şükela:  tümü | bugün
  • grand theft auto 4 isimli oyunda "krapea" ismiyle resmedilmiş ve hakkında aşağıdaki hayali reklamlara yer verilmiştir*

    "krapea* olarak misyonumuz size kalitesiz mobilyalar satmak ve hayatınızdan ne kadar çalabiliyorsak o kadar saat çalmaktır.
    bize göre bir mobilya alışverişi bir transatlantik uçuşundan daha uzun sürmelidir.
    "shoddi" yatağımızı denediniz mi? seks hayatı olmayanlar için ideal. fiyatı sadece 20 dolar ve montajı 20 saat sürüyor.
    bambu efekti veren saman kağıdından üretildi.

    biz isveçliler sizi dinamitle, sağlam otomobillerle, kitsch pop müzik ve kaliteli pornoyla tanıştırdık. artık yassı paket mobilyalarla tanışma vaktiniz geldi.
    uyduruk bir mobilya alıp onu tüm gece monte etmeye çalışmaktan daha keyifli ne olabilir? osurduğunuzda bile dağılacak tahta görünümlü kağıttan yapılmış bir kanepeyi 50 dolara
    almak varken neden başka bir yerdeki kaliteli bir kanepeye 1000 dolar ödeyesiniz ki?
    size verdiğimiz vida ve yassı tahtalarla dünyayı bile inşa edebilirsiniz. ama sakın o küçücük parçalardan bir tanesini bile kaybetmeyin yoksa işiniz biter.

    mağazalarımıza nasıl gidilir?

    tüm mağazalarımız ulaşılması güç ve trafik sıkışıklığına sahip otoyol kenarlarına kuruludur. yolda giderken havaalanı büyüklüğünde penceresiz bir metal kutuyu
    arayın, mağazamız işte o.

    mağazamız

    mağazamıza girer girmez çocuklarınızı o küçücük oyun odasının içine atın. onlara insan ruhunun küçük yerlerde izolasyon içerisinde yaşadığını öğretin.
    bundan sonra artık labirentimizde gezmeye hazırsınız. içerde pencere veya saat yok. böylece güneşin ve onun zararlı
    etkilerinden kurtulmuş oluyoruz, aynen isveç'te olduğu gibi.

    tüm mağazalarımız tek yön gezilecek şekilde dizayn edilmiştir. amacımız ne olursa olsun sizi çıkıştan uzak tutmaktır.
    sadece yatakodası kısmına direkt olarak gidebileceğinizi mi hayal ettiniz? yol boyunca gerekli gereksiz tüm ürünlerimizin yanından geçmeden oraya
    varabileceğinizi sanmayın. unutmayın, sizi kontrol ediyoruz. bize direnmeye kalkarsanız mağazadaki o küçük kurşun kalemlerimizi gözünüze sokarız.
    sadece okları takip edin, eğer yorulursanız ortalıktaki yataklardan bir tanesine uzanın ve kafanızı son 7 senedir yıkanmamış
    yastıklardan bir tanesi üzerine huzurla yaslayın.

    mağazalarımızda herbir kilometrekarede bir çalışanımıza rastlayabilirsiniz (isveç kronu/dolar kuruna göre bu değişebilir).
    eğer onlardan bir tanesine rastlarsanız ona 50 dolar rüşvet verin ve sizi direk mağaza çıkışına götüren gizli geçite ulaştırsın.

    restoran

    9 saat boyunca mobilya metropolünde kaldıktan sonra, yerel isveç yemeğine ne dersiniz?
    köftelerimiz gri renk köpek maması gibi görünse de oldukça lezzetli ve ucuzdur.

    ev araç gereçleri

    restorandan çıktıktan sonra, temiz hava alabilmek için bir başka katımızla mücadele etmeniz gerçeğiyle vurulacaksınız.
    burada size asla lazım olmayacak şeyleri satmak için elimizden geleni yapacağız.
    metal tuvalet sandalyeleri, ışıklı kokteyl karıştırıcıları, polyester gardrop yer düzenleyicileri, kağıttan yapılmış aydınlatıcılar...

    depo

    gerçekten sadece bir depo mu? yassı paket cehennemine hoşgeldiniz.
    burada bir paketi bir raftan almak için profesyönel bir yük taşıyıcı olmanız gerektiğini farkedeceksiniz.
    tabii ki bizden yardım falan beklemeyin. 50 dolara gardrop almak istiyorsanız 50 kiloluk yassı paketleri havaalanı hangarımızdan kendiniz yükleyip taşımalısınız.

    kasalar

    kasalarımızın olduğu bölge bir mülteci kampını andırır. kasalardaki sıralar cumartesi öğleden sonra bir lunaparkta karşılaşabileceğinizden bile
    daha uzundur. kasaya vardığınızda tam iki gündür mağazamızdan çıkamamış olduğunuzu farkedersiniz ve bu sırada paranız çoktan bize doğru kanatlanmıştır bile.

    exit cafe

    yolculuğunuz çıkış kafemizde son bulacak. yaşama isteğinizi çoktan yitirmiş durumdasınız, ama o da ne? 1 dolara'a sosisli sandviç mi?
    bu herhangi bir insanı neşelendirmeye yeter de artar bile! neşelenin, çünkü daha aldıklarınızı kendiniz taşıyıp monte edeceksiniz.

    aracı yüklemek

    açık havaya ulaştınız. artık yapmanız gereken tek şey aldıklarınızı kamyonunuza yüklemek.
    aa o da ne? yoksa bir kamyonunuz yok mu? haha, son gülen hep biz oluruz. aldığınız yassı kutular asla orta boyutlu bir otomobile sığmayacak
    şekildedir. aldıklarınızı bagaja veya aracın içine sığdırmak hapisten kaçmaktan bile zordur.
    işte burada size gülüyoruz. biz isveçliler aynı zamanda oldukça zenginiz. yine de ülkemizde 6 ay güneş yüzü göremiyoruz.

    kendi başınıza montaj

    sonunda evdesiniz...
    tüm pazarlama stratejimiz aldıklarınızın montajının kolay olduğuna dair sizi kandırmak üzerine kurulmuştu ve siz de bunu yediniz.
    eğer şanslıysanız aldığınız mobilyadan hiyeroglif benzeri bir montaj kılavuzu çıkar. kılavuzun içinde bir tek kelime yazı bile yazmaz...
    böylece aynı kullanma kılavuzunu dünyadaki tüm ülkelerde kullanabilir ve çeviri parası ödemeyiz. kılavuzdaki resimleri ise mağazalarımzda
    kaybolmuş henüz emekleyen çocuklara çizdirdik.

    montaj sırasında unutmayın: en önemli parçalar daima kayıptır. 40 tane vidaya mı ihtiyacınız vardı? biz size 20 tane veririz.
    kuzey avrupada hayat zor ve siz de buna alışmalısınız.
    artık işimiz bitti. mobilyanız sadece ilk taşınmaya kadar garantilidir.

    bu arada, mobilya isimlerimizin (slanpshod, flinkpodd, slapdash, dochenflegen,vs...) ne anlama geldiğini hiç düşündünüz mü?
    isveççe neler diyoruz size bir bilseniz... mobilya isimlerimizin çoğu isveç argosunda penis benzeri anlamlar ifade eder. penis isimli koltuğumuza oturursunuz
    ve biz de buna güleriz."
  • gayet kaliteli mobilyalar satan bir yerdir. mesela bilgisayarımın sehpasını orad
  • bunun restoranında yaran bir açıklama var, her gördüğümde gülmemek için zor tutarım kendimi.

    soru ''neden kendi tepsimi kaldırmalıyım?''
    cevabı da ''size daha iyi hizmet verebilmemiz için..''

    ulan zaten tepsimi kaldırarak, çorbamı tabağa kendim koyarak kendi hizmetimi kendim görmüş oluyorum, daha ne hizmetiymiş bu? utanmasa köfteyi de bana yoğurtacak.

    edit: maliyeti düşürmek amaçlı yapıldığını pekala biliyorum da o düşen maliyet fiyatlara ya da hizmetin kalitesine yansımıyor işte, sorun orada. o tabelaya ''maliyetlerimizi düşürüyoruz ki daha çok kar edelim'' yazsa bir nebze anlaşılır.
  • şimdi bu ikea'nın jeff adında açılır kapanır sandalyeleri var. onun üzerine çıkıp ampul değiştirmek isteyince sandalye kapanıyor, düşüp, ağzınızı gözünüzü kırıyorsunuz. uyarıyı da altına yapıştırmışlar, devrilince gözüküyor.*
  • ankara şubesini konyaya açmışlar.
  • amerika'da zencilerin giydiği mobilya firması.
  • inanılmaz kalitesiz mobilyaları çok pahalı satan marka.

    an itibariyle sitesi incelendiğinde mobilya özelinde konuşacak olursak ürünleri piyasadan daha ucuz değil. alfemo, bellona gibi fabrikasyon mobilya üreticileriyle karşılaştıracak olursak fiyatları başabaş , belki de takım yaparsanız daha pahalı.

    gel gör ki ürünler yerli ürünlerle karşılaştırıldığında çok ama çok dandik. adamlar şifonyer satıyor, bir tane vida çıkmıyor içinden. çekmece parçaları birbirine lego gibi geçiyor. doğal olarak bu çekmecenin içine 250 gr'dan daha ağır birşeyler koyarsanız çekmece çöküyor.

    aynı sistem gadrobları için de geçerli. parçalar birbirine lego gibi geçiyor, 2-3 havludan daha ağır bir yük bindiği zaman üzerine dağılıyor mobilya. bu anlattığım ürünler mağazanın en ucuz ürünleri filan değil. piyasayla karşılaştırıldığında neredeyse başabaş fiyatta ürünler.

    koltuklarını bilmiyorum ama daha kaliteli olduklarını zannetmiyorum.

    ama inanılmaz satış yapıyorlar ve yerden göğe haklılar. çünkü ürünleri şık ve trend. tamam piyasayla başabaş fiyat çekiyor ama piyasa dediğin yerde çekyattan başka bir bok yok. daha kaliteli bir şey alayım desen bile misal koltuğun en görünür yerine alfemo diye logo basıyor adam. bunun çilek odası da böyle, bellonası da. arkadaş deterjan mı bu marka basıyorsun mobilyanın üstüne?

    dünyanın en çirkin şehirlerinde, kasabalarında yaşadığımız yetmiyor; üstüne bir de evin içinde çekyattan başka mobilya kullanamıyoruz. dondurma olarak eriyince köpüren algida yiyip, 2014 yılında çocuklar duymasın izleyerek ömür tüketiyoruz.

    hakikaten cehennem lan.

    lan nerelere geldim bir şifonyerden.
  • yakın zamanda ev döşedim. evin bi odasını da kendi beğenime göre döşeyim dedim. koltuğundan tut çalışma masasına kadar olsun herşey iyi güzel benim zevkime geöre olsun dedim. neyse efendim istanbuldaki bir çok mobilya çarşısına gittim. demirkapı, masko, bayrampaşa... buralarda gördümki o kadar organize olmuş türk üreticisi hala bi bok üretemiyor. ulan toplamışlar sizi bi yere birbirinizden görün de bişeler katın sanatınızın üstüne diye. birbirinizden göründe fiyat düşürün diye... ama nerde. birbirinden görüp fiyat yükseltmişler. malzemesi 700-800tl tutan bir koltuk takımını pazarlıkla 8000tl ye satmaktalar. çeşit yok. vade farkı ile taksit var.

    gel gelelim şimdi ikea ya. mecburen bi odayı ikeadan kurdum. köşe koltuk, sallanan koltuktan tut duvardaki tabloya kadar ordan takıldım. bana maliyeti 2500 3000 civarı idi. dışardan aldığım zaman aynı ürünleri, eğer aydınlatmasına kadar alacaksam 4500 5000 liradan aşağı olmuyor. ayrıca sağlam değil laflarını bende sürekli duydum. ama aldım alalı bi sorun çıkmadı. nede olsa koltuk üzerinde halısaha maçı yapmıyoruz ailece.

    diyeceğim o ki; esasında milliyetçi adamım. çok mecbur kalmadıkça yabancı mala, yada yabancı sermayeye yönelmem. hele de benim vatandaşım kadar çalışkan ise (ki hala öyle olduklarını düşünüyorum) onlara yönelirim sonucu ne olursa olsun. ama gel gör ki arkadaş sırf maskoda 2 tane ford mustang 3 tane porsche bilmem kaç tane jeep gördüm. be amuğa koyyim. siz esnaf değilsiniz ki. siz üzerine para alıp adam s.kiyorsunuz. maliyeti 300 lira olan şeyi 5000 liraya satmaya çalışırken önümde diz çöküp ağlıyorsunuz. sonra ben o siteden clio ile çıkarken sen cebindeki paraların hazzı ile arkamdan jepp ile çıkıyorsun. o kadar parayı kazanıpta bir de sanatına en ufak birşey katmıyorsun.

    ikea istediği kadar yabancı sermaye olsun. sizin gibi ibnelere para kazandıracağıma bu iş için kafa yormuş düzenli disiplinli çalışmış adama para kazandırırım daha iyi. amk!
  • ev eşyası satıyorum ayaklarıyla lokantacılık yapan köfteci.
    mali tablolarını bir açıklasalar her şey ortaya çıkacak. mobilya işi paravan. esas iş köftecilik.
  • uyduruk marangozlarda "işçi maliyeti, montaj maliyeti" denilen şeyi açıklayayım önce;

    canı ne zaman isterse o zaman eve gelen, iş yapacağım diye bindir dereden su getiren, üstün kalite malzemenin bile içine sıçan bir maliyet bu. çok açık söylüyorum 2 günlük işi 3 haftadan önce yaptıramazsınız.

    malzeme maliyeti de basbaya dünyanın en kazıkçı maliyeti, özellikle ufak tefek ayrıntılarda sokuşturuyorlar da sokuşturuyorlar. küçücük bir çekmece kulbuna dünyanın parasını istemeleri mi dersiniz, tasarım olarak malzeme parasına sizi sıkıştırmaları mı. vay efendim orası öyle olamazmış çünkü daha büyük malzeme almaları gerekiyormuş bilmem ne... ayrıca evet siz parasını verip çok iyi malzeme alsanız da içine sıçıyorlar...

    bu bahsettiğim özellikle mutfak dolabı kısmında da geçerli, normal dolaplarda da.

    ha ekleyeyim; adamlara milimetresine kadar çizip götürseniz de anlayamıyorlar istediğinizi. mimar birine bilgisayarda çizdirseniz de anlayamıyorlar ve kendi kafalarına göre yapıyorlar. (tecrübeyle defalarca sabittir)

    özet geç: paranızla rezil olmak istiyorsanız mahalle marangozuna gidin, veya gerçekten bu işi bilen birini bulun. yoksa gidin ikea'ya en azından az para verip, bu kadar ekmek bu kadar köfte diyin.

    hatta bana sorarsanız illa mahalle marangozu seviyorsanız gidin yaptırın, ama sadece tahta, sunta yerleri bunlara yaptırın, gerisini, iç aksamları vs hep ikea'dan alın, kendiniz takın... (en optimumu bu galiba) tabi dolapların tasarımını da ona göre yaptırın, hatta mümkünse iç aksamı, kulpları vs önceden alın, adamlara (marangoz) gösterin.

    tutamıyorum kendimi o kadar sinirliyim, yine ek yapacağım;

    gelip kendileri ölçü almalarına rağmen, sizin de çizimlerinizde açıkça belirttiğiniz halde getirip kurdukları mutfağın çekmeceleri kapandığında duvar ile aralarında (tamamen gerçektir) 30 santimlik bir boşluk kaldığında "ya o rayın daha uzunu yok, onlar standart böyle olacak mecburen" diyebilecek kadar şerefsiz ve ahlaksız insanlarla iş yapmak istemiyorsanız buyrun ikea'lara. her şey gayet net, ölçü belli, montaj yeri belli. sürpriz yok.

    hangi samimiyetten bahsediyorsunuz ki bu türden adamlarla.