şükela:  tümü | bugün
  • 1908'de istanbul'da doğmuş, 1993'te vefat etmiş eski bir devlet adamı.

    uzun yıllar içişleri bakanlığı ve emniyet teşkilatında görev yaptıktan sonra siyesete girmiş.
    1961'de adalet partisinden bursa senatörlüğüne seçilmiş, sonra çalışma bakanlığı, ardından da 1965'deki demirel kabinesinde dışişleri bakanlığı yapmıştır.
    1979'a kadar çeşitli kereler dışişleri bakanlığı görevini sürdüren çağlayangil, 12 eylüle kadar cumhuriyet senatosu'na başkanlık da etmiş.

    1983'te büyük türkiye partisinin kurucuları arasında yer alan çağlayangil, bir süre zincirbozanda da misafir edilmiştir. daha sonra partisi kapatılan eski bakan, 1990'e dek siyasete dypde devam etmiş, 1993'te vefat etmiştir.

    çağlayangil'in arşiv ilmi, polis psikolojisi ve anılarım adlı üç de eseri bulunuyor.
  • türkiye'nin avrupa ekonomik topluluğuna kabulünü öngeren 22 yıllık geçiş dönemini düzenleyen 23 kasım 1970 tarihli protokole dışişleri bakanı sıfatıyla imza koymuştur.
    sürecin 12 eylül ile kesintiye uğradığı kanaatindeyim.
  • nihat genç'in tabiriyle tam sağcı. hakikaten öyledir. bilmem kaç yıllık siyasetçidir. yaşadıklarını yazsa ciltler yetmez sanırsınız. ama nihat abimizin bağladığı gibi hepi topu anıları 200-300 sayfadır. yine bunun sebebini abimiz şöyle açıklar: adam sağcı, yediği haltları yazacak değil ya. anılarını saklaya saklaya bu kadarını yazmış...
  • bir süre sinassos apartmanı'nda ikamet etmiş insan.
  • cıanın türkiyedeki eylemlerini ilk açıklayanlardan biri..ayrıca iyi yemek yemeği sever ..mesela ekose etekli levrek denince akla gelir...
  • 1970’li yıllarda bir avrupa konseyi danı$ma meclisi toplantısında türk-yunan ili$kileri üzerinde durulurken söz alan yunan yanlısı fransız senatör perridier, ba$tan a$agı türkleri suçlayan bir konu$ma yapar.. arkasından zamanın türk dı$i$leri bakanı çaglayangil söz alarak perridier’in suçlamalarını bir bir cevaplandırır.. ama konu$ması esnasında perridier’den hep rodier diye bahseder.. konu$masını yaparken, türkiye’nin avrupa konseyi nezdindeki büyükelçisi semih günver ikide bir çaglayangil’i ceketinden çeki$tiriyormu$.. çaglayangil konusmasını bitirip yerine oturunca semih günver’e çıkı$mı$:
    — yahu ne diye ceketimin arkasından çeki$tirip duruyordun?
    — fransız senatörün adını yanlı$ söylüyordunuz.. adamın adı perridier, siz sürekli mösyö rodier dediniz..
    — peki rodier ne demekmi$?
    — rodier pahalı bir kumas cinsinin adı..
    — yahu daha ne istiyorsun, böyle bir paçavraya rodier dedikse epeyi iltifat etmi$iz!
  • 1974 yılında ecevit'in çıkardığı af ile türkiye'ye dönebilen osmanlı hanedanı mensuplarına, memleket yönetiminde etkili ve yetkili olduğu dönemlerde, bu iznin verilmesine karşı çıkmış ve aleyhte çalışmış olan devlet adamımız.
  • 1937'de dersim isyanı sebebiyle suçlu bulunup idama mahkum olan sanıkların, cezalarını sorunsuzca infaz etmekle görevlendirilmişti. ayşe hür dersim isyanı ve ihsan sabri çağlayangil ile ilgili şunları yazmıştı bir vakit;

    "..o döneme malatya emniyet müdürlüğü’nde görevli olan ve emniyet genel müdürü şükrü sökmensür’in emriyle, diyarbakır’da yeni yapılan singeç köprüsünü açmaya gidecek olan atatürk’ten seyit rıza’nın hayatının bağışlanmasını isteyecek ‘6 bin beyaz donluya meydan vermemek’ için, duruma el koyan ihsan sabri çağlayangil’e göre usule itiraz eden savcı izinli sayılarak göreve yardımcı getirilmiş, okuma yazma ve türkçe bilmeyen sanıklara ne iddianame, ne avukat verilmiş, asabilmek için seyit rıza’nın yaşı 57’ye indirilmiş, oğlunun yaşı da 17’den 21’e çıkartılmıştı, bölge komutanı alpdoğan paşa, kararın yazılacağı boş kağıdı önceden imzalamıştı. çağlayangil şöyle bitirmişti: “seyit rıza’yı meydana çıkardık. etrafta hiç kimse yoktu. ama seyit rıza meydan insan doluymuş gibi sessizliğe ve boşluğa bağırdı: ‘evladı kerbelayı. bihatayı. ayıptır. zulümdür. cinayettir’ dedi. benim tüylerim diken diken oldu. bu yaşlı adam rap-rap yürüdü. çingeneyi itti, ip boynuna geçirdi, sandalyeye ayağı ile tekme vurdu ve kendini astı. gömüleceği yer türbe olmasın diye cenazesi de yakıldı...” (ihsan sabri çağlayangil, anılar, güneş yayınları, 1990, s. 45-55.).."

    daha başka şeyler de anlatmış ihsan sabri bey, şurdan bakılabilir;
    http://www.taraf.com.tr/makale/2768.htm

    not: mavi istiridye barı'nın dürtmesi ve ilgili başlığı işlemesi ile şunu düzelteyim; ayşe hür'ün yazısında "şükrü sökmensür" olarak geçen kişi şükrü sökmen süer'dir. hata ayşe hanım'a mı ait taraf'ın sitesine mi bilmiyorum.
hesabın var mı? giriş yap