şükela:  tümü | bugün
  • ikon* olarak da gecer (rusca: ikona, yunanca: eikenion; "kucuk resim, tasvir" manâsındadır). bizans gelenegine* baglı dogu hristiyan -geleneginde kutsal kisi ve olayarın konu edildigi, duvarlara ya da ahsap levhalar ustune yapılmıs tasvirler- kiliselerini susleyen sabit ve/ya tasınabilir isa, meryem ve azizlerin* resimlerine verilen addır. en unlusu de petrus ikonudur. [mozaikle karıstırılmamalıdır ve ayrıca ikonalar, kucuk heykelcikler degildir].
  • grekçe eikon fiilinden gelir ve benzemek, bezetmek anlamındadır. tevratta musevice tselem kelimesinin karşılığıdır ki bu temsil edilmek istenen şeyle aynı değerde olmak anlamında kullanılır.
    ayrıca;
    (bkz: nkotta)
  • (bkz: kokona)
  • insanlarin ka$larinin korkunc bir bicimde resmedildigi dini tasvirlerdir.
    genellikle bebek isa ve meryem, hz. isa, ya da ortodoks azizlerine aittirler. azizler bu tasvirlerde genellikle at ustunde olup, yerdeki bir ejderha ya da yilani mizrakla olduruyor olurlar.
    ejderha ya da yilan, $eytani/kotulugu temsil eder.
  • ikona genellikle ortodokslarda bulunan ve hristiyanliga ait dini motiflerin islendigi tahta panolardir.
  • kilise kime adanmissa sol tarafta onun ikonasi olur.
  • akici fakat insani sarip sarmalayamayan bir neil olson kitabi.
  • lettera amorosa'dan bir ilhan berk bakışı. bir kadını izlemek, beklemek an'ı, ilhan berk, delta'dan çıkmış, yeryüzünde yürümektedir, aklında ideal ile:

    ı

    ölümcül tene ve geceye.
    yalnız bakılmak, bakılmak…
    arzu edilmek ama erişilememek.
    suretini gizlemek.
    cebinde güneşle dolaşan!

    ıı

    gökkuşağıma!
    zaman ve uzam dışına çıkmak.
    zamanı yürürlükten kaldırmak.
    öyle bakmak.
    orda varolmak.

    ııı

    ayaktayken ürperten ve donduran.
    taşta varolmak.

    ıv

    bir bilinmezi sergiliyordur.
    anlamsız bir ödülü istemektense
    fırlatıp atmak.
    bir ideaya!
    (her seferinde yeniden doğan.)
    zamanın rengini almak
    ordan bakmak.
    bütün duyduğu bir zemin boşluğu değil midir?
    görünmeyeni görmek.

    v

    o bedene hep bakardım
    (yabancı olmayan hiçbir şeye.)
    büyük boşlukta kaybolmak.



    bir ikona!
    akşamın unutulmuş loş sözcüklerine.
    trenlere, rüzgarlara, yerinden oynatılmış yıldızlara.
    artık ummuyordur, niçin ağıt yaksın?
    bir yokluluğun haklılığına.
    (hep eksiklik duygusu veren.)
    kendini kaybederek, kendini bulmaya.

    vıı

    bir akarsu:
    — bir görüntüydü o diyor.
    hep kül rengi kağıtlara yazmadı mı?
    çöle. kayalara.
    her türlü örtü ölüme dokunmadır.

    vıı

    altını düşlerimizin!
    hep sokağa taşardı yüzü.
  • özellikle bizans döneminde okur yazarlık oranı düşük halkın dini eğitiminin en önemli kısmını oluşturan, çoğunluğunda incilden sahnelerin konu alındığı, genellikle tahta panolara tempera tekniği ile yapılan resimler. gerçekte bir şeyin ikona olup olmadığını belirleyen şey onun ne olduğu değil ne için kullanıldığıdır.
  • niran elçi'nin çevirisiyle mayıs 2005 te ithaki yayınları'nın macera-gerilim serisi dahilinde yayınlanan roman. toplam 454 sayfa olup, isbn numarası 975-273-132-5'tir. yazarının* ilk kitabı olan ikona (özgün adı the icon), ikinci dünya savaşı sırasında bir yunan köyünün kilisesinden gizli bazı planlar uyarınca çalınan ikonanın izine 54 yıl sonra tekrar ulaşılmasını ve akabinde gelişen olayları anlatmaktadır. hem bir sanat eseri olarak çok değerli olan, hem de şifa dağıtıcı mucizevi özelliklerinin olduğuna inanılan ikonanın etrafındaki gizem perdesini aralamak isteyenler için tavsiye etsem de, çağdaş benzerleriyle (örn. dan brown romanları) kıyaslandığında zayıf kaldığını, yeterince sürükleyici olmadığını belirtmem gerekir.