şükela:  tümü | bugün
  • anlaşamama. sonu mahkemeye sevketmeye varabilen durum
  • (bkz: muhtelif)
  • örfte dinî, ictimaî veya siyasî alanda insanlar arasında baş gösteren görüş, yöntem ve eylem farklılığını ifade eder. fıkıh geleneği açısından, ihtilaf-hilaf mukayesesi bağlamında "ihtilaf", hedefleri bir, yolları ayrı olan farklılık, "hilaf" ise hem yolları, hem de hedefleri ayrı olan farklılık demektir. bu yönüyle ihtilaf, aynı ilke ve gayeleri paylaşan insanların, sadece izledikleri yol itibarıyla birbirlerinden ayrıldığını göstermesi bakımından rahmet olarak telakki edilmiştir. hilaf ise, bu özelliğe sahip olmadığından bidat olarak kabul edilmektedir. islâm âlimleri tarihte vaki olan fikir ve mezhep ayrılıklarını farklı açılardan tasnife tabi tutmuşlardır. genelde fikir ayrılıklarını inceleyen âlimler rahmet ve azap noktasından hareketle, hangi ayrılığın rahmet, hangisinin azap olduğunu tespit etmeye çalışmışlardır. bu konuda islâm âlimlerinin görüş ve yorumları gözden geçirildiğinde ortaya çıkan tablo, ihtilafların "usûlî/asıllara ilişkin" ve "furûî/detaylara ilişkin" olmak üzere ikiye ayrıldığını göstermektedir.

    usûlî ihtilaflar: dinin ana kaynakları ve bu kaynaklardan elde edilen ana hükümler etrafında vaki olan fikir ayrılıklarını ifade eder. bu meyanda ortaya çıkan ihtilaflar diğer kısma oranla daha derin ve telafisi daha zor olmaktadır. ayrıca bu alandaki ihtilaflar zaman zaman iman-küfür problemine dönüşebildiği gibi, bazen de dinî yorumlama biçimi olarak sünnet-bidat problemi düzeyinde kalmaktadır. zındıklar, şia, hariciye, mutezile ve islamcı filozoflarla (ehl-i sünnet olarak) aramızdaki fikir ayrılıkları bu sınıfa dâhildir.

    furûî ihtilaflar: dinin ana kaynakları ve bu kaynaklardan elde edilen ana hükümler etrafında fikir birliği içinde oldukları halde, eğitim, kültür, iklim ve muhakeme farklılıkları nedeniyle ayrıntılarda ortaya çıkan ve çoğu ictihadî alanla sınırlı görüş ayrılıklarını ifade eder. bu alandaki ihtilaflara, ana ilke ve gayeleri bir olduğu halde, izlediği yöntem ve anlayış farklılığı sonucu başka başka kanaatlere varan ehl-i sünnet mezheplerinin görüş ayrılıklarını örnek verebiliriz. bu kabil ihtilaflar, insan tabiatının gereklerinden olması ve ümmete sağladığı kolaylık açısından rahmet olarak kabul edilmiştir.

    ilk islâm fetihleri sonrası, dış dünya ile başlayan siyasî, sosyal ve kültürel ilişkilere paralel olarak, islâm dünyasında gerek siyasî ve gerekse fikrî zeminde ciddî tartışmalar cereyan etmiştir. islâm dünyasında ortaya çıkan ilk fikrî tartışmalar genelde büyük günahlar, kader, imamet ve allah’ın sıfatları gibi konular etrafında yoğunlaşmıştır. bu tartışmalar neticesinde hariciye, şia, cebriye, kaderiye, haşeviye ve mutezile gibi fikrî akımlar ortaya çıkmıştır. bu akımlar, dış dünya ile münasebeti daha yoğun olan irak toprakları başta olmak üzere islam coğrafyasının bazı bölgelerinden fikirlerine taraftar toplayabilmişlerdir. fakat islam toplumu, aynı gövdeden uzayan ağaç dalları misali, dinin esaslarında ittifak, detaylarında rahmet anlayışı çerçevesinde ihtilafı benimseyen ve ümmetin çoğunluğunu teşkil eden kalabalık bir kesimi, her devirde bünyesinde bulundurmuştur. bu topluluğa farklı yönlerden bakılarak bazen ‘sevâd-ı azam’ bazen ‘ehl-i sünnet ve’l-cemaat’ bazen de sadece ‘cemaat’ tanımlamasında bulunulmuştur.
  • yoksa kavgalı mı tanrı'yla doğa,
    bundan mı doğanın gösterdiği kötü rüyalar?
    onca özen gösterse de bir ırka
    bireylere karşı ne kadar gaddar...

    alfred lord tennyson,
    in memoriam, 1850.
  • "eşitliğin kendini ortaya koyma biçimidir. ihtilaf eden iktidarla eşitlenir. ihtilaflılık halinde, farklı derecelerde çeşitlilikler olduğu ortaya çıkar ki iç savaş ve sınıf mücadelesi buna birer örnektirler." etienne balibar