*

şükela:  tümü | bugün
  • kutsal roma germen imparatorluğu'na parlak günlerini yaşatan, sicilya'da yaşayan, korumaları arap olan, mısır halifesi ile kanka -ki kutsal toprakları savaşmadan anlaşma yoluyla almıştır-, kendi döneminde yaşayan ilk papanın asi öğrencisi, ikincisinin ezeli düşmanı olan ve kuşlar hakkında bir kitap yazan efsanevi imparatordu.

    almanlar, parlak günlerini kaybedip bir imparator düşledikleri çağlarda düşledikleri imparator friedrich barbarossa gibi kocaman kızıl sakallı ve ikinci friedrich kadar akıllı, bir dağın tepesinde uyuklayan; ama uyanınca kılıcıyla taşı ikiye bölecek kudrette birini imgelemişlerdir. işte o imgedeki zeka bu imparatorun zekasıdır. güç ise friedrich barbarossa'nın gücüdür. bu arada bu destana almanlar kyffhäusersage derler.

    ekleme: von hohenstaufen hanedanlığındandır.
  • robert winston'ın the human mind adlı kitabında hakkında ilginç bilgiler olan imparator.

    kitaba göre, bu imparator deney yapmayı çok seviyormuş ama işi biraz abartıyormuş.
    kitapta verilen 3 örnek;

    1) iki adam seçip ikisini de iyice besledikten sonra birini uyumaya diğerini de ava göndermiş. daha sonra uyuyan adamın yemekleri daha iyi sindirdiğini kanıtlamak için ikisinin de karnını deşmiş.

    2) yine iki adamı havasız bir odaya kapatıp ölmelerini beklemiş. adamların ruhlarının odadan çıktığını görebilmek için dışarıda beklemiş.

    3) dış dünyayla hiç teması olmayan bir yere kapatılmış çocuğun büyüyünce söylediği ilk kelimenin frigcede "ekmek" olduğu efsanesi hoşuna gitmeyen frederick bunu bir de kendi denemeye karar vermiş. çocukların ilk olarak ibranice konuşmalarını beklemiş ama tabii ki umduğunu bulamamış.
  • ilk oryantalistlerden biri de diyebileceğimiz, zamanın (xiii. yüzyıl) kutsal roma-germen imparatorlarından.

    "(...) mısır'ın efendisi (el-kamil, eyyubi hükümdarı el-adil'in oğlu), şu zor dimyat bunalımı esnasında (1221'de, bilmem kaçıncı haçlı seferleri sırasında), frenklerin gelişini bekledikleri bu ünlü friedrich, "el-emberor" hakkında kendine sık sık sorular sormuştur. acaba söylendiği kadar güçlü müdür? acaba müslümanlara karşı kutsal savaş yapmaya gerçekten kararlı mıdır? el-kamil, çalışma arkadaşlarını sorguladıkça, friedrich'in kralı olduğu sicilya adasından gelen yolculardan bilgi aldıkça şakınlığı artmaktadır. 1225'te, imparatorun jean de brienne'in kızıyla evlenip, böylece kudüs kralı olduğunu öğrenince, ona emir fahreddin ibn eş-şeyh gibi nitelikli bir diplomatın başkanlığında bir elçilik kurulu yollamaya karar verir. eş-şeyh, daha palermo'ya varır varmaz büyülenir: evet, friedrich hakkında söylenilen herşey doğrudur. çok iyi arapça konuşmakta ve yazmaktadır, islam uygarlığına duyduğu hayranlığı saklamamaktadır, barbar "batı'yı" ve özellikle "büyük roma'daki" papayı küçümsemektedir. en yakın çalışma arkadaşları ile muhafız alayındaki askerleri araptır, bunlar ibadet saatlerinde mekke'ye yönelerek namaz kılmaktadırlar. çocukluğunun tümünü, o sıralarda arap biliminin önde gelen merkezi olan sicilya'da geçiren bu meraklı insan, kendini dar kafalı ve fanatik frenkler'le pek bir ortak yana sahipmiş gibi hissetmemektedir. kırallığında, müezzinin sesi aralıksız çınlamaktadır.

    fahreddin, kısa bir süre içinde friedrich'in dostu ve sırdaşı haline gelir. kahire sultanıyla alman imparatoru arasındaki ilişkiler onun aracılığıyla sıkılaşır. iki hükümdar, aristoteles'in mantığı, ruhun ölümsüzlüğü, evrenin oluşumu konularında mektuplaşırlar. mektup arkadaşının hayvanları gözlemleme konusundaki tutkusunu öğrenen el-kamil, ona ayılar, maymunlar, çift hörgüçlü develer ve bir fil armağan eder; imparator, bunların bakımıyla özel hayvanat bahçesindeki arap bakıcıları görevlendirir. sultan, batı'da kendi gibi bu bitmez tükenmez din savaşlarının yararsızlığını anlayabilecek, aydınlanmış bir yönetici bulmaktan hiç de memnun olmamış değildir. böylece friedrich'e, onu yakın bir gelecekte doğu'da görmek istediğini ifade etmekte tereddüt etmez, kudüs'ü ona vermekten mutlu olacağını da buna ekler.

    bu bağışın telaffuz edildiği sırada, kutsal kentin el-kamil'e değil de, bozuşmuş olduğu kardeşi el-muazzam'a ait olduğu bilinecek olursa bu aşırı cömertlik daha iyi anlaşılır. el-kamil'in düşüncesine göre, filistin'in müttefiki friedrich tarafından işgal edilmesi, onu el-muazzam'ın girişimlerine karşı koruyacak tampon bir devlet yaratacaktır. yeniden canlanan kudüs krallığı , uzun dönemde mısır ile tehdidleri belirginleşmeye başlayan savaşçı asya halklarının arasında etkin bir şekilde dikilecektir. coşkulu bir müslüman kutsal bir kenti terketmeyi bu denli soğukkanlı bir şekilde asla aklına getiremezdi, ama el-kamil, amcası selahaddin'den çok farklıdır. ona göre, kudüs sorunu her şeyden önce askeri ve siyasaldır: dinsel yan, ancak kamuoyunu etkilediği ölçüde devreye girmektedir. kendini hıristiyanlığa islamiyete olduğundan daha yakın görmeyen friedrich de buna benzer bir tutum içindedir. "kutsal kent'i" ele geçirmek istemesinin nedeni, hiç de isa'nın kabrinde saygı duruşu yapmak değil de, böylesine bir başarının, doğu'ya karşı seferi geciktirdiği için onu afaroz etmiş olan papa'ya karşı olan mücadelesindeki konumunu güçlendirecek olmasıdır.

    imparator 1128 eylülünde akka'da karaya çıktığında, el-kamil'in yardımıyla kudüs'e muzaffer bir şekilde gireceğinden emindir. ama fiili durumda kahire'nin efendisi müthiş sıkıntılıdır, çünkü yakınlarda meydana gelen olaylar bölgesel satranç tahtasını tamamen alt üst etmişlerdir. el-muazzam 1127 kasımında aniden ölerek, şam'ı deneysiz bir genç olan oğlu en-nasr'a bırakmıştır. artık şam ile filistin'i bizzat ele geçirmeyi düşünebilecek duruma gelen el-kamil için, mısır ile suriye'nin arasına tampon bir devlet yerleştirmek söz konusu değildir. bunun anlamı, kudüs ile çevresini ondan tamamen dostane bir şekilde talep eden friedrich'in gelişinden hiç hoşlanmamasına rağmen, şerefli bir insan olarak sözünü tutmaktan kaçınmayacağıdır. ama, imparatora durumun aniden değiştiğini açıklayarak kurtulmaya çalışmaktadır.

    yalnızca üçbin askerle gelmiş olan friedrich, kudüs'ün zaptının bir formaliteden ibaret olduğunu düşünmüştür. bu yüzden bir korkutma siyaseti izlemeye cesaret edememekte ve el-kamil'in duygularına yönelmektedir. ona, "ben senin dostunum. bu yolculuğu yapmaya beni sen teşvik ettin. şimdi papanın ve batının bütün krallarının bu işe giriştiğimden haberleri var. eğer ellerim boş dönersem bütün itibarımı kaybederim. lütfen kudüs'ü bana ver ki, başımı dik tutabileyim" diye yazmıştır. el-kamil duygulanır, friedrich'e, dostu friedrich'e armağanar ve çifte anlamlı bir cevap gönderir: " ben de kanaatleri dikkate almak zorundayım. eğer kudüs'ü sana teslim edersem bu yalnızca kararlarımın halife tarafından mahkum edilmesine değil, aynı zamanda tahtımı alaşağı etme tehlikesi taşıyan dinsel bir ayaklanmaya yol açabilir". her ikisi için de öncelikli sorun görünüşü kurtarmaktır. friedrich, fahreddin'den kendine şerefli bir çıkış yolu bulmasını rica etme noktasına gelir. o da, sultanın önceden verdiği onayla ona bir kurtuluş yolu gösterir. "halk, selahaddin (selahaddin eyyubi) tarafından çok yüksek bedel karşılığı fethedilmiş olan kudüs'ü teslim etmemizi asla kabul etmez. buna karşılık, "kutsal kent" konusundaki anlaşma kanlı bir çatışmayı önlerse...." imparator anlamıştır. gülümser, dostuna tavsiyesinden ötürü teşekkür eder, sonra zayıf birliklerine çarpışmaya hazır olmalarını emreder. 1228 kasımının sonunda çok gösterişli bir şekilde yafa'ya doğru ilerlerken, el-kamil tüm ülkede, batı'nın güçlü hükümdarına karşı uzun ve zor bir savaşa hazırlanmak gerektiğini söyletir.

    bundan birkaç hafta sonra, daha hiçbir çarpışma olmadan anlaşma metni hazırdır: friedrich kudüs'ü, şehri kıyıya bağlayan bir şeridi ve beyt lahim, nazaret, sayda çevresi ile sur'un doğusundaki güçlü tibnin kalesini almaktadır. müslümanlar, kutsal kent'te başlıca tapınaklarının yer aldığı haram eş-şerif kesimindeki mevcudiyetlerini sürdüreceklerdir. anlaşma, 18 şubat 1229'da friedrich ile sultan adına elçi fahreddin tarafından imzalanmıştır. imparator bir ay sonra, islamiyetin kutsal yerlerinde görevli birkaç din adamı hariç müslüman halkı el-kamil tarafından tahliye edilmiş olan kudüs'e girmiştir(...)"

    amin maalouf, arapların gözüyle haçlı seferleri (les croisades vues par les arabes), (mehmet ali kılıçbay çevirisi), sayfa 293-297.

    ii. friedrich'in kudüs'teki saltanatı 15 yıl sürecektir. sonra her nedense (hevesi geçtikten sonra herhalde) memleketine döner. ortadoğu da hayatına inişleri ve çıkışlarıyla devam eder.

    (bkz: les croisades vues par les arabes/@invulnerable)

    edit: matbaa hataları düzeltildi.