı
    20-ağır çekim dilek şart kipi yüzüme bak! bulutlar kalın kalın giyinmeye başladı yaz bitti kale hepten boş yapma!

    21
    22
    23-hadi ya!"seni seviyorum" demedim mi hiç?
    oysa bir tek sana gelirken koparmıyorum ucunu ekmeğin. tekrar bir düşün!
    24
    25
    26-ne tas tunçtan ne hoşaf hasından artık
    dam mı kaldı ki düşene denk geleyim! hiç işte!
    27-payı paydasına küsmüş bir yalnızlığım vardı...
    barışır gibi oldum. yan çizdin. hepsi bu!
    28-kalsa sevecektim vurdu kaçtı alamadım yalnızlığının plakasını!
    29-göle atılmış taşın ta kendisiyiz,
    dalga dalga çığlığı okuyabilen yok...
    kadın/erkek meselesi değil ulan!
    "insan" olarak çok yalnızız!
    30-daha önce aynı masada iki çay bardağı olmamışken birbirimize
    bu kadar demli hissetmek?
    açıklaması 'yok'
    sadece 'var'
    hepsi bu!

    ölmediysen gel öldüysen dön!

    31-özlem olduktan sonra ha çemberin içindeyiz, ha dışında
    ne fark eder!
    dönülecek bir yeri, giderek var edenlere selam olsun.
    32-çünkü bilirsiniz beni
    sarılıp büyümek gibi değil benim yolum
    yan yana etrafı izleyerek yürümek gibi
    33-telaşla köşeyi döndüğümde gözlerime çarpmanı çok isterdim
    ve toplarken kirpiklerim için özür dilemeni.
    34-hayata ufak dokunuşlar lazım ve devamındaki dalgayı izleyebileceğiniz yüksek bir tepe.
    bazen yavaş, bazen hızlı nihayetinde haklı dönüyor dünya.
    35-biliriz birbirimizi elbet.
    hüznümüzü ilikleyip de yürümüyor muyuz rüzgara karşı!
    biliriz elbet.
    36-hep başkalarının acıları için vuruldu atlar
    kimse sormadı, ölürken mutlu muydular.
    37-yüklemi uzağına düşmüş cümle gibiyim. uzun ve zahmetli anlaması
    38-hepimiz biliriz ki yazıldığı gibi değil, anladığımız gibi döner dünya
    ve bugün her zamankinden daha yavaş. belki kar yağıyor ondandır yahut dinmiyor özlemin.
    39
    40-"ölmediysen gel, öldüysen dön" demek istediğim insanlar var.
    lakin adlarını bilmiyorum.

    böyle şeyler sadece filmlerde olur!

    41-"ihtimal" ne güzel kelime.
    tıpkı uzun kirpikli küçük kız çocukları gibi.
    üstelik kızıl saçlı ve yetmezmiş gibi çilli.
    ah!...
    42-daha gözlerinin rengini bile bilmiyorum oysa.
    ne garip! ya bakmaya fırsatım olmamış demek ya cesaretim
    43-vicdanın mezarı olmadığı için her katil cinayet işlediği yerde ölür geri döndüğü yalan
    44-kimse görmüyor candaki eyleri. "dön" ve "gör"
    45-ne yöne dönsem yüzüm sen
    46-evet susuyorum ama irtibat kopmuş değil.sadece mesafe uzun, ip gergin. hepsi bu...
    47-dur biraz ya da "kal" de. bir dalga kadar kibar, toplandık gidiyoruz.
    48-kaybetmiş de bulmuş gibi sev beni geçer,
    parmak uçlarımdan öpse mazeretin, tamirim mümkün.
    49-sormasan söylemezdim ya
    yarısı da cesaretlendirmektir aşkın
    50-kirpiklerinde ince, ılık bir el yazısı; günlük hayat okunmuyor. mevsim geçişindendir, dedi. geçmiyor doktor!

    heceleye heceleye öpmek bir ismi

    51-sana en güzel ben yenilirdim.
    bunu hatırla
    52-çünkü emin olmak hızlandırır insanı
    tıpkı kaybetmenin zamanı yavaşlatması gibi.
    53-acıyı hatırlatan elinde kalan ip midir,
    uçup giden balon mu?
    54--şimdi aynanın köşesine iliştirilmiş fotoğraf gibiyim.her baktığında ordayım ama aslen yokum!
    55-kaptanı ihanet etmiş gemiler gibi ağır ve haklı batıyoruz. ağırlığınca haklı.
    56-kim gerçekten kazanmış ki ben kaybetmiş olayım.
    57-karanlıkta söylenen yalanlar sahiplerini tanıyamaz.
    belki de o yüzden öpüşürken gözlerimizi kapatıyoruz.
    58--sahip olunanın bilinmesi, perçemle saklanmış muntazam bir alın gibi. ah! o gülümseme.
    59-mühürden evvel teyel lazımdı. dudaktı, sözcüktü... öpücüktü.
    60-çiğneyip ekmeği duayla, ezip çekirdeğini zeytinin...
    üstüne bastırdım

    "kalbiniz" dedim,
    "ne muhteşem bir kusur."
    benim olsun!

    iman ettim ki anılar insanlardan daha zalim

    61-değişmiyor dilimdeki yara neysem o'yum
    62-nerede bir yağmur yağsa kendi şarkısına ıslanan tahta oyuncak gibiyim
    63-kapağı tam kapatılmamış anılar yerinden oynayan kaldırım taşları gibi sizin de dengenizi bozuyor mu bazen!
    64-artık biz arası dört mevsim süren iki şehir kadar uzak cevaplarız birbirimiz için
    65-madem dönemiyoruz geri durma! değiştir çarşafını bu kaderin
    66-uyku, iyidir dostum zamanı genişletir
    67-gemileri babam da yakar sıkıyorsa denizi yakacaksın!
    68-gönlümüz bakkal defteri değildir efendiler
    69-sakin ol ve kalbini yavaşça yere bırak güzel şimdi kaybol!
    70-...çünkü her nefret ettiğim şey gibi onu da gizliden gizliye seviyorum

    acele caymanın faizidir sayı 21

    71-tesadüf, diyen de var. oysa göz gönlün aradığına denk geliyor hep.
    72-telefon, işin bahanesi.adını söylemeyi özledim.
    73-bir adamın çocukluğunu öğrenmek, dizlerini öpmekle mi başlar hep?
    74-10'a kadar say, sonra sev beni. acele, caymanın faizidir.
    75-inat ettikçe yeniliyor gönül dediğin.
    76-örttüm ve bastım yalnızlığımın ayak izine.
    77-sırtüstü düşünmek:hayal. yüzükoyun düşünmek:plan. neyse hadi kalk biraz da yürüyelim.
    78-büyük balık küçük balıkla bir pazar günü el ele yürümek istiyordu sadece... anlamadılar!
    79-kopan ipin en sağlam yeri, ettiğin küfürdür.
    80-ununa bir sözüm yok... eleğini astığın duvar yıkılsın!

    kaza her zaman kazanır

    81-gençken pişman olmak daha mı kolay?
    82-bir şehrin en yüksek ve en güvenli yeri babamın omuzlarıdır.
    83-artık kabul edelim;bir şeyi gözümüzün önüne koymak, onu orada unutmayı peşinen kabul etmekten başka bir şey değil.
    84-huzur insana en çok sabretmeyi öğretiyor.
    85-beklerken büktüğüm çay kaşıkları, kırıp üzdüğüm kesme şeker... hesabı kapatmaya geldim.
    86-çocuktuk ve hepimiz aynı şeyleri yapıyorduk. belki de en çok bu yüzden utanmıyorduk birbirimizden
    87-kış saati uygulamasını ezelden beri sevmem. hakkım yenmiş gibi hissediyorum. küçükken az oyun oynuyorduk, şimdi fazladan çalışıyormuşum gibi.
    88-ucu koparılmış ekmeğin acısını kim bilir? bana onu getirin!
    89-yorgunum sevgilim. lunapark dönüşü bir sabah, salonda, cilası çıkmış parkenin üstünde sönmüş bulduğumuz balonlar gibi... anlıyorsun, değil mi?
    90-ayrılmayı değilse de çekip gitmeyi severim.

    acı dünden mi kalır yarından mı gelir?

    91-illa bir şey olacaksan gönlüme mukayyet ol!
    92-şiir, bir hayret etme biçimidir!
    93-özne istese de istemese de her yüklem kendi seçer acı çektireceğini
    94-söndür evin ışıklarını ve git kendi anahtarını özledi kilidim.
    95-ilkokuldaydık ve "seni seviyorum" demek, sevdiğimiz çocuğun montunun yanına asabilmekti montumuzu.ben hala montumu...
    96-kalbimi çok kırdılar. incinmek kıskanmanın sakincesi
    97-tüm kızlar, hepimiz çok iyi biliriz ki; bir kere bildik mi neye sahip olabileceğimizi-ya da neyi kaybettiğimizi, diyelim- unutmamız imkansızdır.
    98-büyük denizlerde büyümek için başladı hikaye kendi kuyumda taşıdığım suyu hesaba katmadım.
    99-bak şimdi neredeyiz: kadın ve çocuklar öldü, kaptan ise dua ediyor. günün bebek yüzünü yitirdik, inan bana ve ölümüne uyu, belki atlatırsın.
    100-rüya, uykunun ganimetidir.

    bunlar da numarasını bulamadıklarım. arşivi olan varsa eksikleri söylediğinde ekleyebilirim.

    -herkes sanki birisinde mahsur kalmış gibi.

    -sizin fakirlik 2 yıllık mı 4 yıllık mı?
    4 yıllık, 1 yıl da hazırlık var.

    -"söyle!
    ınsan kaç adımda uzak düşer yalnızlığına?"

    -"insan derdini kendine tarif etti mi
    bulamıyor adresi
    ne bir eczane, ne bir okul
    kayboldum
    kocaman bir meydan var
    hepsi bu!"
  • ot'un* bağımlılık yaratan köşelerden biri.
    (bkz: başak buğday)

    ben gibi bir oduna bile derginin sayfalarını hızlıca çevirtip ilk önce kendini arattırıyor. bozuk gözlerim önce anlamsız rakamları seçiyor ve mutlu oluyorum ama sonra yazılanları okuyunca (idrak edince) mutsuz oluyorum. (duygusal bir odunsam demek.)
    işte böyle bir ilişkimiz var, bu ıhlamurlarla.

    218
    özlemekle geçiyor günler:
    yani geçmiyor!
  • hiç bir yetişkinin diğerine tam anlamıyla yakışmadığı ya da buna yanaş(a)madığı zamanlarda, en azından çocukluğuna inebilecek kadar çocukluğu olanlara...

    140

    ilkokuldyken
    sevdiğim çocuğun soyadıyla denerdim adımı,
    şimdi kimi sevsem,
    küçüklük fotoğraflarımızı yanyana koyup bakıyorum.
    çocukluğumuz birbirine yakışıyor mu diye.
  • 202

    dümdüz yolda yürürken
    ayağımız bir şeye takılır hani.
    dönüp, ayağımızı acıtan şey nedir,
    diye bakarız önce
    bilmek,acıdan daha mühimdir bazen
  • çiğneyip ekmeği duâyla,
    ezip çekirdeğini zeytinin...

    üstüne bastırdım.

    "kalbiniz" dedim,
    "ne muhteşem bir kusur."

    benim olsun!
  • başak buğday'ın ot dergisindeki köşesinde yazdıklarından oluşan ve medu yayıncılık tarafından ekim 2016'da basılan kitabın adı..
    kitabın içindeki desenler ece zeber tarafından çizilmiş..
    arka kapağında yazdıklarına da aynen katılıyorum:
    'bir şiir, öykü ya da roman okurken "işte aynen böyle hissediyorum", "sanki ben yazmışım gibi" deyip altını çizdiğiniz tüm o 'şeyler'in bir araya geldiği bir kitap...'