şükela:  tümü | bugün
56 entry daha
  • oldukça sağlam bir bilim ve felsefe tarihçisidir. tarihçi olarak kavramsal örgüsünü iyi kurar, kaynakları en ince ayrıntısına kadar didik didik eder ve meselenin genel tarih içindeki yerini de oturtur. sadece tarihçi değil tarihin teorik alanlarında da bilinçli bir kişidir. fahreddin razi okumalarından edindiği bir islam tarih metafiziği(demek doğru olur mu bilmem ama en yakın anlamıyla bu) anlayışı vardır. geçmiş-şimdi-gelecek üzerine söylemleri, tarihselliğe atıfları fahreddin razi ve onun etkisinde gelişen islam tarihçiliğinin etkisindedir.

    kısaca çok çok iyi bir tarihçi ama fazla kasıntı bir felsefecidir.

    ihsan hocanın sorunlarının kökeninde sürekli 12-19. yy arası islam toplumundaki kelami diyelim rasyonaliteyle büyülenmesi ve sürekli buna benzer yüksek bir duruşu inşa etme çabası ve tüm sorunlarımızı bu yüksek duruşun olmamasına bağlama yatmaktadır. evet itikadi inancımızı rasyonel bir dile dökerek kendisinin deyimiyle hayat görüşleri inşa etmek itikadımızın bir gereğidir ama tüm sorunlarımızı bu inşa/kendi geçmişinden kendini bulmalar üzerinden görmeler yanlış bakış açıları doğurmaz mı? örneğin tamamen popüler bir düzlemden çıkan deizm tartışmalarında bile bu sorunu görmek ne kadar doğrudur?

    sorun sadece burada değil. sorun çağdaşla yani batı'yla yüzleşmenin sonsuza kadar sürecek olması. batı düşüncesini tamamen tahkik etmekten bahsediyor ama bu ne kadar mümkündür? hadi postmodernler görececi/inşacı onları boşverelim sadece "eşyanın hakikatı sabittir" anlayışına benzer realist yaklaşımları, ahlak anlayışı olarak bize en yakın olanları ve yine sadece ve sadece çağdaş analitik felsefedeki yaklaşımları tahkik edelim de edelim. bunun sonu yok ki ama. çağdaşı kavramanın bir yolu yok o geleneğe ait olmaktan, parçası olmaktan başka. dışarıdan analitik felsefenin alanlarına nüfuz etmek imkansız çünkü.

    gizliden veya açıktan içinde büyüttüğü ayrı bir felsefe geleneği kurmak ideali elbette güzel hoş. ama bunu yapmak fazlıoğlu'nun kafasıyla gidersek imkansız. hem islam felsefe geleneğini bütünüyle(ki burada özcü olmasak işimiz yaşşşşş) kuşatıp anlayacağız, bileceğiz(ki bu imkansız, bir insanın ömrünü misliyle aşan bir gelenek söz konusu) hem de çağdaşa yetişip onu bileceğiz(bu zaten imkansızdı, ahlak, metafizik, din felsefesi en ince konusuna kadar ayrışmış sadece akademik yazının ana mecrası analitik felsefe için konuşuyorum) sonra da tabii ki sırası gelirse ülkemizin güncel sorunlarını da realiteyi idrak ederek katıp karıştırıp bir gelenek kuracağız.

    sonuç olarak ihsan fazlıoğlu etkisinde gelişen akımı tarihi öğretmesi açısından çok yararlı buluyorum. ama bunun sonucunda kendisinin ümid ettiği o akılcı usul ve kelama hakim olmakla kalmamış güncele göre klasik konuları ele alıp geliştiren, tahkikçi bir nesil oluşturması biraz değil baya zor. bunun normal bir insanın çabasını aşacağı ortada(ofluysanız belki olabilir). bu işin en nihayetinde ya kendisinin eleştirdiği özcü yaklaşımlara sahip ayrıştırmacı ya da postmodernlerle islamı sentezleyenler gibi gevşek yaklaşımlar çıkacak. demedi demeyin. don drapper konuşuyor.
2 entry daha