şükela:  tümü | bugün
  • özge borak için izlenebilecek dizi.
  • maddi olarak oldukca gucluk ceken hanelerde bile artik bir bilgisayar oldugunu iddaa eden dizi. sinan tuzcu için seyredilecek dizi
  • aydın bulut 'un yönetmenliğini yaptığı, yeşilçam senaryolarına taş çıkartacak senaryosuyla göz dolduran dizi.
    özlemişiz meğer böyle kötü adam/kadın, iyi adam/kadının ayan beyan belli olduğu insanları..
    zirâ, artık bu kavramlar etrafımızdaki insanlarda birbirine karışmıştır mâlum.süper keyifli bir yapım..
    aha reklamlar bitti..
    edit: her hafta seyredenleri merak içinde bırakma sahnesiyle de son bulan bulan dizidir.
  • bence bu dizinin izlenme sebeplerinden en önemlisi,en azından benim için, geçen yıl aynı gün aynı saatte ve aynı kanalda yayınlanan çemberimde gül oya şaheseri.insanlarda alışkanlık olmuştu cuma akşamı saat 22 sularında ekran karşısına geçip içi titreye titreye,maksimum duygu yoğunluğunda birşeyler izlemek.tabi bu dizi çemberimde gül oya 'nın kalitesine yaklaşır mı,onun yerini tutar mı ayrı bir konu.konusu basit gibi görünüyor,birisi zenginliğe özenen,diğeri fakir ama gururlu,aralarında bu yüzden devamlı sorun yaşayan iki sevgili,diğer tarafta para,pul,ihtişam içinde yaşayan,işlerinde başarılı iki kardeş.olayların gidişatı ise iki sevgilinin birbirlerinden ayrılıp zengin kardeşlerle sevgili olarak bir içler dışlar çarpımı olacak yönünde ilerliyor.ama oyuncuların kalitesi,dizinin müzikleri,özge borak'ın bakışları ve gülüşleri diziye bambaşka bir hava katıyor.

    sadede gelecek olursam;konusu her ne kadar eski türk filmleri gibi alışılagelmiş olsa da izlenmeye değer bir dizi.zaten diziyi yapanlar da dizinin başında türk sinemasına saygılar diyerek dizinin bir yeşilçam hikayesinde geçtiğini belirtiyorlar.

    sadedin sadedi:özge borak'ın bakışları ve gülüşü harika.
  • bu dizinin şahsen, beni kendine çekmesinin en önemli nedeni, enfes jenerik müziği ve fragmanında yer alan şahane dizelerdir.
    gerçi diziyi izlediğinde aynı tadı bulamıyor insan, klişe senaryo tatmin etmiyor izleyince bir şekilde. ama yine de, bu eksiklik de oyuncuların ve yönetmenin bu sade, alışıldık konuyu güzelcene işlemesiyle kapatıyor kendini bir nebze. ama dediğim gibi, asıl olarak müziği kendine çekiyor seyirciyi.

    diliyorum ki, jenerik müziği güzel olup da daha sonra rating canavarına, magazin programlarına yenik düşen diğer diziler gibi yok olmaz hemencecik
    (bkz: sultan makamı)
    (bkz: kasırga insanları)
    (bkz: gece yürüyüşü)

    edit: bahsettiğim jenerik müziği kesinlikle intizar a ait olan değildi.
  • nikah masası adlı yüce filmin yeni versiyonu olan dizi. ama tabiki bir ümit besen, banu alkandan aldığımız tadı alamıyoruz yazık yazık.
  • tanitim jeneriklerinde her daim bir $iirin bir misrasi yada herneysesi gecmekte olan cogunlukta biyikli insanlarin goruldugu dizi.
  • az buz izlediğim kadarıyla 1962 yılında metin erksan tarafından yönetilmiş olan acı hayat adlı filmin yeniden çevrimi olabilir. gerçi sezon uzun, senaristler ileride konuyu farklı bir yöne de çekebilirler.
  • bülent inal 'in içli içli bakıp yutkunduğu karelerden içimizdeki romantik hallaç pamuğuna dönüp, parçapinçik olmuştur tekrardan.dizinin bu bölümünde bazı yerlerde takılmışlığım vardır. nişanlısının arkasından karakola gitmek için, topuklu ayakkabılarını fırlatıp taksiye elini kolunu sallyarak koşan kızımız taksi parasını nasıl ödemiştir ? bir de o fakir gecekondu mahallesinde, ziyarete gidilen küçük evde bence replikler karıştırıldı.evin kızı gelen misafirine:
    - ne içersin müjgan abla?? diye sordu.
    hayır yani cin tonik, kırmızı şarap, kokteyl türü şeyler için sorarlar öyle zenginler, yoksa ki o replik şöyle olabilirdi:
    -çay var müjgan abla içer misin?
    zengin kısmısının da çok ilginçtir ki , ''bakın hastalıkta bu insanlar da nasıl tek yürek olup üzülebiliyorlar,, mesajı verilmiştir ki lüzumsuz ..biz biliyoruz ki alçak esas oğlan erol taş kıvamında birisi olup, istese de yalan dolan beceremeyen, şeffaf tipli gariban bir kızın ve nişanlısının hayatını mahvetmek üzeredir.. * * *
  • bir tanem!
    sabahı bekledim saatlerce…ama ya sonra?
    sen yoksun ya şimdi…korktum!
    belki sabah olmaz diye…
    olsa da sen yoksun diye…