şükela:  tümü | bugün
  • "narsist bir partnerle yüzleşmek" alt başlığıyla 2011 yılında iletişim yayınları tarafından basılan, ikili ilişkileri mercek altına alan doyurucu bir kitap. yazarlar, pascale chapaux-morelli ve pascal couderc...

    pascale chapaux-morelli, psikolojik şiddet mağdurlarına yardım derneği başkanı.
    pascal couderc ise psikanalist, klinik psikolog ve bağımlılık uzmanı.

    "basit küçük manipülasyonlar çiftlerin gündelik hayatlarının bir parçası olsa da, “narsistik sapkınlık” biçimini aldığında önemli bir soruna dönüşür. narsist partner kendi iktidarını yerleştirmek ve eşini kendi istediği kişiliğe büründürmek için baştan çıkartıcı, kurnazca yollara başvurur. avının kanını sonuna kadar emerek kendisinde eksik olanı çekip alır ve böylece kendisini tamamlar. günümüzde gitgide daha sık rastlanan bir ilişki modeli haline gelen narsistik manipülasyon ilişkileri bu kitabın konusunu oluşturuyor." deniliyor arka kapak yazısında.
    “bir çift oluşturmak, tek başımızayken asla olmayan sorunları çözmek için çözümler aramak zorunda kalmakla eşdeğerdir” diyor yazarlar. ve bu sorunları yaşamış kişilerden örnekler vererek ilişkilerdeki narsist manipülatörü inceliyorlar. “hayatınız onu mutlu etmeye çalışmakla geçiyor ve hep başarısız mı oluyorsunuz? ailenizden ve arkadaşlarınızdan nasıl olduğunu anlamadığınız biçimde uzaklaştınız mı? o halde, bir narsistik sapkınla aynı hayatı paylaşıyor olabilirsiniz.” herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir kitap velhasıl.
    kitaptan bir alıntı daha verelim:
    “dengeli ilişkide bağ ve özgürlük kavramları iç içe geçer, ben ile biz arasında incelikli bir dozaj vardır. herkes yeterli bir özerklikten yararlanır, fakat hala çok şey paylaşılır.
    bütün bu çiftler yine de ideal denge eşiğine gelip çarparlar. model özerkliğe saygıya ne kadar yönelirse, çelişik ihtiyaçlara vesile olacağı da o ölçüde aşikardır. bireyleşme süreci, bir çift içinde işleme durumunda olduğu andan itibaren ister istemez paradoks taşıyıcıdır: hem bağımsız ve özerk olmak, kişisel kabul görmek istenir; hem de güvenlik, iyice yerleşme, yalın anlamda aşk ihtiyacı duyulur. herkes karşısındakinin eksilmez bağlılığını hissetmeyi isterken, onu, özerkliği garanti ettiği varsayılan özel bir bahçenin saygın mesafesinde tutmaya çalışır.”
  • insanı gerçeklerle yüz yüze getiren derin çözümlemeleri olan muhteşem kitaptır. kitabın narsistik sapkını anlattığı bölümlerden alıntılar vermeye devam edelim:

    "(narsistik sapkın) elini öteki üzerinde ve ilişki üzerinde tutarak kendini korur, kafasını rahatlatarak , hesaplayarak, kendini bırakmaktan kaçınır. derin ve ısrarlı duygular hissetmek, narsistik sapkının gözünde en kötü risktir. yani denetim ve hükümranlık yitimidir. sevmek; sunmak ve dolayısıyla maruz kalmak demektir, ama onun sunacak neyi vardır?... doldurulacak boşluğa gelince, onun bir türlü sebat edememesi ve rüzgar gibi geçen duygularının yoksulluğu bundan kaynaklanır. narsistik sapkının kalbi dipsiz bir kuyudur, hep doyumsuz biridir. doyum sağlar sağlamaz anında "boşalır".... o, tatmin edilemez. ne onlar ne de başka biri tatmin edebilir. onu tatmin edebilecek tek istikrarlı ve besleyici şey, geçmişte onda eksik olandır."

    "sapkının arzusu yoktur, ihtiyaçları vardır, dolaysız tatmin arar. öteki yoktur; onun bütün teşebbüsleri nafile kalabilir. sapkının hiçbir şeyi yoktur. ne ıstırap ne de ıstırabın anısı veya maddesi.. bu nedenle kendisinde eksik olanı -esasen de yaşamı, yaşamsal özü- çekip alabilmek için bir avın kanını emme yönünde önlenemez bir atılımla hareket eder."

    "bütün bunların üzerine şu da eklenir: narsistik sapkın, başkasının ıstırabına elbette duyarsızdır. bu tür durumlarda duygulanma lüksünün bedelini ödeyemez. bu onun için imkansızdır. empati yoktur, duygudaşlık yoktur.... onun duygusu olmadığını, dolayısıyla acı çekmediğini unutmayalım!"

    "böyle bir ilişkiden kurtulmak için (bu ilişkide kalmak sonsuza dek ıstırap çekmek anlamına gelir) kadının dışarıdan destek aramaktan başka çaresi yoktur."
  • kısa bir süre önce satın aldığım ve her satırının altını çizdiğim, önemli konularda akademik - tecrübe karışım bir sos hazırlayarak hayata ve insanlara bakışınızı değiştiren kitap. henüz başlangıcında olmama rağmen aktarmak istediğim yerler mevcut;

    " günümüzde geçmişte olduğundan daha fazla mı manipülatör var? önce manipülasyonu tanımlayalım: kendi iktidarını yerleştirme konusunda az çok bilinçli bir hedefe yönelik uygulanan küçük entrikalardır. bunlar bir suç teşkil etmez. her insan ilişkisi bir güç ilişkisine yol açar; kimse bundan kaçamaz. günümüzdeki ilişkilerde karşımızdaki kişi genellikle acilen tatmin bulması gereken bir nesnedir; ve bu doygunluğa bir kez erişildiğinde çatışmalar dayanılmaz "gibi gelir".

    "her evlilik engellerle, güçlüklerle, anlaşmazlıklarla karşılaşır. eşlerden biri diğerine hakim olmak, hep haklı olmak ister. bu yaygın bir dinamiktir. buna karşın narsistik sapkın işi partnerinin kişiliğini keyfince şekillendirmeye kadar vardırır. partnerinin iradesini, özsaygısını, geleceğini ve coşkusunu.. yaşamını elinden alır."

    "sapkın kelimesinin kökeni latince pervessus' dan gelir. ve acımasızlık, kötülük ve hatta sapıklık da bu kelimenin anlamlarıdır..."

    "narsistik sapkın temel önemdedir; durumları tersine çevirir. kendini sadık biri olarak gösterir. kalıcı hiçbir duygu hissetmemesine rağmen onu sevdiğine inandırır. sözel olarak bir yönde kendini ifade ederken diğer yönde hareket eder. nesnesi ile ilgili alışverişlerinin temel taşıyıcısı ayna etkisidir..."
  • daha önceden de giriş kısmından bahsettiğim kitabın ikinci kısmını ele alacağım, daha öncesi için;

    (bkz: #40482576)

    kitabın birinci kısım ilişkiler içindeki manipülasyonları anlatmaktadır. ikinci kısımda ise sahneye assolist çıkar. yani narsistik sapkın.

    bu bölüme başlamadan önce, kadınların erkekler kadar ıstırap çektiren narsistik sapkın olamayacağı belirtiliyor. fakat nadir durumlarda aksi gerçekleşebilir. yani bu bölümde incelenenler daha çok erkekler. fakat kadın narsistin, erkek narsistin özelliklerini alabileceğini de unutmamak gerekiyor.

    "ne olursa olsun, narsistik erkek sapkın dışarıdan bakıldığında tamamen saygın ve iyi diye tasvir edilir. ideal damat, düşlerdeki koca.. toplumsal hayata iyi dahil olmuştur ve ilk bakışta kesinlikle "ben merkezci" ya da kibirli görülmez. sapkın olarak ise hiç anlaşılamaz. kimi zaman küstah görülebilir, ama her zaman değil. onun toplumsal tutumu kesinlikle normaldir. hatta göz kamaştırıcıdır..."

    gerçekten de istediğinde kendini sevdiren ve kendisini olmadığı bir insan olarak gösterebilen bir insandan bahsediyoruz. kesinlikle hiçbir anormal hareketi ya da davranışı belli olmaz. belli sürelerde sahte imajlar yaratır ve buna uygun rol oynar.. buradan şu anlaşılıyor ki; başa gelmeden de tanımlanamaz, anlaşılamaz. onun davranışı, gözüken karakteri ve statüsü tek bir şey ifade eder: göz kamaştırıcı ve cazip.. bir insanın narsistik sapkını yakalayabilmesi zordur, hatta imkansıza yakındır. biraz daha konuyu açarsak:

    "dışarıdan bakıldığından narsistik sapkın baştan çıkartmaya ya da tahakküm kurmaya çalışmasına bağlı olarak çok farklıdır. başkaları onu genellikle "mükemmel" bulurken eşi acı çeker ve madalyonun arka yüzünü keşfeder.."

    çünkü madalyonun ön yüzü hiç iç açıcı değildir maalesef..

    sapkın narsistik terminolojisinde iki patolojiyle karşılaşırız: narsizm ve sapkınlık. sapkınlık 19. yy' da cinsel sapmaları açıklamak için ortaya atılmışken günümüzde daha çok ilişkisel sapkınlık olarak nitelendirilir. peki bir sapkını içeriden gözlemlersek ne buluruz:

    "öncelikle boşluk, fazlasıyla boşluk. sorun da buradadır. töz yokluğu, yazılı duygu yokluğu, tatminkar yaşantı yokluğu; anı yokluğu da eklenebilir. narsistik sapkının tarihi var mıdır? elbette vardır ama ona sahip çıkamamıştır. geçmişine sahip çıkamamıştır ve ondan kaçmaktadır. çeliğin üzerinde kayan yağmur suyu gibi onun üzerinden kayıp gitmiştir..."

    narsizm;

    narsizm son asırda psikanalizin keşiflerinin parçasıdır. eskiden narsizm tanımlaması; karşı cinsi cinsel obje olarak görmekti. ama 1908' de bu tanım tamamen değişti ve bir daha böyle kabul edilmedi. normal bir narsizm vardır ama başlı başına patolojik bir narsizm de vardır. normal narsizm gelişmemişse negatif olarak gelişecektir ve dipsiz bir boşluk açılacaktır. bu nokta patolojik narsizmdir.

    peki narsizmin işleme mekanizması nasıl yürümektedir?

    "bu mekanizma şöyle işlemektedir: manipüle bir nesnenin aleyhine kendini değerli kılarak... iç çatışmalardan kendini koruyarak." -paul claude racamier

    herkesin iç çatışması vardır; yapmak istediklerimiz ve yaptıklarımız, sevdiklerimiz ve sevmekten vazgeçtiklerimiz.. fakat narsistik sapkının iç çatışmaları daha çetin geçmektedir: an be an kendini değersiz hissetmektedir. geçmişi ile savaşmaktadır. geçmişini bu yolla kaybetmektedir. ve bu durumda, kendi iç değersizliğini manipüle ettiği nesneyi kullanarak değerli kılmaktır bütün amacı..

    narsistik sapkın kendini savunur. çünkü bir adaletsizliğin kurbanıdır. ona bir şey borçludurlar, ona verilmemiş bir şey vardır. anneyle bağın güçsüzlüğü böyle bir kişiliği başlatmış olabilir... ilişkilerinde sürekli bir kontrol mekanizması içinde bulur kendini. kendini "bırakmaktan" kaçınır. derin ve ısrarlı duygular hissetmeyi sevmez, istediği vakit sevgisini öldürmeyi tercih eder. denetim ve hükümranlık onun için her şeydir.

    "kalbi dipsiz kuyu gibidir. doyumsuz bir insandır. doyum sağladığı anda hemen "boşalır". onun için her şey geride kalmıştır artık... sapkının eşi ise erkeğin hiçbir zaman tatmin edilemediğini söyler. haklıdırlar. çünkü o tatmin edilemez; ne eşleri ne de başka birisi tarafından. onu tatmin edebilecek tek istikrarlı ve besleyici şey: geçmişte ondan eksik olandır."

    onda eksik olan şey "başka yerde" çok meşgul olan annesinin ödülleridir.

    "onun korunmadığını söyleyebiliriz. küçükken ona kurallar belirtilmemiştir, aktarılmamıştır. yasa aynı zamanda yetişkinle çocuğu ayırır. fakat o hemen yetişkin olmuştur. dolayısıyla kendi yasasını kendisi yapacaktır. bu durumda dünyanın efendisi olur, dünya onun dünyası olur...

    arzusu değil, ihtiyaçları olan narsistik sapkın için öteki yoktur. dolaysız tatmin arar. sapkının hiçbir şeyi yoktur. ne ıstırap ne de ıstırabın anısı veya maddesi..."

    narcissus efsanesini bilirsiniz. gölde su içerken kendi görüntüsüne aşık olup, gölde boğulan bir insan.. aynı burada anlatılan gibi günlük hayattaki narsistlerin de bir göle ihtiyacı vardır. aslında gölden daha çok bir aynaya ihtiyacı vardır. çünkü narcissus ayna olmasa kendi güzelliğini görebilir miydi?

    dolayısıyla narsistin de onaylandığını görebilmesi için; onun emrinde hem değer verici bir şey, hem de bakıp şükrederek kendisine değer vereceği bir şey olması şarttır. hani güzel kızların yanında çirkin erkekler oluyor ya da yakışıklı erkeklerin yanında güzel kızlar oluyor.. çok fazla duygusal düşünmeden önce bir de bu açıdan bakmak lazım... narsistik sapkın bu aynayı arayacaktır. ve bahsettiğimiz "töz" ü seçilen nesneden bulmak, sonra da ondan çekip çıkarmak için köleleştirecektir.

    yani, duygusal olarak sömürecektir. kanını emen bir vampir titizliğinde...

    bunu yaparken; serinkanlı hesaplar, gizli niyetler, manipülasyon, yalan ve şiddeti kullanacaktır. bu konuya ileride değineceğiz.

    "şunu belirtmek gerekir: narsistik sapkın kendisinde eksik olanı sizde görmüştür ve sizden onu ister. fakat bir anda sahip olursa ne yapacağını bilemeyeceğinden onu yok etmeyi hedefler. onun arayışı anakroniktir çünkü annesinin bakışında göremediği iyi niyet sonsuza kadar eksik kalacaktır..."

    bazen aldığı töz yeterli olmayabilir. çünkü geriye hiçbir şey kalmadığı anda karşıdaki insanı hazmetmiştir. isteklerinin artışı ve bitmek bilmez tekrarı bu durumu açıklar. ötekiden beslenme ihtiyacı sürekli olarak yenilenir. çünkü en ufak ve dostça bir eleştiride bile narsistik yaralanma yaşar, kendine olan güvenini yitirir, hayatı sorgulamaya gider, belki de yaşadığı kötü olaylarla (terk edilme gibi) inançlıysa inancını kaybedebilir, kendi duruşunu yitirir, normalde yapmayacağı kişiliksiz hareketleri bile yapabilir.. o yüzden sürekli yeniden ikmak etmek zorundadır, kendisine değer veren saygınlığı ve imgeyi..

    "tabi kılmada her türlü manevra kullanılır. en yakışıklı, en güçlü, en parlak görünmek gibi.. ve değersizleştirmeden tecride kadar her manipüslayon kullanılır... bu adam gizli kapaklıdır, karşısındaki insanın aylar hatta yıllar sonra ancak bir şeyleri fark edebileceği, o zamana dek kendisini saklayabilecek hamleleri yapabilen boş ve kibirli varlıktır."

    aylar hatta yıllar sonra fark edilebilecek bir manipülasyon süreci.. zor bir durum...

    "eleştirir ve yalan söyler. hiçbir şey elde etmemiş gibi görünürken çok büyük şeyler elde etmiştir. narsistik sapkın başkalarının ıstırabına duyarsızdır. bu tür durumlarda duygulanma lüksünün bedelini ödeyemez. çünkü onun için empati yoktur, duygudaşlık yoktur. bununla birlikte piyangodan çıkmış iyi birisi gibi gösterir kendisini... "

    empati kurmak, zor günlerinizde yanınızda olmak vs. gibi tüm insani özellikler bu adamda bulunmamaktadır. empati ya da gerçek duygudaşlık yoktur böyle insanlarda..

    assolisti tanımladık. şimdi sapkının stratejilerini paylaşacağız. dürüst olmak gerekirse biraz karmaşık yazdım. ama siz zeki okuyucuların bunu kolaylıkla anlayabileceğini düşünüyorum. şimdi ise narsistik sapkının stratejileri kısmına geçiyoruz.

    girişimin evreleri

    kendi kişiliğinin içine oturan, kendini çoşkuyla geliştiren, gönül okşayıcı ve baştan çıkarıcı sapkının kurbanına karşı uyguladığı strayeji 3 ana başlıkta incelenir:

    -baştan çıkarma
    -istila etme
    -yıkma

    baştan çıkarma evresi:

    zarif ve tavırlı cazip erkektir. kadının dikkatini çeker. hedefini büyüleyerek uyuşturur. güven ortamını kısa sürede inşa eder. baştan çıkarmaya çalışırken iyi yanlarını gösterir. baştan çıkarma isteği hata değildir hatta olması gerekir. fakat sapkın, bu aşamada sürekli yalan söyler. kendisini olmadığı bir insan olarak tanıtır. sahte bir imaj sunar. kafasında başka bir fikir vardır. rol yapar ve hesaplar.

    kurbanına karşı hissettiği tek duygu küçümsemedir. başka bir şey de hissedemez. fakat gerçek kişiliği daha sonradan ortaya çıkacaktır... amacına ulaşacağından emindir.

    sapkın kadının hayranlığını elde etmelidir. aynı zamanda gizlice kendisini öven adamın kibrini gerçek zanneden kadın, onun hareketleri karşısında kendisini değerli hisseder.

    işte tam bu anlarda kurbanıyla ayna ilişkisi halindedir. iyi niyetli bir yorumlamanın prizmasından olguları düşürmekte, bağlam değiştirmektedir.

    ve çok çabuk suni duygudaşlık yaratmaya çalışır. buradaki asıl amacı; insani gözükmektir. kendisini kırılgan gösterir. yaşadığı kötü ilişkileri anlatır. kalp kırıklıklarını anlatır vs. tek amacı şudur.

    "ben acı çektim. kadınlar beni yeterince sevmedi. eminim sen beni hayal kırıklığına uğratmayacaksın.."

    böylelikle bir meydan okuma şansı oluşur. kadın "onu mutlu etmeliyim" diye düşünür. ama nafile. çünkü kadın, bu gereklilikten uzun süre boyunca kurtulamaz. erkek bir kere kışkırtmıştır fakat daha sonra bu istek, kadının içinden gelir. kadın onu "kurtarmaya" çalışır...

    istila evresi

    işgal etme evresidir. erkek vazgeçilmez olur. çok sayıda çengel atarak bir ilişki kurulur. kurbanını hapsetmek için tek bir şey yeterlidir: eleştiri. fakat bu eleştiri yapıcı değildir, yıkıcıdır. kurbanın kendi yeteneklerinden ve değerinden kuşku duymasına neden olur. hatta kadın yavaş yavaş bazı yakınlarından da kuşku duyar ve onlardan uzaklaşır. ve sapkın, kadını çoktan yalnız bırakmıştır...

    işgal etme evresinde manipülatör ideal insan olarak görülür. ki başlangıçta da böyle gözükmekteydi. fakat dört duvar içerisinde zorbalığını gösterir.

    eşini yoksullaştırmaya çalışır. çevresinden, kendisinden, sevenlerinden, sevdiklerinden.. herkesten uzaklaştırır. ve tüm bunlar yaşanırken, kadın kendisini suçlu görür. çünkü eleştirilerin yıkımı başlamıştır...

    yıkım evresi

    bilinçli ıstırap başlar. güzel ideal yok olmuştur. sapkının kişiliğinin olumsuz yönleri ortaya çıkar. şiddete eğilimli birisi olduğu anlaşılır, mesafeli ve müşkülpesenttir. kadın her şeyden kuşku duyar: sonuçta değersiz birisi olduğuna ikna olmuştur. sonuçta narsist, karşısındakini değersizleştirerek kendi değerliliğini geçici bir süreliğine kanıtlamıştır. ve küçümsenmekle kalmaz, aynı zamanda suçlu görülür.

    narsist, yıkıcı eleştirileri ile kurbanını suçlu gösterir. sözel şiddeti aslında fiziksel şiddetinden daha tehlikelidir. çünkü saldırılar yumuşaktır fakat etkisini sonradan gösterir. ve olumlu olumsuz gidiş gelişler kadının ruh halini etkiler. hakaretler, suçlamalar, küfürler... kurban istikrarsızlaştırılmıştır. hem madden, hem de manen başı döner. neye tutulacağını bilemez. narsisti yargılayamaz. ardından da bağışlar. çünkü bunun geçici bir sorun olduğunu, her ilişkide böyle sorunların olabileceğini düşünür. onun değişeceğine inanarak onu affeder. ama gerçek şu ki: bu insan hiçbir şekilde değişmeyecektir..

    bu tür erkek talepkardır: karşısındaki kendisini gereken düzeyde göstermelidir. erkek, en ufak kusuru işaret etmeyi bilir. aşağılama, yıldırma ve tehditler onun alışıldık malzemesidir. fiziksel özelliklere, cinselliğe, zevklere, yeteneklere, dostlara vs. her şeye dair sürekli görüş bildirir.

    narsistik sapkın, haksız olduğunda daima önemsizleştirir. açık açık "hatalarımı duymak istemiyorum" diyebilir. yaptığı haksızlıklar onun içi önemsizdir. eğer ikinizin de farklı konularda derdiniz varsa; sizin derdiniz sıradan, onun derdi olağanüstüdür. onun ki acil, sizin ki bekleyebilir düzeydedir..

    narsistik manipülatör; kurbanına kendisinin olası tek partner olmadığını, daha iyisini bulabileceğini belli etmeyi sever. size; kendisine aşık insanları anlatabilir. kendisi için büyük fedakarlıklar yapmaya hazır insanları da anlatabilir. tek amacı; siz tek değilsiniz.. bu mesajı verebilmektir.

    strateji kısmını bitirdiğimiz gibi biraz da cinsellik kısmına geçelim:

    narsistik sapkınla cinsellik performansla ilişkilidir. ve emin olun, hayatınızdaki en iyi performansı size o gösterir. sizi göğün 7 kat üstüne çıkartabilir. kendinizle ilgili keşfetmediğiniz şeyleri onunla keşfedebilirsiniz. ve zamanla şiddet başlar. ve zamanlar seks hayatınız monotonlaşır. sanki bir robot gibidir. hatta tecavüze bile uğrayabilirsiniz.

    sapkın sizi tatmin ettikçe tatmin olur. bunu kesinlikle normal görmeyin. çünkü buradaki tatmin cinsel tatmin değildir. narsistik tatmindir. sevişirken mükemmeldir fakat bir zaman sonra sevişmediğinizi anlarsınız. artık sadece düzülüyorsunuzdur. ve zamanla performansı düşer.

    ve ayrılık vakti gelir. narsistik sapkın için tamamen hazmedilirse kadın, sapkın artık yeni bir hedefe yol alır. kadını terk ederken onun yeterince suçlu görünmesini sağlayacaktır. hala sevdiğini söyler ama onun yerini alacak kişiyi çoktan bulmuştur.

    narsistik sapkın yalanı yakalandığında inkar eder. çapsız olan karşısındakidir. zaten sürekli de haklıdır! yalan onun için sıradan bir alışkanlıktır. olmadığı bir insan gibi gözükmek için, övünmek için, kendisini yüceltmek için, şişinmek için ve fitne tohumları ekmek için yalan söyler. narsistik sapkının yalan söylemek için çok sayıda "iyi gerekçesi" vardır.

    sonuç;

    kitap narsistik sapkını detaylı bir şekilde anlatmaktadır. ideal erkek olarak gördüğünüz sapkına ilk bakışta anlamanız mümkün değildir ama bazı ipuçları sizi bunu bulmaya yönlendirebilir.

    en büyük nokta şudur: size abartılı bir ilgi gösterir. içten içe abarttığını düşünürsünüz. çok anlık da olsa bir rahatsızlık hissedersiniz. sanki aksayan bir şey vardır, her şey bu kadar mükemmel olmamalıdır. yakışıklı prens sadece bir hikayedir. size cehennemi yaşatacak olan da o' dur.

    başta da bahsettiğim üzere; bu kadar sapkınlığı kitap genel olarak sadece erkekler üzerinden anlatmaktadır. fakat yıkım evresi dışındaki evreler, kadınlar tarafından da yapılmaktadır. erkeklerin kaçabileceği özel alanları ve işleri olduğu için kadınlar bu kadar zararlı davranmamaktadır. ama bu; kadınların hiçbir şekilde narsist sapkın olmadıkları anlamına gelmiyor. olabiliyor hacım, bal gibi de olabiliyor.

    kitap sonlara doğru bir terapi öneriyor, ama bu terapi narsist sapkına değil kurbanına yöneliktir. çünkü narsistik sapkının hiçbir zaman değişmeyeceği apaçıktır.

    önemli bir kısmını açıkladığım bu kitabı merak edenlerin en kısa sürede okumalarını tavsiye ediyorum. kitapta gerçek öyküler de mevcut. zaten iki yazar da psikolog. o gerçek öykülerden birisinin de size ait olmasını istemiyorsanız; yakışıklı prens masalına inanmayın.

    entry' i yazmak bir buçuk saatimi aldı. ama bu bir buçuk saat, sizin yaşayabileceğiniz travmalardan daha değerli değil.

    sağlıcakla....
  • (bkz: #55967832)
  • 'senin ruh halini zikicem'
  • konu süperdi ya. eline koluna sağlık