şükela:  tümü | bugün
  • hürrem sultanın kızı mihrimah sultana aşık olan mimar sinanın, mihrimah sultanın hürrem sultan tarafından siyasi sebeplerle rüstem paşa ile evlendirilmesinin ardından, kendini sanata verdiğini anlatan (bkz: mürvet sarıyıldız) tarafından kaleme alınan roman.aslında süre gelen bir hikayedir bu aşk. üsküdarda iki cami yapılması şeklinde anlatılmıştı ve şimdi roman olmuş. musteşem yüzyıl ve hürrem sultan bu kadar meşhurken bu kitap satar.
  • mola kitap yayınlarından çıkmış, çiğdem mürvet sarıyıldız tarafından yazılmış ve mimar sinan'ın mihrimah sultan'a aşkı sebebi ile yaptıklarını anlatan kitaptır.

    mimar sinan mihrimah sultan'a aşık olduğu dönemde evlidir ve karısının adı mihridir. şaka gibi. ama murphy'nin daha psikopatça davrandığına da tanık oldum. bir arkadaşım'ın hayatında üç tane adamakıllı ilişkisi olmuştu ve üçüncüsü ile evlenmişti. üçünün adı da pınar'dı ve doğum tarihleri aynıydı. kabus gibi lan. ve evet bir ara kendisinden şüphe duyuyordu; ''acaba manyak gibi farkında olmadan bunları arayıp, buldum mu diye?.

    neyse efendim; bir de kitabı alırsanız şaşırmayın diye söylüyorum; yalnızca sağ sayfalarda yazı var, sol sayfalar tamamen boş. bence güzel. yazmak isteyenler için ayrılmış gibi. hatta bir ara ben de aynı hikayeyi boşta duran sol sayfalara mihri'nin gözünden yazsam mı diye düşünmedim değil.
    ama öyle çok şey düşünüp o kadar çok bez değiştiriyorum ki; sonunda kendimi hep primadonna gibi hissediyorum. kısmet
  • tamamen hayal mahsülü olan bir kitap. hiç bir kaynakta mimar sinan ile mihrimah arasında bir aşkın olduğu yazılı değildir. bu ancak tarihi iki önemli şahsiyete atılmış bir iftiradır. bir kere benim bildiğim sinan bu camileri yaptığında 80'li yaşlarda idi. mihrimah sultan da hayır hasenatı seven bir hanım sultan idi. e babası koskoca sultan iki cami yaptırmış çok mu, bu romanı yazanlar mihirmah sultanın hicazda açtırdığı kuyuları biliyor mu acaba? insanımız bu tarz hikayelere inanmayı sevdiği için çok okunuyor ve çok satıyor bu tarz kitaplar. bu fırsatı değerlendirenler her daim oluyor tabi.
  • türk dili ve edebiyatı mezunu olan ve aynı zamanda türkçe öğretmenliği yapan mürvet sarıyıldız tarafından yazılmış romandır. yazarın aldığı eğitim ve kariyeri göz önünde bulundurulduğunda, satırlar arasındaki imla hataları ve anlatım bozuklukları okuyucu daha çok rahatsız ediyor.

    sayfalar ilerledikçe daha çok göze çarpan hatalardan örnekler vermek gerekirse;
    1) “öndeki yeniçeri ile arkasındakilerin arasında mesafe az kalınca lütfi paşa ve yeniçerilerde daha hızlı hareket etmeye başladı.” (19. sayfa)
    2) “o sabahta diğer günlerde yaptığı gibi masasının üzerine eğilmiş bir proje üzerinde çalışıyordu.” (99. sayfa)
    3) “ileride benim içinde bir cami yapar mısınız?” (101. sayfa)
    4) “bir süre sonrada kendinden geçti.” (109. sayfa)
    5) “sultanım sizde bilirsiniz ki aşk ne dinler tarafından inkâr edilir ne de yasalarla yasaklanabilir.” (109. sayfa)
    6) “bunun içinde elimden gelen bütün çabayı gösteriyorum.” (117. sayfa)
    7) “senin devlet işlerini öğrenmen ileri de hepimizin hayatını kurtaracak, unutma!” (117. sayfa)
    8) “mihri ortalık da yokken acısını daha kolay yaşıyordu.” (153. sayfa)
    9) “benim değilsen elinde olamadın ya” (167. sayfa)
    10) “bilmeyecekti kendisi için yaptığını eserlerini.” (171. sayfa)
    11) “bu halde giderseniz değil dünyanın bilmesi siz bile kendinizi unutulacaksınız.” (185. sayfa)
    12) “bu nasıl bir imtihandı ki âşık olduğu kocası bir başka kadına âşıktı ve kendisi bir köşeye geçilmiş gün gelecek sinan tarafından sevileceğini ümit ederek bekliyordu.” (187. sayfa)
    13) “yoksa babanın başına bir iş gelse sende, bende öbür dünyayı boylarız.” (209. sayfa)
    14) “derviş, sinan’ın sanatkârlığından çok aşkını anlatmak için yaptığı için bu camiyi yaptığını biliyordu.” (211. sayfa)
    15) “temmuzun sıcak günlerinden birinde rüstem’in gözlerinde tahtın gölgesinin dolaştığını, gözlerini dünyaya son kez yumduğunda yanı başında oturan kadını fark etmedi bile.” (245. sayfa) yazar cümleyi uzatacağım diye, iki cümle arasında özne-yüklem uyumuna dikkat etmeden anlatım bozukluğu içeren bir cümle kurmuş.
    16) “kalpte yanan aşk ateşini, söndürecek, suyun gözyaşları olduğunu biliyordu.” (255. sayfa) bu cümle, sınavlarda virgülün cümle içinde farklı yerlere konmasında anlamın nasıl değiştiğine güzel bir örnek olabilir. yazar romanın genelinde devrik cümleler kurarak, kendince edebi bir anlatım sağladığını düşünürken, bariz anlatım bozukluklarına yol açmış.

    velhasılıkelam, romanı okurken gözüme çarpan imla hataları ve anlatım bozuklukları beni rahatsız etti. ama türk dili ve edebiyatı mezunu olup türkçe öğretmenliği yapan yazar bu hataları yaparken galiba hiç rahatsız olmamış.
  • cin ali serisinin bile edebi değeri bu kitaptan daha fazladır gözümde.zaten kitabın yarısı boş sayfalardan oluşmakta, okumakla harcadığım zamana(yaklaşık 1.5 saat) yazık!
  • yazarın fantezilerini konuşturduğu bir kitap.
    mihrimah ın dogum gününde ay ve güneş bu caminin üstünde gerçekten karşı karşıya geliyor mu bilmiyorum. gerçek olduğunu varsaymak gerekirse, okurken acaba ciddi ciddi böyle basit cümleler kurulmuş mu demedim değil. biri diyorum koca mimar sinan, biri padişah kızı, yani saray erkanı şahıslarmış bunlar.
    biraz ağır cümleler kurulsaymış, sanatsal yanı olsaymış kitabın, en azından basit olmazdı.

    bana kalırsa bir tarihçi akademisyen gözüyle bu konunun ele alınması daha doğru olurdu,hem gerçekte olan biten ne öğrenilmiş olunurdu hem de hikayelere, fantezilere yönelinmezdi.
  • kitabın konusu hoş, ayrıca yazıldığı dönem itibariyle dikkat çekiyor.

    tarihi karakterler hakkında bir roman yazmadım ama birisi ben yazıyorum, bastırıp, satacağım diye ortaya çıkıyorsa orada tarihsel, kati gerçekler olmalıydı. bu nedenle yazık ki, 2 camiinin varlığı hariç -ki nasıl yapıldığını kim bilebilir- yazarın hayali olmaktan öteye geçememiş. sehzadelerden mustafa ve mehmet'in ölümleri ile hürrem'in, mihrimah'ın ölümünden bahsedilmiş ancak sadece benim bahsettiğim kadar. öldü diye. keşke soldaki boş sayfalara da bunlar yazılsaymış.

    bir de, edebiyat mezunu bir kişinin gereken yerlerde -de, -da ları ayrı yazamayışı da içler acısı. çünkü kendisi türkçe öğretmeni. bu demektir ki, o kişinin öğretmenliğini yaptığı bir kuşak daha bunu öğrenemeyecek.
  • mahya gibi kısacık bir zaman diliminde ışıl ışıl parlayan ve sonra kaybolan aşktır salt kelimelerin çağrıştırdıkları itibariyle.
  • kısa ama büyüleyici bir konuyu, uzata uzata, etkileyici olmaktan öte bayıcı ve sıkıcı anlatmış bir kitap. kısa cümleler kuracak kadar olgunlaşamamış bir yazar. mürvet sarıyıldız
    üstelik kitap kalın görünsün diye, başka bir sebep bulamıyorum, sol sayfaları boş.
    imlâ kurallarına uymaması ise, beni bile rahatsız etti. (bkz: #26268381) ki ben çok anlamam. hele yazar türkçe öğretmeni... asıl kitap olması gereken konu bu. arkadaş haklı. (bkz: #26717316)

    mihrimah farklı zamanlarda, mimar sinan'dan 2 külliye inşa etmesini ister. mimar sinan önce üsküdar'a, vapur iskelesinin hemen karşısı, gelinlik eteği kubbeli, sonra edirnekapı'nın oraya, istanbul'un en yüksek tepesine, her milimetre karesi dahiyâne şaheserlikle dolu külliyeleri inşa eder.
    mihrimah sultan'ın doğumgünü tarihinde üsküdar'daki caminin minareleri arasından ay yükselirken, edirnekapı'nın ordaki caminin minareleri arasından güneş aynı sırada batmaktadır. (çknz: #galata kulesi)
    (bkz: http://i.imgur.com/6sk60.jpg)
    koca sinan 2 kıtaya birden mihrimah adını yazmış. aşk var ya da yok.....
    mihr: güneş, mah: ay. mihrimah
  • bana ait degil ama ben de belirtmeden yapamayacagim, cin ali bile daha edebi ve daha mantiklidir.