şükela:  tümü | bugün
  • bir orhan veli siiri;
    " benim, bardağın , sürahinin ,
    önümüzdesin ; rengin uçmuş,
    bu ; eski , sevdiğim bir duruş
    elin , içinde benimkinin.

    içelim! madem ömrümüz hoş
    geçmiş , tatmamışız ayrılık ;
    madem ne bardağımız kırık,
    madem ne sürahimiz boş.

    bir gün ikimizden birimiz
    içmek veya doldurmak için
    burada olmayabiliriz."
  • geldiginde rahat rahat balik tutup, sarap icebilmek icin, su guzelim yillari calisarak gecirdigim hayatin gercegi
  • eskilere gore, kocayan kurdun kopegin maskarasi oldugu zamandir.
  • kalp,damar tikanikligi,kolesterol,prostat gibi kiyametin alametleri seklinde kendini gosteren son uzatmalar.otenazi ne zaman legallesicek acaba?
  • "gençlik zevklerini insanın elinden ölüm tehditiyle alan bir zorbadır"

    ?
  • ölümü doğuran gebelik.
  • "bugün"ün önemini sessizce haykıran orhan veli şiiridir.

    "bir gün ikimizden birimiz
    içmek veya doldurmak için
    burada olmayabiliriz."
  • insan, yaşamına yeni bir yön verme iradesini gösterebildiği sürece gençtir.
    bu iradeyi gösteremeyip ‘artık yaşamımı değiştiremem’ diyorsa gençliği gitmiş demektir.
    (bkz: vasfi raşit sevig)
    b.s.ang'a ithafen...
  • hayatın gerçeğidir. ölümün ısınma turlarıdır. bu ısınma turları öncesi bazıları ihtiyar olarak dünyaya gelir. vasat amerikan filmlerindeki gibi değil. bedensel ve zihinsel ihtiyarlıktan bahsediyorum. örneğin engelli olarak dünyaya gelmekten. sakat olarak doğmaktan. otistik olmaktan. şizofrenlikten...
    bazıları ise hiç ihtiyarlamaz.
    en mühim olanları ise hızlı yaşayıp genç ölmek yerine hızlı yaşayıp genç yaşlananlardır. işte bu acıdır. işte bu kategori içerisindekilerin canı acır hep.

    olmadıkları her yerde gerçekleştiğini varsayarlar tüm güzelliklerin. bu yüzden koşarlar hep. nefesleri kesilir. nefeslerini ritmine getirmek için deniz suyundan içerler. genizleri yanar. boğazları acır. kusarlar.
    her şeyin idealinin arandığı bir zaman diliminde kadavradırlar. ruhları yorgundur.. bedenleri yorgundur. aynanın karşısındaki vücut, ağzını açmadan, hayat kelimesinden ne anladığını açıkça belirtebilir. anlatır. ve anlarlar.

    kendilerini hayat denne mancınığa koyup da yaşam denen ateşe fırlatırlar.

    tanrı'ya musallat olurlar kendileri. tanrı'ya ve o'nun düzenine. bedenleri üzerinde oynanan oyunlara son verirler. uykuyu yırtarlar. geceyi keserler ortadan ikiye. çıplak elleriyle.
    gerçekle yalanı birbirine geçirirler. neyin gerçek neyin yalan olduğunu umursamazlar. uyumamak için, gerçekle yalanı birbirinden ayırmak için üzerine bir bidon benzin döküp de yakarlar.
    kendi varlıklarının somutluğu için bileklerini keserler. şakaklarına sıkarlar. attıkları her adımda kendilerini nasıl öldürebileceklerine dair bir düşünce gezer beyinlerinde. hiçbirini beğenmezler.
    en asil ölüm şekli olarak yaşlanmayı yeğlerler.

    evrendeki tek adaletsizlik kendileridir. tanrı'nın adil olmadığının ve olamayacağının kanıtıdırlar. her şeyi denerler. her türlü maddeyi kullanırlar. yine de zehir gibi bir zihine, ustura gibi bir bedene sahiptirler. bu yüzden de zehirleyip keserler. hayatlarına girdikleri herkesi. hayatı.
    acıyan kendi ruhları olur. parçalanan kendi bedenleri. ihtiyarlık umurlarında olmaz onların. yaşlanmak umurlarında olmaz. zira onlar, dünyaya geldikleri gün büyümeye başlamışlardır. onlar, dünyaya geldikleri gün ihtiyarlamaya.
  • beni onca zamandır korkutan bir şiirdir.

    büyümek, yaşlanmak değil, yaşlandıkça yitirmek üstüne kurgulanmıştır çünkü, orhan veli orhan veli bakar dizeleri.

    "bir gün ikimizden birimiz
    içmek veya doldurmak için
    burada olmayabiliriz."

    der ve bahseder en kaçınılmaz sondan. elimizden kayan o elleri anlatır, hayat boyu sevdiğimizi kaybetme ihtimalimizi.

    korkarız okudukça şiiri, kırılır kalbimizin sürahisi, cam kırıkları her yanımıza batar.

    öyle bir şiirdir, hüsnü arkan bestelemiş ve saplamıştır içimize.

    neyse, ihtiyarız işte ya da olacağız.