şükela:  tümü | bugün
  • sabah uyanmak için bir sebep olarak ifade ediliyormuş.
    (bkz: çay)
  • eksikliği depresyon sebebi. kendimden biliyorum.
  • bu japon konsepti 4 elemente dayanıyor:

    sevdiğin, iyi olduğun, insanlığa hizmet eden ve para kazandığın bir şeyi yaparsan ikigai denen varoluş nedenine ulaşırsın. bir nevi mutlu olma veya halinden memnun olma hali.

    fekat bu 3 öğeden biri varken 4.sü eksik olursa, duygusal hata durumları ortaya çıkar, şöyle ki:

    sevmediğin şeyi yaparsan: rahatsın ama boşluktayım hissi
    insanlığa hizmet etmediğin durum: tatmin var ama, işe yaramazlık hissi
    para almadığın şeyi yaparsan: haz ve doygunluk var ama parasal rahatlık yok.
    iyi olmadığın şeyi yaparsan: heyecan ve hoşnutluk var ama belirsizlik hissi

    ama ayrıca da diyor ki 2 elementin birlikte olduğu yerlerde de ek durumlar vardır şöyle ki:

    sevdiğin ve iyi olduğun durum: tutku
    iyi olduğun ve parasal kazanç sağladığın durum: uzmanlık
    para kazandığın ve insanlığa hizmet ettiğin durum: kutsal görev
    insanlığa hizmet ettiğin ve sevdiğin durum: misyon, görev.

    venn şemasıyla anlatım gelsin:

    http://citizenpost.fr/…/2017/06/dagjkcrxyaao-nk.jpg
  • çok mantıklı bir şey, ama hayat şartları kendi "ikigai"ni bulmaya izin vermeyebilir.
  • aynı ismi taşıyan kitap sayesinde haberdar olduğum kavram.

    bu kavram insan için elbetteki çok elzemdir, insanın hayattaki rolünü ve duruşunu belirler. bu açıdan dahi bakıldığında, kavramın hayatlarımızdaki önemli etkisini anlayabiliriz.

    ancak aynı ismi taşıyan kitap için bu kadar güzel şeyler söyleyemeceğim. goodreads linki buradan kitaba göz atabilirsiniz.

    kitap gayet güzel başlıyor önce onu söylemem lazım insanı okumak için heveslendiriyor. ancak kitap sanki gerçek kitabın bir demosu, bir fragmanı gibi yazılmış. kitabı okurken aklıma gelen sorular, kitap boyunca yanıtsız kalıyor.

    sırf ikigai'yi bulmak bölümü bile başlı başına bir kitap olacakken, içeriği herkesin okuyabileceği, popüler bir kitap olma hevesinden dolayı kırpılmış, yumuşatılmış.

    içeriği kırpılmış, yumuşatılmış bölümler arka arkaya geldikçe kitabı okuma hevesiniz kayboluyor, sıkılmaya başlıyorsunuz. bir noktadan sonra kitabın sorulara cevap vermesi ile ilgili ümidiniz tamamen tükeniyor.

    puanım: 2/5, okuma süresi: yaklaşık 80 dakika.
  • toplamda iki, üç sayfalık bir konuyu 170 sayfaya yayan bir kitap. ilk başta çok aydınlanacaksın hissiyatı yaşatsa da aslında aynı şeyi tekrar tekrar anlatıp okuyucuyu oyalıyor. tüm kitabın özeti: hayattaki amacını bul, sağlıklı beslen, egzersiz yap, geçmişe değil ana odaklan. kitapla ilgili hoşuma gitmeyen kısım japonya'da uzun yaşayan insanların bulunduğu adadan bahsedip doyurucu bilgiler vermemesi. sığ bir şekilde sağlıklı yaşıyorlar işte denilmiş. okurken yazarların gezisinden bir kesit hissiyatı yaşatıyor. iyi de ben sizin bilmem ne taşının önünde fotoğraf çekildiğiniz bilgisini ne yapayım? bir diğer saçmalıkta çoğunluğu şehir hayatında trafikle boğuşarak yaşayan bizlere sabahları sebze seranızda 1 saat geçirin öğüdü vermesi. oldu o zaman.*

    sabah 6'da kalkıp güneşi selamlayan ve diğer insanlara iki saat merhaba dedikten sonra evine dönen teyze gibi yaşayamam ki ben:/ öyle bir alanım ve çevrem yok.
  • olgunlarda "en çok dedikodusu yapılan kitap" olarak anons edilen kitaptır.

    okur muyum, hayır tabi.
  • aralık 2017'de indigo kitap'tan çıkan bir kişisel gelişim? kitabı.

    tam bi bestseller pişmanlığı.
    zaten puntoların boyutundan, sayfa boşluklarından vs belli oluyordu ne mal olduğu ama işte bi mal da ben olduğum için dayanamadım.

    güzel şeyler anlatmaya çalışan ama o güzel şeyi anlatacak kadar öğrenmemiş ve içselliştirememiş iki insanın yazdığı kitap.

    hani bazen olur; bi doğruya çok yaklaştığınızı hissedersiniz ama anlatmak isteseniz karşınızdakini aynı şekilde aydınlatamazsınız ya, öyle bi kitap olmuş.
  • tam bir overrated. ne yazık ki uzun süren en çok satanlar orucumu bozarak, biraz da japonlardan öğreneceğim çok şey vardır düşüncesiyle aldığım ama bilmediğim pek bir şey öğrenemediğim kitap oldu. kitabı japonlar yazmamış ki ne bekliyorum. yazarları da sağolsunlar hiçbir derinlik katmadan genel bilgiler verip geçmişler.

    kitaptan aklımda kalanlar:

    -japonlar yemeklerini küçük tabaklarda ve olabildiğince çeşitli yerlermiş. bir de gökkuşağına yakın bir renk paleti oluşmasına dikkat ederlermiş masada. yani farklı sebzelerin ve meyvelerin oluşturduğu bir çeşitlilikten söz ediyorum.

    - steve jobs apple'ın temelleri atıldığı dönemlerde japonya'da bir porselen sanatçısından çok etkilenmiş ve tasarım konusunda ilham kaynağı hakkında bilgi almış kendisinden.

    - ünlü japon yazar haruki murakami yakın çevresi hariç kimse ile görüşmezmiş. çok nadir halkın içine çıkarmış.

    erken kalkıp güneşi selamlama, spor yapma öğütlerine değinmiyorum; bunlar bildiğimiz şeyler.