şükela:  tümü | bugün
  • istanbul şehir tiyatrolarının barış teması altında oynayacak olan yeni sezon oyunlarından biri.yönetmen yıldıray şahinler. heyecanla beklemekteyiz.
  • ibb şehir tiyatrolarının dün başlayan yeni sezonunda haldun taner'de ilk kez sahnelenmiş, bosnalı danis tanovic'in no man's land filminden yıldıray şahinler tarafından çevrilmiş, uyarlanmış ve yönetilmiş, erkan can ve cem davran'ı da dün izleyenler arasında gördüğümüz keyifli bir oyun. sahne, kostümler, ses, dekor oldukça başarılı.

    --- spoiler ---

    savaş halinde olan iki düşman gruptan 3 askerin arada kalan bir siperde mahsur kaldıklarında aralarında geçen diyalogları ve başlarından geçenleri konu alıyor. duygusal anlar yaşayarak birbirleriyle benzerliklerini, ortak tanıdıkları insanları keşfediyorlar, ama çoğu kez birbirlerine güvenmeyip ilk buldukları fırsatta yine düşman olarak görmeye başlıyorlar. her iki taraf da birbirini savaşı başlatmakla suçluyor. ama yine de bir türlü uzlaşamıyorlar. uzlaşmaya yönelik orada bulunan barış güçlerinin de sahteliğini gözler önüne sermiş sonlara doğru.

    --- spoiler ---

    türkiye'den çok şey bulacaksınız.
  • dramın orta yerinde durup dururken güldürmesi olsun, tarafsızların da bazen taraflar kadar acımasız olabileceğini söylemesiyle olsun, savaşlarda insanlarla birlikte insanlığın da öldüğünün altını çizmesiyle olsun, oyun süresinin ve perde arasının izlenebilirliği hiç zorlamayacak zamanlamada ayarlanması olsun; güzel oyun.

    --- spoiler ---

    o mayına terk edilen asker mevzusu biraz mizansen gibi kalmış sadece. evet belki mesajı daha iyi vermek için öyle bırakılmış, belki olası kurtarma sahnesini oynayacak bir alan değil tiyatro ama böyle de çözümsüz olmayan bir konuda adamı ölüme terk etmek izleyicinin aklına hakaret gibi oldu.
    --- spoiler ---
  • bugünlerde kadıköy haldun taner sahnesi'nde izlenebilecek yeni oyun. şapka altından isim vermeden anlatılan hikayede, yaşadığımız coğrafyaya dair oldukça fazla nokta bulacaksınız. izlemeye değer.
  • 'no man's land' in tiyatro versiyonu. açıkçası filmden daha etkileyici buldum, bunda bizim yaşadığımız bölgeye uyarlanmış olmasının etkisi büyük tabi. oyun versiyonu daha fazla komedi tarzında ve güzel olmuş. 'biz sizin mabedinize saldırmadık, yaralıları tedavi ediyorduk' diyerek gezi parkı eylemlerine ufak bir gönderme yapılmış oyunda. bu ara haldun taner sahnesinde oynamaktadır.
  • yeni sezonun film uyarlaması oyunu. batı cephesinde yeni bir şey yok'u yeni okuduğum için ayrı bi ilgiyle izledim. savaştan komedi çıkarılmaya çalışılmış, e güzelde olmuş. he hoş savaşın komedisi en fazla trajikomik olur o ayrı.

    --- spoiler ---

    gezi göndermesi yaptıkları yerde "oha camiye ayakkabıyla girme mevzunu diyorlar anladınız mı ehe ehe" diyesim geldi. birleşmiş milletlere yaptıkları eleştiriler çok başarılıydı, savaşın iki yüzlülüğü, insan hayatının siyasi hamleler yanında değersizliği iyi vurgulanmış. oyuna dair en güzel nokta ise; silahı birbirine doğrultan iki insanın aslında neden düşman olduklarını bilmemeleri. yan komşusu olsa seveceği, sabahları selam verip sohbet edeceği adamı birileri "bu düşman" diye tanımladığı, farklı renk üniforma giydiği için karşısındakine ölmeyi kendine de öldürmeyi hak gördüğü saçmalığıyla yine yüzleşiyor insan.

    medyanın ne kadar önemli olduğu, bir şeylerin seyrini nasıl değiştirdiği ortada. he tabi bunu tersi için kullananlar da aşikar. mesele insan olmakta ve vicdanda özetle

    --- spoiler ---.
  • bosnalı senarist/yönetmen danis tanovic'in bol ödüllü no man's land (tarafsız bölge) filminden uyarlanan oyun, iki perde ve ara dahil 2 saat 50 dakika sürmekte. trajikomedi türünün iyi bir örneği olarak savaş gibi trajik bir konuyu neredeyse parodiler halinde komedi dilinin zıtlığıyla aktarırken, kaçırılmaması gereken noktalara değiniyor. oldukça sade bir dil kullanılan oyunda her ne kadar evrensel olması açısından yer belirtilmese de isimler ve coğrafya fazlasıyla belirgin.

    tabi trajikomediyi görünce öyle katıla katıla gülmeyi beklemeyin. anlık tepkiler ve yorumlar komik gelmiyor değil ama olayın bütünü doğal olarak fazlasıyla acı. dahası hiç ummadığınız sertlikte gelişmeler öyle ansızın oluyor ki şuh kahkahalarınız içinizde patlayabilir. gülerken neye güldüğünüzü iyi düşünün yani.

    bu arada artık muhsin ertuğrul sahnesi klasiği haline gelen ses problemi sebebiyle bazı yerlerde oyuncuların ne dediğini çözebilmek için boyun tutulmasına sebebiyet verecek kadar yukarıda olan üst yazıya göz atayım dedim de durum içler acısı. ciddi cümle farklılıkları (isimler dahil), geriden gelme ya da cümle atlama gırla gidiyor. iki film birden tadında iki oyun birden amacı güdülmediyse eğer bir göz atılsa iyi olur.

    oyunculuklarda cengiz tangör ve yıldıray şahinler "taraflar" olarak gerilimi inişli çıkışlı, uyumlu bir performans sergiliyorlar. başka yerde karşılaşsalar gayet arkadaş olabilecek iki insanın "sizinkiler" ve "bizimkiler" cephesiyle sorgulamaksızın birbirlerine düşman kesilmeleri savaşın ne kadar korkunç olduğunun altını bir kez daha çiziyor. bahtsız asker soner dinç'in selamlamaya tutulmuş belini tuta tuta çıkmasına ayrıca alkış lütfen. birlemiş milletler barış gücü'nü temsilen son derece nazik asker murat coşkuner, son derece düz asker alp tuğhan taş ve son derece komutan ertuğrul postoğlu da kendi aralarında rahat bir denge kurmuşlar. azmiyle bir çok insana ders verebilecek değerli baletimiz memet sefa öztürk, kısa ama anlamlı rolüyle oyuna değer katmış. belki tek sadeleştirmeye gidilebilirmiş diyeceğim kısım gazetecilerdi. irem arslan ve reyhan karasu'nun oyunculuklarından bağımsız olarak tamamen karakter üzerinden belirtiyorum ki oyun genelde dinamikken gazetecilerin sahnesinde oldukça yavaşlıyor. önemli bir nokta aslında basın sayesinde her şeyin ortaya dökülmesi ve haber alma özgürlüğü. ama sahne olarak olmamış bir şeyler var. ikinci perdedeki durağanlığın büyük kısmı buradan kaynaklanıyor. belki "öbür cephe" gibi dış ses olarak tercih edilmeliydi.

    özetle basit bir kurguya sahip anlamlı bir oyun. insanlıktan biraz ümidim olsa izleteceksin savaş tamtamcılarına bak bir daha yapıyorlar mı derim ama sanıyorum ki içlerinde ya saçmalıyoruz galiba diyen bile çıkmayacaktır. savaş kadar absürd işte.

    son olarak birleşmiş milletler komutanının hiçbir şey göründüğü gibi değil diye başlayan sözlerini iyi dinleyin derim. neden "tarafsız" olamayacakları bundan daha iyi anlatılamazdı.

    edit: süre 2 saat 50 dakika değil, 1 saat 50 dakikadır. el sürçmesi olmuş. uyarılar için teşekkürler.
  • tiyatroseverlere tavsiye ettiğim oyun. uyarlama çok başarılı, oldukça doğal bir tat yakalamışlar. muhsin ertugrul’da izledim, işitme engelliler için üst yazı uygulaması da vardı çok hoştu.
  • gerçekten çok beğendiğim bir oyun. sadece oyunda savaşa ikinci perdede daha çok değinilmesi ve bu geçişteki tempo farklılığı, özellikle ilk bölümdeki komedi unsurlarının da etkisiyle seyirciyi sarssa da -hem olumlu hem olumsuz anlamda-, yine de güzelce sözünü söyleyecek bir oyun sahneleniyor. yıldıray şahinler'in (ejder) ve mehmet soner dinç'in (hacı) performansları övgüye değer.