şükela:  tümü | bugün
  • cihangir'de bulunan, orhan kemal muzesinin yaninda olan ve onun kitaplarinin satin alinabilecegi anma kahvesi. oglu isik ogutcu tarafindan acilmistir.
  • ikbal kahvesi (kıraathanesi) ya da orkan kemal ve arkadaşlarının takdığı adla '' kahvetül-ikbal'', cağaloğlu alanı ile nuruosmaniye camii arasındaki nuruosmaniye caddesi üzerinde, camiye ve dolayısıyla da kapalıçarşı'ya yakın bir yerdedir. (1960'lı yılların sonlarında kapatılmıştır.) sonradan cihangir'de orhan kemal'in oğlu tarafından bu isimle bir anma kahvesi açılmıştır.
    edip cansever de bir dönem ikbal'in müdavimlerindendir. kapalıçarşı'daki işyeri kahveye çok yakındır. burada orhan kemal ve muzaffer buyrukçu ile buluşurlar. edebiyat dünyasından onları görmek için ikbal'e uğrayanlar çoktur. ayrıca orhan kemal'in arkadaşı arap talat, yelfe ihsan gibi ilginç kişiler de kahvenin sürekli gelenlerindendir.
    salah birsel kahveler kitabı'nda, muzaffer buyrukçu anı ve günlük kitaplarında, nurer uğurlu orhan kemal'in ikbal kahvesi'nde bu kahveden söz ederler.
    ikbal kahvesi yıllarında orhan kemal ile cansever arasında sıkı bir dostluk vardır. yine o yıllarda orhan kemal genç bir kıza tutulur. gözü hiçbir şey görmemektedir. cansever'i bile..
    ''..bir şişe daha içip kalkıyoruz.ne hikaye ne şiir ne edip cansever, ne resim! yani topyekun sanata bile yer yok.'' demiştir..

    velhasıl ikbal kahvesi türk edebiyatı'nın özel mekanlarındandır..
  • kirk bes yil önce nuruosmaniye'ye ciktiniz mi yeditepe dergi ve yayinevi'ne ugrayabilirdiniz. yeditepe'nin biraz ilersinde de ikbal kahvesi. ikbal kahvesi'ne sabahlari orhan kemal gelirdi. onunla sabah sohbetine de muzaffer buyrukcu, nurer ugurlu. orhan kemal bu bulusmalari "sabahiye" diye adlandirirdi. (aslinda sabahiye dügün ertesi damat sohbeti imis) bir masa ötede musa anter otururdu, yaninda sosyal yayinlar'in sahibi enver aytekin. sonra galiba edip polat. öglenleri edip cansever, orhan kemal ile tavla oynamak icin ugrardi. kapalicarsi'daki dükkanindaki siginagindan tavla partileri icin, bir de orhan kemal'in "öke" takilmalari icin ayrilirdi galiba. cumhuriyet'in düzelti ekibi de kemal özer, adnan özyalciner, konur ertop, aldiklari ek isleri orada cözümlerlerdi.
    ikbal kahvesi, orhan kemal'in yazihanesi gibiydi. onu arayanlar telefonla ya da ugrayarak oraya not birakirlardi. o da sabahin dördünde, besinde basladigi günlük calismasini tamamlayinca yasadigi cibali'den saat sekiz sularinda nuruosmaniye'ye, ikbal'e gelir, bir-bir bucuk saat sonra da yayincilar, film yapimcilariyla görüsmye ya da 'is kovalamaya' giderdi.

    sennur sezer, aydinlik günler icin yaziyordu, radikal kitap, 13 nisan 2007, 6
  • orhan kemal ve arkadaşlarından 20-30 sene evvel, yahya kemal'in öğrencileriyle sık sık toplanıp sohbet ettiği kahvehanelerden biridir burası. bu öğrencilerin arasında ahmet hamdi tanpınar da vardır. özellikle yahya kemal ve ahmet haşim'in aynı anda orada bulundukları zamanlarda büyük ilgi görür bu toplanmalar. daha sonra kurulacak olan dergah yayınlarının da ilk tohumları orada, o dönemlerde atılmıştır.
  • buranın yeniden dirilik kazarıması 1951 yılında orhan kemal'in adana'dan istanbul'a göç etmesiyle başlar. artık ikbal, orhan kemal ve arkadaşlarının kahvesidir. orhan'ı buraya bağlayan nedenlerin başında kahvenin ocakçısı, garsonları ve telefonu gelir. kahvenin, babıali'nin ortalık yerinde bulunuşu da bunlara eklenmelidir. orhan'ın arkadaşlarıyla kahvetül-ikbal adını taktıkları, bu kahveye ısınmasının bir nedeni de babasının burayla ilgili bir anısıdır. meşrutiyet'in ilanını, babası abdülkadir kemali bey burada, kahvenin bahçesinde -o zamanlar kahvenin bahçesi de vardır- kaşar peyniri ve simitle çayını yudumlarken işitmiştir.
    orhan'ın hemen hemen bütün günü orada geçer. kışları sabah dokuz sularında damlarsa, yazları altıda, pek pek yedide oradadır. kahve kuşu adına da en çok hak kazanan odur.
    orhan kemal ve arkadaşlarının içtikleri ilk çayların adı "sabahiyye"dir. çaya simit, poğaça gibi yiyintiler de eklenir. dergah 'çıların masaları kapıdan girince solda ise bunlarınki sağ dadır. sabahları kadro hiç şaşmadan düşer kahveye. akşamları da
    kafa çekmeye burada karar verilir. sırasına göre beş, 0n ya da aşkın bir kalabalıkla sirkeci'ye, kumkapı'ya inilir. ya da aksaray'a, beyoğlu'na çıkılır.
    ikbal'i isterseniz bir de orhan'ın kendi ağzından dinleyelim:
    "ikbal bizim için evimiz kadar, dahası, bir bakıma evimizden çok daha bize yakın oldu. orada yurt ve dünyanın siyasal gidişi üzerine az mı düşünceler yürütüldü? devlet ve hükümetlerin siyasası az mı yerildi? hikayeciler, şairler, romancılar, herhangi
    bir oyun, dergiler burada az mı süzgeçten geçti?"