şükela:  tümü | bugün
  • kadim italyan futbolcu roberto baggio'ya odaklanan belgesel, 26 mayısta netflix'te yayınlanacak.

    --- spoiler ---

    futbol yıldızı roberto baggio'nun 22 yıllık kariyeri, oyuncu olarak ilk başlarda nasıl zorlandığı ve bazı teknik direktörlerle yaşadığı anlaşmazlıklar anlatılıyor.

    --- spoiler ---
  • serie c topçusunun yarım saat içerisinde fifa dünya kupası'nda oynamaya başladığı, doğru düzgün bir şey anlatamayan film. keşke mini dizi yapmayı düşünselermiş.
  • çok atlayarak gitmişler. 23 yaşında kariyer değiştirip, yazılım mühendisi olarak devam etti deseler, baggio'yu tanımayan biri inanır. dizi olur, 2-3 part halinde olur, başka bir şekilde olurdu ama daha uzun olmalıydı.

    juventus yok, inter yok, milan yok. az biraz fiorentina var. onda da manasız şekilde kesip, 6 yıl sonraya atlıyor.

    94 dünya kupası finali'nde penaltı kaçırıyor, laps diye 6 yıl daha atlıyor. e adamın kariyerinden 12 yıl yediniz zaten. adam o arada italya'da çılgın atıyordu.

    babasıyla olan diyalogları güzel, budist olmasını keyifli işlemişler. ama her yanı boşluk, her yanı dağınık. keyifli bir 1.5 saatlik futbol izlencesi. ama baggio, bundan çok daha fazlasıydı.
  • ben beğendim. kendi onayıyla çekilmiş kendi hikayesi böyle anlatılsın istemiş. bu bile güzel bu bile yeter.
  • "baksana adam yakışıklı, akılda kalıcı bir imajı var. üstelik budist. biraz da 94 dünya kupası serpiştiririz araya. biz bunun ekmeğini yeriz." düşüncesiyle çekilmiş, beklentimin oldukça altında kalan bir film.

    vicenza'da oynayan adam bir bakıyorsunuz 1994 dünya kupası'nda italya'nın umudu oluvermiş. arada tam 10 sene var. filmi izlerken, "bu süre içinde baggio ne yaptı da bu konuma erişti?" sorusu cevapsız kalıyor. 1993'te ballon d'or kazandı ya bu adam. es geçilecek şey mi bu?

    1994 dünya kupası serüveni bitiyor; bir bakmışsınız brescia ile transfer görüşmesi yapıyor. arada geçen 7 senede, 2 farklı takımla serie a şampiyonluğu kazandı baggio. kariyerinin en iyi yıllarına hiç değinilmeden geçmişler. bu nasıl iş? birkaç saniyeliğine de olsa attığı golleri, kazandığı kupaları gösterseniz hadi neyse. ne görüntü var, ne de bahsi geçiyor bu başarıların.

    roberto baggio, bu filmde bahsedilenden çok daha büyük futbolcuydu ve bir ikondu. kaçırdığı penaltı bile marka haline gelmiş bir futbolcunun filmini çekiyorsanız, çok daha iyisini yapmanız gerekir.

    baggio'nun futbolculuğuna yetişmiş kişiler ufak bir tebessümle filmi izleyebilirler fakat baggio'nun ismini ilk kez duyan, ya da yeteri kadar bilgi sahibi olmayan birinin bu filmi izlemesi için en ufak bir sebep yok.
  • --- spoiler ---

    türkçesiyle "baggio ilahi at kuyruğu", ingilizcesiyle "baggio the divine ponytail", 2021 italya yapımı ve ünlü italyan milli futbolcu roberto baggio'nun hayatını ve özellikle de 1994 dünya kupası'nı konu alan biyografik drama-spor filmi. letizia lamartire'in yönettiği film, bir belgesel değil, roberto baggio'nun hayatının önemli bölümlerine ve budizm inancına odaklanan biyografik bir filmdir. senaryosunda ludovica rampoldi-stefano sardo ikilisinin imzası olan film, netflix tarafından kısa bir süre önce gösterime sokulmuştur. filmde baggio'yu andrea arcangeli canlandırırken, arrigo sacchi rolündeki antonio zavatteri de filmden akılda kalan bir isim olmuştur. son olarak, 91 dakikalık filmin imdb.com puanı 6,2/10.

    konusu
    bu filmde gelmiş geçmiş en iyi futbolculardan roberto baggio'nun kariyerinin zirve noktaları, sakatlıkları yenmesi ve budizm'i keşfetmesi dâhil tüm hikâyesi aktarılıyor.

    netflix resmi sayfası - https://www.netflix.com/tr/title/81211064

    imdb.com - https://www.imdb.com/title/tt14025788/

    wikipedia - https://it.wikipedia.org/wiki/il_divin_codino

    trailer - https://www.youtube.com/watch?v=5pz9k64lg1s

    --- spoiler ---
  • filmdeki roberto baggio, roberto baggio'dan daha çok chuck schuldiner'ın gençliği ile doğuş'un saç uzatmış haline benziyor. tabi baggio reis öyle uygun görmüşse bana ancak bok yemek düşer. en iyisi ben siktirip gideyim.
  • biyografi/belgesel yapıyorsan önünde çok fazla seçenek yoktur. örneğin çok tanınmamış birini öyle güzel anlatırsın ki izleyenler anlatılan kişiye hayran kalır. her ne işle meşgulse o işe ilgi gösterilmeye başlanır. bu ilgi genelde geçici olur ama sonuçta yapım başarılı olmuştur. önemli olan da budur. buna yakın zamandan bir örnek pretend it's a city'yi gösterebilirim. fran lebowitz'i hiç tanımazken hayranı olmuştum. eminim ki benim gibi binlerce insan vardır. bir diğeri de jordan, maradona veya muhammed ali gibi ikonu anlatırsın ki burada da işin zordur. çünkü ilgi ve beklenti yüksek olur. buna örnek olarak da the last dance'i gösterebilirim. tek başına jordan belgeseli değilse de anlatmak istediğime iyi bir örnek. the last dance izleyen biri o dönemi yaşamamış ve dönem hakkında hiçbir fikri olmasa dahi belgeselden sonra büyük oranda bilgi sahibi olacaktır. yapım bunu verir çünkü.

    ben baggio'nun hayranı değildim ama baggio külttür. 90'ların ikonlarındandır. hayranı olmanız hatta futbolla ilgilenmeniz gerekmez; onu tanırsınız, bilirsiniz, adını mutlaka bir yerlerden duymuşsunuzdur. onu kısıtlı bir süreye sıkıştırıp filmini çekmek zaten başlı başına kötü bir karar. baggio'nun buna onay vermiş olması bunu değiştirmez. bir diğer ve daha önemli konu ise, bu film baggio'nun tam olarak nesini anlatıyor ben anlamadım. kariyeri yok, başarıları yok, başarısızlıkları yok, hayatının en önemli basamakları yok, ikonik anları yok. sadece babası ile olan ilişkisi ve özel yaşamından birkaç kesit. bu kadar. baggio'yu hiç tanımayan biri filmi izledikten sonra sadece ''baggio sadece azimli ve kibirli biriymiş. hll spr dvm.'' diyebilir. tanımayan birine düzgün tanımamamışsın çünkü. film şöyle: "selam ben baggio. 1986'da fiorentina'ya transfer olurken sakatlandım ve şimdi 1994 dünya kupasındayım. araları karıştırma. hadi grşrz." tanıyanlara da sunduğun hiçbir şey yok. baggio'nun babasıyla olan sorunlarını merak eden kaç baggio hayranı vardır çok merak ediyorum.

    katharsis anına kadar izlerken çok zorlandım ama son 5 dakikası biraz kurtardı. onu da inkar edemem. çok saçma gelecek belki ama aklımdan geçen tek düşünce ''çocuklar top oynarken artık baggio'nun adını anmıyorlar, ne kötü'' gibi bir şeydi. son sahne resmen balrog'un gandalf'ı son anda yakalaması gibi yakaladı beni. bir eski dostu görmüşüm hissini aldığım tek yer orasıydı.
  • buradaki birçok eleştirinin aksine ben beğendim filmi. il divin codino'nun asıl hedefi, roberto baggio'nun 17 temmuz 1994 brezilya italya maçı'nda kupanın kaybedilmesinde önemli rol olan kaçırdığı penaltı üzerinden milli takım kariyeri hakkında bir yapım ortaya çıkarmakmış ve bu konuda da büyük ölçüde başarılı olunmuş.

    bence esas eleştirilmesi gereken roberto baggio'nun o penaltıyı kaçırdıktan sonra euro 96'da italya'nın gruplardan çıkamaması, fransa 98'in çeyrek finallerinde yine penaltılarla kupaya veda etmesi ve euro 2000 için son dakikada kadro dışı bırakılması da ele alınmalıydı. yani filmi 1 buçuk saat yerine yarım saat daha eklenerek bu hadiseler de gösterilmeliydi derim.

    yoksa il divin codino gayet roberto baggio'nun yeşil sahanın arka planında yaşadığı sakatlıklarla olan mücadelesini, kişisel gelişimini etkileyen inançları ile aile yaşantısını ve hırslı kişiliğini çok iyi şekilde yansıtmış. ayrıca milli takım odaklı bu yapımda kendisinin kulüp kariyerine fazla eğilinmemesi de beni rahatsız etmedi, çünkü amaç o değil.