şükela:  tümü | bugün
  • zam yapmamak için işverenin sunduğu bahanedir. çalıştığım departmanda tek tek herkesi çıkardılar . üç kişilik işi tek başıma yapmaya başladım. 2 senedir zaten doğru düzgün zam alamıyordum. iş tempom neredeyse iki katına çıktı. bugün patron kişisiyle oturdum durumu izah ettim. biliyorum , farkındayım dedi. ama işler bla bla , işsizlik bla bla , çekmece cv dolu bla bla... diye devam etti. dosyanın birinden cv çıkardı . özel ekonomi üniversitesi mezunu biri , işi öğrenene kadar maaş istememiş.sonra diğer dosyaların birinden bir bordro çıkardı. şirketin tam zamanlı çalışan avukatının maaşını gösterdi. asgari geçim indirimi dahil ikibin lira. avukata ikibin lira veriyorum sen yine iyi alıyorsun aslında dedi. maaşlar gerçek rakam üzerinden sigortalandırılıyor , bunu biliyorum. patronum ve eşi bayram tatilinde uzak doğudaydı. eşine yeni mercedes a 180 aldı. gözüm yok ama şurada çalıştığım on senedir bir kez işlerin iyi gittiğini duymadım. avukat arkadaşa da üzüldüm. full takım elbise bond çantayla gezen 2-3 senelik avukat olan yakışıklı bir çocuk. yani dışarıdan ikibin lira maaş alıyor deseler kimse inanmaz. başka bir avukat arkadaşıma anlattığımda piyasa özel üniversite mezunu avukat dolu. hukuk büroları para vermiyor , iş öğrenme ayağına 3-5 sene süründürüyorlar dedi.

    şimdi sindim köşeme çalışıyorum. ikinci taarruzum yılbaşında olacak.

    edit : avukat arkadaşın özel üniversite mezunu olup olmadığını bilmiyorum. özel üniversiteleri küçümsediğim yok. konu patronun bahanesi özel üniversite mezunu parası olan insanlar bile düşük maaşa iş arıyor olması.

    edit 2 : başlık " avukata iki bin lira maaş veriyorum" diye açılmalı diye türkçe üzerinden daşak geçenler olmuş. ben duyduğuma göre yazdım , işveren kişisi iki bin rakamı üzerine baskı yapmak için bu şekilde kullanmıştı.

    debe editi :
    (bkz: oyuncaklar otostopta)
  • o avukatın halt yemesidir. 2.000 lira ile çalışmayı kabul etmeyeceksin sayın meslektaşım, hiç bir avukat kabul etmeyecek.
  • sana cv ve bordro gösterip ikna ettiyse şirkete katkın sıfıra yakın demekki kusura bakma. yılbaşında da sakın taarruz felan edeyim deme işinden olursun bak. yılbaşı argümanlarını söyleyeyim, yüksek kur, artan maliyetler, artan işsizlik, ekonomik kriz. bu krizde bir işin olduğuna dua et felan diyecek. yılbaşında avukatı işten çıkartacaklar haberin olsun.
  • işverenin iş bilmezliğidir,farklı iş yapanların ücretleri kıyaslanamaz.bu işyeri fazla uzun ömürlü olamaz.
  • baro'nun tarifesi bile minimum (yani daha dün ruhsatını almış) 2.250 tl derken, 2000 lira avukata veriyorsa adamın değil meslektaşımın halt etmesidir.

    kendisine en içten saygılarımı sunuyorum.
  • lan meslektaşınıza laf edip durmayın. ankara için konuşuyorum, 1-2 senelik avukatlara verilen maaş 1500 tl den başlıyor. piyasayı bilmiyormuş gibi "möslöktöşömön hölt yömösödör" filan yazıyorsunuz. adamın paraya ihtiyacı vardır, hasta bir yakını vardır, mecburdur. hoş bu hikaye ne kadar doğru bilmiyorum da yeri gelmişken kamu spotu gibi bilgi vereyim istedim.

    her sene ülke çapında 10.000 yeni avukat katılıyor piyasaya. bok gibi bir ton vakıf/devlet hukuk fakültesi var ülkede. iş yok iş. meslektaşınız 10bin istemeyi bilmiyor mu? bilmiş bilmiş konuşan insanlara ayar oluyorum ya. mesleğin ilk yılları katipten farklı değilsiniz. bu süreçte kendinize bir şeyler katarsanız ne ala, belki o zaman maaşınızı yükseltirsiniz ya da kendi büronuzu kurarsınız.. öyle atıp tutmaya benzemiyor gerçek hayat.

    hayır sorsan herkes en az 4bin alıyor ama nedense barolar yıllık aidatlarını bile ödeyemeyen avukatlarla dolu.

    ekleme: o yazdığım 1.500 tl var ya yine iyi bir miktar. öyle teklifler var ki yuh aq dersiniz. full icra işi yaparsın, batık borçlardan bir şeyler çıkarırsan 3 kuruş prim alırsın ama bunu bahane ederek öyle düşük maaş önerir ki iş veren, aklın şaşar. katip çalıştırılmayacak maaşa avukat çalıştırıp katiplik + avukatlık yaptırır. miktarı yazmayacağım merak eden mesaj atar.
  • işimden ötürü tüm çevrem iş adamları vs...

    şimdi çok acı bir olgu anlatacağım.
    özel üniversiteymiş, çok avukat varmış, işe katkısı azmış falan boş konuşmayın kardeşim. bunlar hiç bir şekilde akademik eğitim almış bir insanın alın terini değersiz kılmaz.

    o kadar orospu bir memleket olduk ki şu an ülkemizin en çok kazanan ve en refah içinde yaşayan çalışan kesimi eskortlar oldu. öğleden sonra uyan, kuaföre git. akşam sunset'te, chilai'da yemeğini ye; sonra ortaköy'de yada nişantaşında clubte eğlen. seks yap. günde en az 2-3 bin lira kazan. beyaz yakalılar 200-300 lira zam için çırpınırken; duyuyorum, 'bmw 3.20 mi alsam' diye fikir soruyor. sonra 'aman boşver 1 hafta daha çalışayım bmw 4 alırım' diyor. alıyor da!

    eskortlarla ilgili sorunum yok. şu noktaya değinmek istiyorum:
    bunlara bu paraları veren kim?
    iş adamları ve patronlar
    yani mühendise, dersanedeki öğretmene, avukata ona buna 2000 lira maaşı zor verenler... eskortlara her hafta en az bir kere olmak üzere gecede 4-5 bin lira verenler...

    adamın dersanesi var. 'öğretmenlere haftada 2 gün yerine 4 güne çıkardık 12 saatlik mesaiyi, hepsi trip atmış bir de 1800 lira maaş alıyorlar' diyor. her cuma ve cumartesi 2'şer eskortla çıkıyor.
    bir başkası meşhur bi restoranın sahibi. bir şubesinde işler kötü diye bir tane temizlikçiyi işten çıkarmış müdürü. 'kuryeler artist ya, oğlum yerleri sil temizlikçiler yetişemiyor sen de boş durma diyoruz. ağız burun eğiyor pezevenk. 1300 lira para alıyor bir de' diye anlatıyor. asgari ücret! geçen ay yanımda esra ceyda kardeşlere 6bin dolar verdi. kişi başı 3binden. bu benim gördüğüm ama her pazar gecesi alem gecesidir, biliyorum.

    bu ülkede sorun; işçilerin emekçilerin okumuş eğitim almış kişilerin patronlar tarafından böyle ezilmesine sikilmesine izin veren; alın terini değersizleştirenlerdir. neo liberal sistem ve bunu getirenlerdir.

    öğretmenlerimizin kıymetini bilelim, öğretmenler gününüz kutlu olsun.
  • gerçek hikaye. istanbul'da da 1-2 sene deneyimli avukatlara verilen maaş bu civarda. üstelik yeni mezun ise bu maaşa da olsa iş bulabilirse kendisini şanslı sayıyor. aynı paraya 2-3 sene deneyimli avukat da bulunabilirken yeni mezunlara bakılmıyor.
  • ülkemizdeki hakim anlayışa göre avukata iyi para veren birinin sözleridir.

    çok dolu olduğum bir konuydu iyi denk geldi.

    buradan öncelikle uyarayım. hiçbir yakınınıza hukuk fakültesini tercih etmesini önermeyin. hatta hukuk fakültesinde okuyan yakınlarınıza yol yakınken bırakmasını söyleyin.

    niye mi? bu ülkede avukatlık bitmiş kardeşim. başta pek sevgili meslektaşlarım kaynaklı olmak üzere avukatlık bitirilmiş bu ülkede. danışma ücreti almayan, 5 liralık işi 1 liraya alan, bu nedenle 5 lira kazanmak için 5 tane iş alıp hiçbirine doğru düzgün bak(a)mayan, 15-20 yıllık kıdemi olduğu halde 500-1000 liraya iş alan, büyük bir davasına baktığı müvekkilinin diğer küçük işlerini ücretsiz takip eden, sermaye sahibi olup "masraflar benden ben dava sonunda alırım." diyen avukatlar bitirdi bu mesleği. bilgilerini, emeklerini bedavaya satan avukatlar, baro yönetimine gelip meslek koşulları için çalışacağına baroda yöneticiliği siyasete basamak olan gören avukatlar bitirdi bu mesleği.

    kimse danışma ücreti almadığından alamıyorsun. telefonla bir şekilde sana ulaşanlara bürona davet ederken danışma ücretlidir deyince ne geliyorlar ne de telefonu açıyorlar.

    15-20 yıllık kıdemli avukat koca anonim şirketin işlerini aylık 500-tl'ye takip ediyor. yeni mezun, bürosunu yeni açmış avukat ne yapacak bu durumda bu işi 100-150 liraya mı takip etmesini bekliyorsunuz?

    adam ağır ceza dosyasını 1500 liraya alıyor. yeni mezun, bürosunu yeni açmış avukat ne yapacak bu durumda bu işi 250-300 liraya mı takip etmesini bekliyorsunuz?

    adam başka bir işinden sağlam avukatlık ücreti aldığı müvekkilini bedavaya boşuyor. başka dosyalarını ücretsiz takip ediyor. insanların "ya avukat bey bizi hanımla bir anlaşmalı boşayıver, bizim bir icra dosyası var borçlu olduğumuz borç kapandı onun hacizlerini bir kaldırtıver." deme cesaretini siz onlara verdiniz sevgili meslektaşlarım. ulan ben 10 yıldır her gün sigara, öte beri aldığım mahalle bakkalına "senelerdir senden alışveriş yapıyorum bu gofreti de bana bedavaya ver." desem adam beni sopayla döve döve dükkanından siktir eder. düz esnaf kadar dik duramadınız emeğinizin karşılığını isterken sayın meslektaşım.

    fırıncılar odası bile yıllardır ülkede ekonomik durum belliyken ekmeğe zam yaptırtabilirken siz avukatlık asgari ücret tarifesinde adam akıllı iyileştirme yapamadınız sayın barolar birliği yöneticileri. başka avukatın yanında sigortalı çalışan meslektaşların içler acısı halini bildiğiniz halde hiçbir şey yapmadınız sayın baro yöneticileri. yanında çalışan meslektaşlarına köpek gibi davranan, emeğinin karşılığını vermeyen bazı kodaman meslektaşlarım baro yönetimine aday olurken nasıl da hariçten gazel okudunuz, iki yüzlü davrandınız genç meslektaşlarımızın sorunları ile ilgileneceğiz, onların önlerini açacağız falan diye. ulan ben sigortalı çalıştığım dönemde askere gittiğimde insanlara utancımdan maaşımı söyleyemiyordum bile. 3 kuruş paraya hayatımda hiç gitmeyeceğim illere, ilçelere 13-14 saat otobüs yolculuğuyla uykusuz hacze gidiyorum, günde 9,5 saat mesaim var, cumartesi yarım gün çalışıyorum, sürekli sağa sola gönderilmekten dilekçeleri evimde geceleri, haftasonları yazıyorum desem insanlar acırdı lan bana.

    sen ucuza fazla fazla iş alan ve hiçbiri ile doğru düzgün ilgilenmeyen, üç celse üst üste mazeret veren, davalı vekiliyken mazeret bile vermeye gerek duymayan sayın meslektaşım senin yüzünden insanlar avukatlara güvenmez oldu. senin yüzünden "dosyayı bir avukata verdim, hiç ilgilenmedi, yaktı bizi." diye sağda solda avukatlara sövüyorlar.

    bu satırları ankara hukuk'tan mezun olan 4-5 yıllık, kendi bürosunu yakın zamanda açmış bir avukat olarak yazıyorum. hukuk okuduğuma, hele hele ankara hukuk gibi insanın ömrünü çürüten bir yerde okuduğuma çok pişmanım. keşke herhangi bir üniversitede herhangi bir mühendislik okuyup yurtdışına kapak atmanın yollarını arasaydım. ulan var ya bu ülkede avukat olacağıma keşke kanada'da isveç'te oto yıkamacı, bulaşıkçı olsaydım da en azından huzurlu bir ülkede yaşasaydım. fark ettiyseniz hakimlik, savcılıktan hiç bahsetmedim ankara'da dayın yoksa hiç sınavına bile girme, parana yazık.