şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • --- spoiler ---

    nejat'ı serenay'ın babası sanan bir tek ben miyim acaba?
    --- spoiler ---

    nejat için izlenecek film.
  • klibinde tarkan'ın garip ve anlamsız bir şekide avucunun içindeki kurbagacıgı zıplattıgı bir sahne vardır.
  • beni ağlatan ilk şarkı.

    9-10 yaşlarındaydım ve annemle babam ayrılmıştı. annemle yeni evimize taşındığımızda gazete kuponları ile alınmış o dönem meşhur olan teybimize kasedi takar dinlerdim. ne alakaysa annemle babamın ayrılığını hatırlatmıştı şarkı bana. dinler dinler ağlardım...
  • o değilde mudanya da herhangi bir düğünde oynarken damat gelini dudaklarından rahatça öpebiliyormuş, mudanya değil new york bildiğin.

    ayrıca sürpriz sonu olmayan film çekmek de yasak herhalde türkiyede.
  • böyle bir edebiyat öğretmeni bizde de olsa edebiyatı yeniden yazardık dediğim film. ayrıca abi nasıl başarıyorlar tüm filmi iki dakikalık fragmana sığdırmaya. insan gerçekten hayret ediyor.
    --- spoiler ---
    - yalnız film boyunca iyi trollendik. doğan çiçek'in annesine zamanında kaymış diye düşünürken meğer ortada olmayan bir abla varmış. bir de öyle bi kapı bizde olsa soğuk geliyor diye kapatırız millet mektup yolluyor. hahaha bu yüzden romantik ilişkiler bize göre değil.
    --- spoiler ---
  • küçüktük ilk çıktığında anlam veremezdik sözlerine. daha sonra anladık gurur sandığımızın aslında ümitsizlik olduğunu. hey gidi günler. ne yıllar eski yıllar. ne tarkan eski tarkan.
  • tarkan bu şarkıyı elif dağdeviren için söylemiştir. hikâyesi de şudur:

    aralarının bozuk olduğu bir dönemde tarkan bir kadın dergisine* röportaj veriyor. röportajda kimseye gerçekten aşık olmadığını hatta aşka inanmadığını beyan ediyor. elif de bunun üzerine kısa ve soğuk bir telefon konuşması ile o dönem abd'de olan tarkan'dan ayrılıyor.

    tarkan perişan oluyor tabii. o sıralarda barışmak için hamle yapsam mı, yapmasam mı diye kıvranırken elif'in bir başka ünlü sima ile birlikte olduğu dedikoduları yürüyor. (o kişi şu an evli olduğu için adını yazmadım.) tarkan'ın perişan haline tanık olan barışta ailesi ortak arkadaşları sezen aksu ile beraber bir hücum planı geliştiriyor. fakat "gurur sandığım aslında ümitsizliğimdi" satırının da belli edeceği üzere ilişkinin geri dönülmeyecek şekilde zarar gördüğünü fark ediyorlar.

    o yüzden çok içli söylemiştir tarkan bu şarkıyı.

    bir de ayrıldıktan 10 sene sonra tarkan deyince aklınıza ne geliyor diye sorduklarında "sadece güzel şarkılar" diyerek adamı bir daha deşmiştir derinden.
  • kült bir film. dünyayı kurtaran adam'ın tahtını sallayacağını düşünüyorum.
  • gerçeküstü bir film. o yüzden bu filmde kendi mantığı dışında mantık aramamak gerekiyor. yani herkesin bahsettiği gibi senaryosunda tutarsızlıklar yok. bu filmin cinsi öyle. gerçekle hiç bir bağı yok. filmin geçtiği mevsim bile belirsiz:

    --- spoiler ---
    bir sahnede kızlar salça yapıyor,* bir kaç sahne sonra ağaçlar çiçek döküyor, * bunlar olurken öğrenciler sınava hazırlanıyor; *çiçek'le doğan'ın halvet olduğu günün gecesi kış; gündüzü bahar oluyor.

    dersler artık hiç bir yerde kalmamış kara tahtada işleniyor. ticari bir işletme olan dershanede öğretmen gelmediği için "boş ders" olabiliryor. filmin kahramanları hala kasetten şarkı dinliyor. hatta öyle ki teybi son ses açıp, sokağı ateşe veren delikanlıya hiç bir mahalleli bir şey demiyor. (sanki yoklar) dolar yerine türk liralarının atıldığı düğün sahnesi gerçeküstülüğün sınırlarını zorluyor... evin babası kızın ilişkisine müsamahakar olurken, annesi kıyameti koparıyor. (gerçek hayatta tam tersidir).

    o yüzden pek çok seyircinin filmden çıkarken sorduğu gibi "kızın nasıl dağ evine yürüyerek gittiğini" düşünmeyin siz. ya da "18 yıl arayla iki çocuk doğuran annenin nasıl bu kadar genç kaldığını"... bu gerçeküstü bir film. böyle bir kız da yok gerçek hayatta, böyle bir öğretmen de... keşke bu filmin başına "bu filmde anlatılan kişiler ve hikaye tamamen hayal ürünüdür." yazsalardı. onu yapmamışlar ama doğan'ın (nejat işler) girdiği ilk derste tahtada konu olarak "gerçeküstücülük" yazıyor. yani bir bakıma filmin geri kalanının gerçeklerden kopuk olacağını itiraf ediliyor.

    filmin gerçeküstücülüğü bir yana seyirciyi hep ters köşeye de yatırıyor. doğan kıza şiir okuyacak diye bekliyoruz... okumuyor. çiçek, arkadaşının düğününde şiir okuyacak diye bekliyoruz; okuyacağı şiiri merak ediyoruz... okumuyor. (edit. doğan gerçeği söyleyecek diye bekliyoruz... söylemiyor)kudret aşkına karşılık bulamadığı zaman çiçeği öldürecek diyoruz. ...öldürmüyor. (öldürmesin de... kadına şiddete hayır!) oradaki sarhoşlar çiçeğe tecavüz edecek gibi bakıyor. ... ama tecavüz etmiyorlar. (etmesin de... kadına cinsel saldırıya hayır!)
    --- spoiler ---

    sonuç olarak filmin hayal ürünü olduğunu anlayabilecekler için güzel bir film.

    edit. sigara tekellerinden de baya para almışlar belli.
  • h3 nolu koltukta izlemeye başladığım filmi merdivende, kapının kenarında son olarak tekrar koltuğuma dönerek bitirdim. filmi sağlam boklicam için her açıdan seyreylim dedim .

    serenay sen oyna ya, cidden oyna

    nejat uzun bir ara ve hastalıktan sonra mimiklerini biraz kaybetmiş gibi geldi, erkek halimle nejatı izlemeye gittim lan ! beni yakalayamadı .

    zerrin tekindor, bir hacerul esved taşına birde sana sarılmayı çok istiyorum ölmeden.

    senaryo klozette düşünürken yazılmış, biri kapıya vursaydı keşke.

    müşteri herzaman haklıdır.