şükela:  tümü | bugün
  • - nabersin abdullah?
    - ii abulhamid, senden?
    - nolsun abi, yıldız sarayını yaptırıyoz işte...
  • "elbette kişilerin öldükten sonraki hayatları biyografilerine dahildir. zaten bu yüzden aynı kişi hakkında her devirde farklı hayat öyküleri yeniden yazılır. değişen algılarla beraber ölülerin biyografileri de değişir. o yüzden, “abdülhamid’i anlamak uzayı anlamaktır” zaviyesinden geçmişe bakanlara bile tahammülle kulak verilebilir; iddiaları sabit “gerçek”lerle çelişmediği sürece. mesela, abdülhamid’in hiç toprak kaybetmediği yalanı: kıbrıs, tunus, mısır, girit abdülhamid devrinde kaybedilmiştir. saltanatının ilk yılları dahil edildiğinde, sırbistan, karadağ ve romanya ile birlikte bugünkü türkiye’nin iki katı kadar toprak kaybedilmiştir. jön türk ayaklanmasıyla rejim değişmeseydi, rumeli vilayetleri de kaybedilecekti."

    [aljazeera'nin anlayisina siginarak ikinci bir paragraf daha alintiliyorum]

    "kaldı ki, erdoğan, avrupa’daki hanedan mensubu monarkların ilgilerini paylaşan abdülhamid’in özel hayatını bilse onunla pek özdeşlik kuramayacaktır, onu yeterince “yerli ve milli” bulmayacaktır. mesela, abdülhamid batı müziğine meraklıdır; almanya’dan çocukları için dört piyano getirtmiştir saraya. piyano ve sair sazlardan bazılarını kendisi de çalabilen abdülhamid’in dediğine göre, “nota bilmek şarttır, güzel bilirim. doğrusunu isterseniz ben türküm ama türkçe havalardan ziyade alafranga havalar, operalar hoşuma gider. çünkü türkçe minördür, insane uyku getirir. hem de bizim türkçe dediğimiz makamlar türkçe değildir, yunan’dan acem’den alınmıştır. türk çalgısı davul zurnadır.” kızı ayşe sultan zaman zaman babasına piyano, keman ve arp çalardı. yıldız sarayındaki küçük tiyatrosuyla gurur duyan abdülhamid italya’dan oyuncular getirtirdi, özellikle verdi’nin operalarını severdi. refik halid karay geriye bakarak abdülhamid devrini “frenkleşmenin halk tabakasına sirayet ettiği teceddüt başlangıcı” sayar."

    http://www.aljazeera.com.tr/…ustafa-kemale-benziyor