şükela:  tümü | bugün
  • kadir mısıroğlu'nun sitesinde vesikalar bölümünde yer alan vesikalardan biri budur. sanki vesikalar bölümünde diğerlerinin arasında kaybolmasın tek bunlar olsun amacıyla konulmuş gibidirler sayılarının azlığı ile.

    http://www.kadirmisiroglu.com/…phane/vesikalar.html

    edit: site yenilenmiş, vesikalar kısmı zenginleşmiş. yeni link: http://kadirmisiroglu.com/kategori/vesikalar
  • bilenler bilir, bu talihsiz tamlamanın bahsettiği ilgili ayetler "ikra' bismi rabbike'l-lezî halâk" (yaradan rabb'inin adıyla oku) şeklindedir. üç kelimeye kısaltılacak olsa "ikra' bismi rabbik" ((senin) rabb'inin adıyla oku) şeklinde kısaltılır.

    ilgili mektubun el yazısı kısmını inceleyenler "ikra' bismi rabbihi" "((onun) rabb'inin adıyla oku" şeklinde yazıldığını ve sondaki hi'nin karalandığını görürler.
  • bu ifadenin geçtiği mektup murat bardakçı'nın da ilgi alanına girmiş. lâkin inandırmakta kendisi de epey zorlanıyor...

    http://www.youtube.com/watch?v=hsnxzbujwio
    link yenilendi: https://www.youtube.com/watch?v=fytimk3jkme
  • aldığım mesajlardan anladığım kadarı ile kendisi hakkında daha önce yazdığım bir entry'de ne demek istediğim tam anlaşılmamış olan ifadeymiş.

    özetle şunu söylüyorum: kur'an'ın ilk inen ayetleri, ikra bismi rabbikellezi halak ile başlar. bunun ilk üç kelimesini alırsak "ikra bismi rabbik" olarak alabiliriz. haydar baş m.kemal'in hafız olduğunu iddia ediyor. ikra bismi rabbik yerine ikra bismi rabbihi yazıp hi'sini karalayan birinin değil hafızlıkla, kur'an'ın yüzüyle bile alakası olamayacağı aşikârdır.
  • yamulmuyorsam, lise tarih kitaplarının yazımı esnasında içerikten pek de memnun olmayan mustafa kemal atatürk'ün türk tarih kurumu'na gönderdiği mektupta geçen sözlerdir. şahsına olan saygımı katlamıştır.

    mecliste yaptığı son konuşmayla (1 kasım 1937) beraber göz önüne alındığında görüşleri gün gibi ortadadır. bu bağlamda; müslümanların ısrarla, atanın müslüman olduğu iddiasıyla, kendisini sahiplenme çabalarını anlamakta güçlük çektiğimi de belirtmeliyim.
  • ilginç tamlama.

    tamlamanın geçtiği mektubun türkçesine de baktım. mektubun ilgili kısmı şöyle: "

    "arabistan yarımadasının kumsal çöllerinden; (ıkre, bismi, rabbi) safsatasını esas tutmuş olan araplar, uygar dünyada, bilhassa türk zengin uygar bölgelerinde bu ilkel ve cahiliyet devrinin simgesi olan ilkeye dayanarak yapmadıkları tahrifat kalmamıştır. bu zihniyetle hareket edenler islam'dan önce evrensel türk uygarlığının bütün belgelerini imha etmekte engel görmediler.
    yazacağınız islam tarihinin de bu doğrultuda toplayabileceğiniz belgelere dayanarak açıklanmasını önemli görürüm."

    atatürk'ün "safsata" diye bahsettiği kur'an'dan bir ayetin içindeki 3 kelime. bu kelimeler kabaca "allah'ın ismiyle oku" anlamına gelmekte. mektubun devamında şuraya dikkat: " bu ilkel ve cahiliyet devrinin simgesi olan ilkeye dayanarak yapmadıkları tahrifat kalmamıştır."

    bakın, söz konusu safsata denen şeyde rabbinin adıyla oku deniyor. ardından bu ilkeye dayanarak yapılan şey neymiş? tahrifat.

    yani cahil, akla ve bilime düşman olan bazı araplar ayetin anlamını oluşturan bu kelimeleri tabiri caizse götlerinden anlayıp tahrifatlar yapmışlar. mektubun tümüne ulaşabilsem tam olarak anlayacağım ama muhtemelen bu araplar "rabbinin ismiyle oku" emrini islam öncesi türk eserlerine uygulamaya çalışıp onlara dini bir mahiyet kazandırmaya çalışarak veya bu belgeleri yok ederek tahrifat yapmışlar. bu yöntem araplarda sık karşılaşılan bir yöntemdir. açık ve net anlaşılan kur'an'ı bile kendi çıkarlarına göre yontup birlik emreden dini parçalara ayırmışlardır. bu hiç yabancı değil.

    yani bence bu safsata kelimesi arapların ilke edindiği tahrifat yöntemini kastetmiş.

    buraya kadar yazdıklarım benim mektubu gördüğümde düşündüklerimdi. ayrıca bu konuyu çok daha net bir şekilde açıklayan bir yazı buldum. onu da okumanızı tavsiye ederim.

    ve şunları da söylemem gerekir. atatürk eğer gerçekten kur'an mesajına safsata deseydi kur'an'ı halka anlatmak için onu halkın diline çevirmezdi. ya da kur'an'ın anlatılması için kurumlar oluşturmazdı. bu mektuptaki ifade büyük çok büyük bir ihtimalle deve sidiği sevicileri tarafından çarpıtılıyor.

    allah, atatürk'ün dine bakış açısının şu toplumda da yer ettiğini bizlere gösterir umarım.
  • safsata'nın osmanlı türkçesindeki eş anlamlısı, kıyas-ı batıl'dır.

    anlamı: anlamı:

    "safsata, kelimesi halk arasında “asılsız söz”, “saçma söz” gibi manalarda kullanılır ancak bilimsel anlamı, akıl yürütme sırasında meydana gelen mantık hatasıdır. başka bir deyişle safsata, bir gidiş yolu hatasıdır. sonucun doğru çıkması, işlemin doğru olduğunu göstermeyeceği gibi, işlemi yaparken kullanılan verilerin doğru yada yanlış olması işlemi yanlış yapmaz. "

    dolayısıyla atatürk'ün anlatmaya çalıştığı şey açıktır ve tarihi açıdan da gerçektir. günümüz arap coğrafyasına bakarsanız bu sahtekarlıkların hala devam ettiğini görebilirsiniz.
  • safsata olarak ifade edilenin inen ilk ayet olmasından hareketle bu metni yazan kişinin kuran-ı kerim e inanmadığı öne sürülebilir. dolayısıyla islam dinine mensup olmaması kuvvetle muhtemeldir.