şükela:  tümü | bugün
  • prof dr. mehmet maksud'un osmanlı tarihi eserinde ayrıntılarıyla ele aldığı kusatma.

    macarların çoğu katolik olup, sâdece orta macaristan'dakiler ortodoks idiler. bu bölgeye hâkim olan avusturyalılar, bu sayıları az olan macarları katolik yapmak, kendi dinlerine497 çevirmek istediler. bunlar kabul etmeyince, beyleri ve bâzı ileri gelenleri, 1670 yılında avusturya yetkilileri tarafından öldürüldüler. orta macar beyinin oğlu tököli imre 1673 yılında ayaklandı, sonra osmanlı cihan devleti'ne sığındı. sadrâzam merzifonlu kara mustafa paşa, budin beylerbeyi uzun ibrâhîm paşa'yı, serdar (başkomutan) atayarak, imre tököli'yi orta macaristan'ın başına geçirmekle görevlendirdi. osmanlı cihân devleti, o çağda, askerî gücünün doruğundaydı. sadrâzam, avusturya-macaristan imparatoru dışında, diğer bütün avrupa hükümdarları ile aynı statüde idi. ibrahim paşa, orta macaristan'ın başkenti kaşav'ı alarak, 1682 de tököli imre'yi başa geçirdi.

    bu durum imparator leopold'u telâşa düşürdü, barışı yenilemek için elçi gönderdi. fakat kara mustafa paşa, şöhret harisi olduğundan avusturya'ya karşı açacağı seferle, sadâretini fâzıl ahmed paşa'dan üstün zaferle süslemek istiyordu.498

    pâdişâhı, avusturya ile harbe teşvik ve râzı eden kara mustafa paşa'ya pâdişâh, sancak-ı şerifi vererek onu yanıkkale (raab) yi zaptetmek için serdar tâyin etmişti.499 merzifonî kara mustafa paşa şan ve şöhrete düşkün, haris ve inatçı idi. kendisinin mizacına vâkıf olan reîsü'l-küttûb mustafa efendi onun hırsını tahrîk etmek suretiyle vezîr-i âzamı maceraya sevkediyordu.500 batı kaynaklarını değerlendirdiği anlaşılan s. shaw, kara mustafa paşa'nın, bir yandan da avusturya ile batı'da savaşmakta olan fransa'nın ajanları tarafından, artık viyana'nın alınması zamanının geldiğine ikna edildiğini belirtiyor.501

    27 haziranda (1683) sadrâzam merzifonlu kara mustafa paşa, istoni-belgrad'da dîvân-ı harbi topladı. viyana'yı alıp orada almanya'ya sulh şartlarını dikte edeceğini, yoksa yanıkkale'nin alınmasının almanya'ya has eğdirmeyeceğini ve macar işlerinden el çektirmeyeceğini bildirildi. vezirler şaşırdılar. vezir dâmâd ibrahim paşa, pâdişâh irâdesinin bu yıl yanık ve komaran'ın alınması ve akıncılarla orta avrupa'ya gözdağı verilmesi olduğunu, belki gelecek yıl viyana'ya gidilebileceğini söyledi.502 imre tököli de aynı görüşteydi.503 fakat, kara mustafa paşa, viyana üzerine yürüyüp 14 temmuz 1683 de kuşattı.

    bunu öğrenen pâdişâh "kasdımız yanık ve komaran kaleleri idi; beç (viyana) kalesi dilde yoktu; paşa ne acîb saygısızlık edib bu sevdaya düşmüş. hoş imdi hak teâlâ asan (kolay) getüre; lâkin mukaddem (önceden) bildireydi riza vermezdim" demişti.504 osmanlı ordusu, yolda, 40 000 alman'ı esir etmişti. kırım atlıları, geniş bir alana akınlar yaparak etrafı sindirdiler. avusturya imparatoru, viyana'yı bırakarak prag'a gitmiş, avrupa devletlerinden yardım istiyor, asker toplamağa çalışıyordu.505

    kara mustafa paşa. viyana'ya bu, o zamana kadar görülmemiş büyüklükteki ordu ile hücûm etseydi, şehri alabilirdi, fakat şehrin teslîm olmasını bekledi.506 kuşatmanın uzaması yanlış bir hareketti ve tehlikeliydi, lojistik imkân da düşünülmemişti: "bir kale kuşatması eğer kırk günü geçerse, dışarıdan yardım gelmesi ihtimâli çok kuvvetlidir. kuşatma süresi elli günü geçmişti ve askerler, atlarına ot bulabilmek için 15-20 saatlik mesafeye gitmek zorunda kalıyorlardı. sadrâzam, su ve ot sağlanması işini düşünmeliydi."507 kuşatma başladıktan sonra gelip orduya katılan, osmanlı devletine bağlı erdel kralı apafi mihal de. kara mustafa paşa'nın, "korkmadan kanaatini söyle" demesi üzerine: "sofraya pilâv konsa evvelâ ortasından mı başlanır, yoksa kenarından mı?" diye sordu; vezîr-i âzam "zahir kenarından" diye cevap verince hulâsa olarak şunları söyledi:

    "askerinize, mühimmat ve cephanenize söz yok; cümle hristiyan devletleri bir yere gelse hu cemiyete mâlik olamaz ve mukabelenize (karşınıza) kimse gelemez; lâkin beç sarp kaledir; gelindiği gibi eğlendiritmeyip yürüyüş ve vire ile alınması mümkün olaydı güzel iş idi ve illâ teenniye göre fethi gittikçe güçleşir ve bu kadar insan ve hayvana (yiyecek ve ihtiyaç bakımından) dağlar dayanmaz; ganimet elde edenler kaçarlar; hem kaht u galaya (kıtlık ve pahalılığa) uğrar, hem de buralarda erken gelen kıştan çok sıkıntı çekersiniz; haber aldığımıza göre imparator hristiyan devletlerden yardım istemiştir; benim fikrim bu idi ki yanıkkale'sinin zaptına himmet edip kışı orada geçirip düşman topraklarını vurmuş olsa idiniz imparatoru amana düşürürdünüz, madem ki yanıkkale'sini almadınız, tuna'nın etrafını vurup sonra uyvar üzerinden budin'e gidip kışı orada geçiriniz".508
    polonya kralı jan sobieski kalabalık bir müttefik ordusunun başında viyana'ya yardıma geldi. kara mustafa paşa, 12 eylülde, iki aylık kuşatmayı kısmen kaldırıp savaşa tutuşmak zorunda kaldı. osmanlı ordusu ağır bir yenilgiye uğradı, birçok kayıp verdi. viyana önünde, bütün ağırlıklarını, savaş malzemelerini bırakarak çekildi.509 savaşta ilk bozulan sağ kanadın başında bulunan ibrahim paşa'yı îdam ettiren kara mustafa paşa'nın kendisi de belgrad'da îdâm edildi.5l0 ibrâhîm paşa öldürüleceği sırada: "bu adam beni haksız yere öldürüyor, zayiatı telâfi edecek yine odur; pâdişâhımıza söyleyin, öldürmesin" demişti.iii. mustafa paşa, kırım hânı'nı da azletmişti.

    merzifonlu kara mustafa paşa, çok kabiliyetli, fakat sân ve şöhret düşkünü idi. siyasî bir yöneticiden çok, sert bir asker görüntüsü vermektedir. onu bu yanlış yola sevkeden reîsü'l küttâb mustafa da, edirne'de asıldı.512
    viyana bozgununun sebepleri şöyle sıralanabilir:

    1-sefer, viyana'ya karşı düşünülmemişti, bunun için, ağır kuşatma toplan götürülmemişti.

    2-kara mustafa pasa. reîsü'l küttâbın pohpohlamasına aldanıp bu işe yalnız başına karar vermişti. (fransa'nın da teşvikinden söz ediliyor). pâdişâh, kırım hânı, tököli imre. apafi mihal. uzun ibrahim paşa, bu işin yanlışlığının farkındaydılar. pâdişâh, 'önceden haberim olsaydı râzı olmazdım' demiş, sonra yine de isin kolay olmasını dilemişti. kara mustafa pasa, görüşüne karşı çıkanları şiddetle tekdîr etmiş, savaşta canla başla çalışmalarını önlemişti.

    3-bu kadar kalabalık orduyla gidildikten sonra, bekleyip vakit geçirmek yanlıştı. viyana'nın hücum ile alınması çok kuvvetle muhtemeldi, "viyana surlarında ikişer metre eninde 6 gedik ve bu gedikleri genişletmek için diplerine lâğımlar yerleştirilmiş ve ateşlenmek üzere gördükleri manzara, müttefik hükümdarları dehşete düşürdü."513 viyana hücumla alınsa, askerlerin yağma hakkı vardı; teslim olursa, her şey hazîneye ait olacaktı.

    4-mustafa paşa. çevresindekileri kırmıştı: ibrahim paşa'yı bunaklıkla, apafı mihal'i korkaklıkla suçlamış, kırım hânı murâd gıray'ı kokmuş at eti yemekle aşağılamış, onu, tuna üzerindeki köprüyü tutmağa gönderdikten sonra, köprüyü savunmak için birkaç kez istediği hâlde, kırım hânı'na top göndermemişti.514 kırımlılar hafîf süvari idiler, karşıdan gelenler ağır donanımlı, zırhlı birliklerdi. üstelik, akınlar yapıp çok ganimet almış olan kırım atlıları, bir an önce geri dönmek istiyorlardı. bu durumdaki askerin ne kadar istekle savaşacağı düşünülmemişti. "murad giray, maiyyetini selim giray gibi zapt ve rabttan âcizdi; kuvvetleri üzerinde otoritesi olmadığı görülüyordu."515

    5-etrafa akınlar yapıldığı için pek çok ganîmet ele geçirilmişti, orduya katılmış olan esnaf, malları yükleyip gündüz yola çıkarak ordudan ayrılıp gidiyordu. bu hareket de askerler üzerinde olumsuz etki yapmıştı.

    6-asıl önemlisi de, 1683 yılında, balık baştan kokmada hayli mesafe almıştı. kara mustafa paşa'nın, istanbul'da, saraydaki iki rakibi, bozgun haberini öğrenince, sevinçlerinden mendil çıkarıp oynamışlardı.

    7- yine, çürümüşlüğün çarpıcı tabloları vardı: kuşatma sırasında osmanlı askerleri, kutlu üç aylarda bile, islâm'a uymayan davranışlarda bulunmuşlardı.516

    cihâd prensibi üzerine kurulmuş olan ordu, kuruluş temelini unutmuş, 14. yüzyıldaki avrupa ordularının durumuna düşmüştü.

    kaynaklar:
    --------------------------------------------------------------------------------
    497 biz, katolikliğe, ortodoksluğa mezhep diyorsak da. kendileri, bu inançları 'dîn' olarak kabul ederler.
    498 uzunçarşılı, 111, 1. 436-437.
    499 age., 111,1, 440.
    500 age., 111,1,441.
    501 s. shaw, op.. cit., l, 214.
    502 yılmaz öztuna, age., l, 380. 503 râşid, age. l, 402.
    504 silahdâr. ii. 39; uzunçarşılı. iii.i. 445; yılmaz öztuna. i. 380. 505 netâyic. ii. 82-83.
    506 silâhdâr. ii, 93.
    507 defterdar sarı mehmed paşa. ziibde-yi vakayi'ât. istanbul 1977. s. 223.
    508 uzunçarşılı, age., iii. kısım l, s. 447.
    509 age, iii.i. s. 453
    510 silâhdar, ii. 121; netayic , ii. 84.
    511 uzunçarşılı. iii, 1.459.
    512 uzunçarşılı iii.l, s. 4.58, dipnotu.
    513 yılmaz, öztuna, age.. i, 384.
    514 burada, belirtilmesi gereken birkaç nokta var:
    a) murad giray, "istersem köprüyü geçmelerini önleyebilirdim" diyor ama, o çağda içten çürüme başlamişti, sözünü geçirebileceği çok şüpheliydi, büyük bir ihtimâlle, yüksekten atıyor, yapamayacağı bir şeyi söylüyordu. ayrıca, akında pek çok ganimet elde etmiş atlıları orada tutmak imkânsız denecek kadar zordu.
    b) hân, cingiz'in 18 inci batından torunuydu, o zâmânın anlayışına göre, asildi, kendisine karşı iyi davranılmasını bekliyordu. oysa. kara mustafa paşa, hân'ın, kuşatma konusunda kendi görüşüne uymadığını görünce, onu, her vesîle ile aşağılamağa başlamış, gücendirmişti.
    c) hân'ın, sonunun nerelere varacağını kestiremediği bu hareket kırım halkını bağlamaz : türk hükümeti, cezayir bağımsızlığından az önce, nato'da birlikteyiz diye, cezâyir konusunda b.m. ile fransa yanında oy kullanırken, fransa'nın, propaganda için gönderdiği filmde, esir edilmiş bir cezayirli reis'in bir ankara sinemasında beyaz perdede görünmesiyle, o salondaki herkes reis'i alkışlamıştı, esir eden nato müttefikimiz fransa'yı değil! aynı şekilde, türk hükümeti israil ile anlaşma yaparken, bu anlaşmaların, türk milletinin istek ve duygusunu ne kadar yansıttığı çok söz götürür bir olaydır. demek ki, baştakinin yanlışı, halkın, milletin sorumluluğu değildir. kaldı ki, 1683 yılında, demokrasi olduğu da ileri sürülmüyordu.
    son olarak, kırım'da, kazan, astrahan ve sibir hanlıklarında, hân'ların, asilzadelerin cingiz soyundan ve moğol kavminden, yönetilen halkın ise türk soyundan olduğunu hatırlatalım.
    515 uzunçarşılı,iii. l, s. 451, dipnotu 2.
    516 silâhdâr. age.. ii,91.
  • xvii. yüzyıl ortalarında avusturya imparatorunun, protestan olan orta macaristan halkına baskısı sonucu, orta macar beyi imre tököli (thököly), osmanlı himayesine girmişti. imre tököli, sadrazam merzifonlu kara mustafa paşa'yı, avusturya'nın elinde bulunan orta macar kalelerini geri almaya teşvik etti. varad (nagy-varda, alm. gros-wardein) beylerbeyi hasan paşa da, orta macaristan'a ait kaleleri geri alarak, imre tököli'ye verdi. bunun üzerine, avusturya imparatoru leopold, türk kuvvetlerinden yararlanarak, bu kaleleri tekrar ele geçirdi. bu yüzden, osmanlı-avusturya ilişkileri bozuldu.

    sadrazam kara mustafa paşa'nın amacı, avusturya'ya savaş açılmasıydı. bu yolda, savaş taraftarı olmayan padişah iv. mehmed han'ı da kandırmak için, özellikle yeniçeri ağası bekri mustafa paşa aracılığıyla yeniçerileri kışkırttı. reisülküttabı ve çavuşbaşıyı avusturya elçisiyle görüşmek üzere görevlendirdi. osmanlı temsilcileri, barışın yenilenmesinin, ancak yanık kalesinin osmanlılara bırakılmasıyla sağlanabileceğini ileri sürdüler. ayrıca, yapılan savaş hazırlıklarının tazmin edilmesi istendi. avusturya elçisi, kendisinin yalnız barış antlaşmasını yenilemeye yetkili olduğunu bildirerek, ileri sürülen teklifleri kabul etmedi. avusturya elçisi kont caprara göz hapsi altına alındı. 6 ağustos 1682'de topkapı sarayı'nda toplanan bir mecliste savaşa karar verildi.

    avusturya, osmanlı devleti'yle savaşmak istemiyordu. avusturya imparatoru leopold, savaşın kesinleşmesi karşısında, başta papalık olmak üzere ispanya, venedik ve lehistan'dan yardım istedi. fransa, avusturya'ya yardım etmemekle birlikte, düşmanca bir davranışta bulunmayacağını bildirdi. papa innocentius xi, katolik devletlerin avusturya'ya yardımını sağlamak için çalışıyordu. papa'nın etkisiyle, 31 mart 1683'te avusturya ile lehistan arasında ittifak yapıldı. lehliler, savaşın sonuna kadar avusturya'nın yanında olacaklardı. türk ordusu yenilirse lehistan, bucaş antlaşmasıyla türklere bıraktığı yerleri geri alacaktı. ayrıca eflak ve boğdan, lehistan'a verilecekti.

    nisan 1683'te iv. mehmed han ve sadrazam kara mustafa paşa kuvvetli bir orduyla edirne'den hareket etti. ordu, 3 mayıs 1683'te belgrad'a geldi. 13 mayıs 1683'te sadrazam merzifonlu kara mustafa paşa serdar-ı ekrem tayin edildi ve osmanlı ordusu, viyana üstüne yürüyüşe geçti. osmanlı ordusu, o zamana kadar sefere çıkmış olan orduların en kalabalığıydı. timarlı sipahiler, kapıkulu askerleri, mısır ve şam askeri, eflak, boğdan voyvodalarının kuvvetleri, orta macar kralı imre tököli'nin 20 000 kişilik ordusu ve kırım hanı'nın 50 000 kişilik süvarisiyle 350 000 kişiyi buluyordu. ayrıca, 150 000 kişilik geri hizmet askeri ve ağırlıkları taşıyan 50 000 araba vardı. belgrad yakınlarında sava ırmağını geçen osmanlı ordusuna, 10 haziran 1683'te, ösijek'te imre tököli kuvvetleri katıldı. osijek'ten hareket ederek drava ırmağını geçen osmanlı ordusu, 26 haziran'da, erdel'de bulunan istolni-belgrad'a (macarca szekesfehervar, alm. stuh) geldi. burada kırım hanı murad giray, kırım kuvvetleriyle orduya katıldı. osmanlı donanması da, akdeniz'de güvenliği sağlamak amacıyla dolaşıyordu. ayrıca, 150 gemiden meydana gelen ince donanma da tuna'da güvenliği sağlıyor ve ordunun bazı malzemesini taşıyordu. nehir donanması, 59 top ve çok sayıda mühimmatı, tuna yoluyla budin'e getirmişti.

    padişah, kara mustafa paşa'yı, yanık kalesini ele geçirmekle görevlendirmişti; fakat sadrazam, bunu önemsiz bir iş olarak görüyordu. amacı, avusturya'nın başkenti olan viyana'yı alarak büyük bir ün sağlamaktı. özellikle, emrine verilen kuvvetli orduyla bunu başaracağından emindi. istolni-belgrad'da bir savaş meclisi toplandı. kara mustafa paşa, bu mecliste asıl amacının yanık veya kommarom kalesini almak değil, beç (viyana) şehrini kuşatmak olduğunu açıkladı.toplantıda bulunan defterdar, anadolu, rumeli, şam ve diyarbakır beylerbeyleri, reisülküttap, yeniçeri ağası, serdarın bu kararını uygun buldular. yalnız kırım hanı, bu görüşe karşı çıktı. tecrübeli bir asker olan budin valisi uzun ibrahim paşa da kırım hanını destekledi. öncelikle, macaristan'da, avusturya imparatoruna bağlı macar beylerinin topraklarının, yanık ve kommarom kalelerinin alınmasını, sonra viyana'nın kuşatılmasını teklif ettiler.

    osmanlı ordusunun viyana üzerine yürüyüşü, avrupa'da, özelikle almanya'da büyük bir heyecana sebep oldu. imparator leopold, şehirde 20 - 25 000 kişilik bir savunma kuvveti bırakarak, viyana'dan 60 saat uzaklıkta bulunan lenz kasabasına çekildi. osmanlı ordusu, 14 temmuz 1683'te viyana önüne geldi. gelenek üzerine şehrin teslimi istendi. teklifin reddedilmesi üzerine kuşatma başladı. akıncı kuvvetleri, avusturya'nın burgenland, istirya ve doğu avusturya eyaletlerini işgal ettiler. abaza hüseyin paşa ve imre tököli, kuzey macaristan'da askerî faaliyette bulunmakla görevlendirildiler. kara mustafa paşa, kuvvetlerinin bir kısmını, moravya, galiçya, slovakya içlerine yolladığı için, şehri gerektiği gibi kuşatamadı. 1529 yılındaki birinci viyana kuşatmasında olduğu gibi, bu seferde de orduda büyük toplar yoktu. havan toplarıyla yapılan atışlarda şehir içinde yangın çıktı. barut depoları ateş alacağı sırada yangın söndürüldü. avusturya başkumandanı, viyana'ya 15 km uzaklıkta leopold şehrine çekilmişti. adana beylerbeyi mehmed paşa, emrindeki kuvvetlerle buradaki alman ordusunu yenilgiye uğrattı; fakat viyana'ya avrupa'nın bir çok yerinden yardım gelmeye başlamıştı. osmanlı ordusunda, yiyecek sıkıntısı başladı. yemsizlik yüzünden, ordudaki hayvanlar ölüyordu. yakalanan esirlerden, leh ve alman kuvvetlerinin yardıma geldiği anlaşıldı. durumun zorlaştığını gören kara mustafa paşa, 26 ağustos 1683'te yaptığı kuvvetli bir saldırıyla bazı tabyaları ele geçirdi. şehirde dizanteri çıkmıştı. kale kumandanı, acele yardım istiyordu. 7 eylül 1683'te müttefik kuvvetleri, jan sobieski kumandasında tuna'yı geçti ve osmanlı ordusunun sol geri hatlarına yaklaştı. viyana'ya gelecek yardımı önlemek için, büyük tuna köprüsünün güvenliğiyle görevlendirilen kırım hanı murad giray, merzifonlu kara mustafa paşa'ya duyduğu kin yüzünden, düşmanın tuna'yı geçmesine göz yumdu. osmanlı ordusunun gerisine düşen düşman için gerekli hazırlıklar yapıldı; fakat budin beylerbeyi ibrahim paşa'nın jan sobieski'ye yenilmesi, vezir sarı hüseyin paşa kuvvetlerinin dağılması ve kırım kuvvetlerinin yardıma gelmemesi yüzünden, genel bir bozgun başladı. serdar-ı ekrem, yerinden kımıldamadan 5 - 6 saat düşmanla çarpıştıysa da sağ ve sol kanatların çökmesi üzerine çekilmek zorunda kaldı. yanık kalesine çekilen serdar, kuvvetlerini toplamağa çalıştı. viyana bozgununu haber alan iv. mehmed han, belgrad'dan edirne'ye döndü. budin'de kuvvetlerine çekidüzen veren sadrazam kara mustafa paşa, düşmanın saldırısına uğraması muhtemel kalelere asker yerleştirdi.

    viyana bozgunu, avrupa'nın ortasına kadar girmiş olan türk ordusunun son seferi oldu. sadrazam, 16 ekim'de belgrad'a döndü. 29 ekim'de estergon kalesi düşmanın eline geçti. durumdan son derece üzüntü duyan iv. mehmed han, merzifonlu kara mustafa paşa'nın idamını emretti. ikinci viyana kuşatmasıyla başlayan ve 1699 karlofça antlaşmasına kadar süren savaşlar, osmanlı devletinin yenilgisiyle sona erdi. kara mustafa paşa, belgrad'da idam edildi.

    not: bu lise müfredatı tarih kitabı anlatımı el emeği göz nuru değil,direkt copy pastetir
  • jan sobieski denilen, kendi ailesi tarafından gitsin de ölsün de gelemesin de diyerek savaşa yollanan polonyalı-leh prensin bir çok tabloda sağında solunda meleklerle resmedilmesine varan bir ün kazandığı kuşatma.

    ayrıca inanılmaz semiz, tombul bir adam olarak resmedilmiş genelde.

    http://www.poland-embassy.si/obrazy/sobieski.jpg
  • avusturyalıların etkilerini hala hissettikleri travmatik tecrübe.

    bu etkileri viyana'da karşınıza çıkan bazı heykellerde, viyana müzesinde* gezerken ve viyana tarihi üzerine avusturyalıların yazdıkları kitapları karıştırırken görebilmek mümkün.

    mesela, kuşatmayla ilgili şöyle bir mit geçiyor tarih kitaplarında: kuşatma sürerken, şehirde kıtlık ve salgın hastalıklar başgöstermeye başlıyor. halkın yavaş yavaş umutları tükeniyor. öyle ki, türklerin şehri almak için yeraltından tüneller kazdıkları söylentisi yayılıyor. bunun üzerine şehrin ileri gelenleri, halkı, duydukları olağandışı herhangi bir sesi ya da titreşimi hemen haber vermeleri yönünde uyarıyor. bir süre sonra bir akşam, bir fırıncı, duvarının arkasından garip sesler duyuyor ve askerlere haber veriyor. bunun üzerine duvar yıkılıyor ve derin bir kuyu açmakta olan türkler görülüyor. avusturyalılar bu kuyuya su basarak yaklaşan türk askerlerinin boğulmasına yolaçıyor ve bu hikaye "bir fırıncı sayesinde türklerin katliamından işte böyle kurtulduk" şeklinde bitiriliyor. hatta viyana'nın 1. bölgesindeki freyung pazar alanına bakan strauchgasse üzerinde yer alan bir binanın dışında, elinde palasıyla atının üzerinde resmedilmiş türk askeri heykelinin bu fırıncının anısına yapıldığı rivayet ediliyor.

    am hof meydanında bir bina üzerinde sergilenen, ikinci kuşatmadan kalma türk topu da, benzer bir şekilde, kuşatmanın yarattığı tahribatı ifade ediyor.

    kitapçılarda, sadece 1683 adıyla, ikinci kuşatmayı anlatan kitaplara denk geliyorsunuz. hangi tarih kitabına el atsanız, hem birinci hem de ikinci kuşatmanın etraflıca anlatıldığını görüyorsunuz. ancak üç hafta süren birinci kuşatmadan ziyade, üç ay süren ikinci kuşatmanın etkileri üzerinde duruluyor. viyana'nın bu kuşatma altında ne kadar tahrip olduğundan ve kuşatma kalktıktan sonra şehrin adeta yeniden kurulduğundan sözediliyor.

    üç katlı viyana müzesinde bile, 1500-1815 yılları arasındaki viyana tarihinin konu edildiği 1. katta, sadece ikinci kuşatmaya dair özel bir oda yapılmış. bu odada; türklerden ele geçirilen savaş başlıkları, bir yeniçeri sancağı, çeşitli silahlar ve 3-4 metre boyunda mızraklar sergileniyor.
  • osmanlı'nın viyana önlerinde ordularından çok daha fazla şeyi kaybettiği kuşatmadır.

    yenilginin bazı sebepleri şunlardır:

    -avusturya'nın olası bir türk kuşatmasına karşı viyana kalesini kuşatmadan 10 sene önce tahkim ve tamir etmesi. öyle ki viyana o tarihte avrupa'nın en kuvvetli kalesiydi. bastiyon ve ravelin sayısı olarak en güçlü kaleydi. ayrıca yiyecek, içecek, cephane, barut vs. gibi kuşatmada savunmacıları hayatta tutacak herşey kale depolarında bekliyordu. ii. leopold'ün kuşatmada az sayıda askeri şehir savunması için bırakmasının sebebi de budur. az sayıda askerle minimum erzak harcayıp olabilecek en uzun süre dayanmak ana stratejiydi. savaşın sonundan da anlaşılacağı gibi, ii. leopold bütün umutlarını avrupadan gelecek yardıma bağlamıştı.

    -osmanlı ordusu genellikle hafif sahra topları, orta boylu şahi topları ve az sayıda ağır top olarakta baldöken topları ile kuşatmaya başlar. viyana savunucularının elinde ise osmanlı ordusunda ki top sayısından daha fazla top vardır. öyle ki, savunucular tünel kazılıp içeri girilmesine karşı kanalizasyon içine dahi top yerleştirirler.

    -merzifonlu kara mustafa paşa, viyana şehrinin osmanlı idaresine geçtiğinde rahat savunulması ve kullanılması için şehri saldırılarla yıkmaktan kaçınıp, kendiliğinden teslim olmasını beklemişti.

    -viyana önlerine gelene kadar osmanlı ordusu pek çok ganimet ele geçirmişti. yağmalanan köylerden kasabalardan ve bazı şehirlerden çok büyük zenginlikler osmanlın askerlerinin eline geçmişti. öyle ki bir köle akçelerle el değiştirirdi. bu ganimet zenginliği askerlerde savaşmak için bir şevk bırakmamıştı. genel düşünce evlerine dönüp ganimetlerini harcayabilmekti.

    -merzifonlu kara mustafa paşa viyana şehrinin yağmalanmadan ele geçirilmesini isteyip olası bir yağmayı engellemek için de çok kesin emirler veriyordu. bu da askerlerin saldırıları ve savaşma istekleri üzerinde gözle görülür bir eksiklik yaratıyordu.

    -osmanlı karargahı içinde bir anlaşmazlık ve çekememezlik vardı. tavsiye almaya yatkın olmayan merzifonlu kara mustafa paşa, pek çok veziri ve komutanı kendisine küstürmüştü. bu da son savaşın* yapıldığı zamanda yenilgiye kadar gidecek husumetin başlangıcıydı.

    -kırım hanı, kral sobieski'nin köprüyü geçmesini izlemiş, onlara saldırması gerekirken hiçbir şey yapmadan izleyip, en sonunda osmanlı karargahına geri gelip leh kralının ordusuyla geldiğini bildirmişti. kırım ordusu köprüden geçmekte olan ve oldukça zor durumda olan leh ordusuna saldırsaydı, kahlenberg savaşının kaybedilmesi çok zordu.

    -orduya erzak getiren yollar belgrad'a kadar uzanıyordu. bu levazım kolları, hem çok uzun hemde çok tehlikeli yollardan geçtiği için saldırıya uğraması artık alışıldık bir hal almıştı. viyana önlerinde ise erzak ve cephane kıtlığı vardı. bunlar askerin moralini bozuyordu ve savaşma isteği tükenmeye yüz tutmuştu. ne de olsa ordular midelerinin üzerinde yürür

    -istanbul'dan yola çıkan ordunun sadece 70.000 kişilik olan kısmı savaşçı güç olarak viyana kalesi önündeydi. ordunun geri kalan kısmı ise uzun iaşe yollarını korumakla ya da civar köy ve şehirlere akınlar yapmak ile meşguldü. bu kadar geniş alana dağılan ordular son savaşın yapılacağı gün meydanda bile değildi, bazıları yenilgini haberini birkaç gün sonra alabildi.

    bu sebepler ve bunların bağlı olduğu * diğer alt sebeplerden dolayı kuşatma osmanlı açısından tam bir hayal kırıklığıdır...
  • belki de bitmemiştir bakmak lazım viyana banliyölerine.
  • osmanlı'nın stalingrad'ıdır.
  • yabanci kaynaklarda battle of vienna diye gecen hakkinda turk tarafinda pek bir sey bilinmeyen kusatmadir.

    http://en.wikipedia.org/wiki/battle_of_vienna

    (bkz: hussar/@felixis)