şükela:  tümü | bugün
  • inandirmak, kabul ettirmek
  • (bkz: ikna)
  • statüye dayalı rütbelerinden veya dişil imtiyazlarından yararlananların zahmetsiz çağrısı. diğerlerine peygamber sabrını şart koşmuştur yüce yaradan.
    o da yoksa, tenezzül duygunuzu anıtlaştırıp yaşamınızdan def edin derim tüm ikna öznelerini. etmezseniz onlar sizi bir güzel zarflayacaktır zaten.
  • neredeyse hicbir konuda basarilamayan seydir bu aslinda.

    ikna olayinin isnat ettirilmesi noktasinda buyuk sorunlar mevzu bahistir. bir defa ikna dedigimiz sey karsi tarafa zorla dayatilmayani olmalidir. ornegin eksi sozluk uzerinde (ara: ikna etmek) bu genelde karsi cinsle munasebetler konusunda; baskin turun, sozde ezilmis turu hakimiyeti altina alma cabalarinda goruluyor. bunun icin piclik diyebilecegim yontemlerle ikna cabalari mevcut. ikna etmenin aslinda ise bunlarla direkt olarak bir alakasi yoktur. kerameti kendinden menkul orneklerle/sozlerle ortaya koyulan seye sayet baski uygulanmiyorsa karsi tarafin inanmasini beklemek oldukca gulunctur.
    ister soyut bir konu olsun, isterse somut; ikna cabasi gudulen mefhum belli kistaslar dahilinde karsi tarafin dusuncelerini/onyargilarini/bilgilerini curutmuyorsa ikna durumunun olusmasi gayrimumkundur.

    genelde sadece sozle ikna cabasi beyhude bir cabadir, kanitlar gostermeyi gerektirir. hani deriz ya "gozumle gormeden inanmam" diye, bosuna demeyiz bunu. bazi durumlarda elle tutulur kanitlar bile karsi tarafi ikna etmeye yetmeyebilir. ozellikle kisilerin yetistikleri toplumlardan etkilenerek, artik kaliplasmis goruslerindeki hatlarin gosterilmesi noktasinda tezahur eder bu mevzu.
    bunu en guzel bicimiyle "nuh deyip peygamber dememek" ile ornekleyebiliriz. konuya en ince ayrintisina kadar hakim oldugunu dusunen birisini ikna etmek mumkun degildir ve genel olarak az biraz murekkep yalamis herkes, duydugu okudugu gordugu konularda sanki bir otoriteymis gibi davranir.

    diger yandan sayet bir kisi direkt olarak soylenilen ve sunulan kaynaklarla ikna oldugunu dile getiriyorsa kesinkez yalan soyluyordur veya zaten gercekte oyle dusunuyordur ama tersini dile getirerek carpitmalara veya yalanlara basvuruyordur.

    en nihayetinde normal sartlar altinda dunya uzerinde kafasi calisan bir insani dusundugunun aksine ikna etmek mumkun degildir. daha ziyade o kisinin goruslerini ezerek, biraz da zorla ve/veya tehditlerle kendi dusuncelerinizi empoze etme cabasiyla sinirlidir. (bkz: ikna odasi)

    soktugumunun dunyasinda zaten duzen bu sekliyle islediginden en nefret ettigim seylerden birisidir: illa karsisindaki insani ikna etmeye calisilacak bir okuz olarak gormek. mutlak dogrulara inanan zerzevatin yumusak etlerinden uretimdir kisaca ikna etmek tabiri.
  • eğer ki kişi herhangi bir konuda karşındakini ikna etmek için bir takım çabalar harcıyorsa hiç de masum değildir bu yaklaşımı. bir nevi karşılıklı konuşmaları kazanma veya kazanmaya çalışma aktivitesidir.
  • tüm gününü götünü sermekle geçirmekte kararlı arkadaşa şöyle bir mesaj atmak suretiyle gerçekleştirmesi gayet kolay fiil.
    ''genç olsaydık*, mevsimlerden yaz*, günlerden pazar olsaydı*, sahil kasabasında yaşıyor olsaydık*, cebimizde iki bira almalık para olsaydı*, ne güzel içer yüzerdik bugün. (iş bu mesaj gelecekten gönderilmiştir)''

    birazdan gelir. haha.
  • kişinin kendisine bunu yapması iradeyle ilgili bir durum olsa gerek.

    düşünsene; bütün zaaflarını, zayıf taraflarını biliyorsun. ne dersen lafı ağzına tıkayacağını biliyorsun, hayır diyemeyeceği ödülleri biliyorsun. iç ses, içindeki çocuk, anne-baba, on yıl önceki sen, ego, id, süperego herkes hazır.

    buyrun kavgaya.
  • adnan hoca'nın başarıyla gerçekleştirdiği eylem.
  • bir kimseyi daha önce kabul etmediği şeyleri kabul etmeye sevketmektir. kişi inatçı ve bağnazın tekiyse işte bunu yapmak oldukça zor bir iştir.