şükela:  tümü | bugün
  • carlo ginzburg tarafından ortacagda bir değirmencinin inançlara bakışını, kendi doğrularının peşindeki insanı ve o dönemin yargılarına karşı varoluşunun anlatıldığı dikkate değer kitap.
  • "bir 16. yüzyil değirmencisinin evreni" alt başlıklı hoş kitap.

    ayrıca seneler önce tv'de sabancı ile yapılan bir röportajdan hatırladığım bir hikayenin de baş kahramanıdır peynir ve kurtlar. sabancılar ticarete atıldıkları ilk yıllarda peynir (eski kaşar olarak hatırlıyorum) alıp dükkana koyarlar. bir süre sonra peynir kurtlanır, onlar da verdikleri paraya, kaybedilen ürüne yazıklanıp atarlar peyniri. neden sonra öğrenirler ki kurtların mevcudiyeti bozulmaya delalet etmiyor. aksine zamanla yağa dönüşerek peynirin nefasetini arttırıcı bir etkide bulunuyorlar.

    sabancı ailesine dair ilk anım budur. akabinde bir süre eski kaşara şüpheyle baktım lakin yemekten asla vazgeçmedim.

    edit: anlatan kişi sabancı değil, vehbi koç imiş. bilgi için otisabi'ye teşekkür ederim.
  • kitabin ismi yazarin peynir ve kurtlar arasindaki iliskiyle inanc arasinda kurdugu analojiden geliyor. calisma cok iyi bir mikro tarih ornegidir. (bkz: gece savaslari)
  • çok zengin engizisyon mahkemeleri arşivlerinden yararlanarak yazmıştır carlo ginzburg bu kitabı. okuduğu kitaplar sonucunda katolisizme önemli itirazlar ve görüşlerle ortaya çıkan menocchio engizisyonca cezalandırılmıştır. bu değirmencinin okuduğu kitaplar arasında 1543'de italyanca basılan bir kuran'da vardır. menocchio'nun bazı görüşleri şeyh bedrettin'nin görüşlerine benzer.
  • jenerik ismini geçiyorum. alt başlığı cuk oturan bir kitap bu. hakikaten de, carlo ginzburg'un yapmaya çalıştığı, 16. yüzyılda yaşayan ve sıradan sayılabilecek bir insanın evrenini tam anlamıyla yeniden inşa etmek. bunu inşa ederken, menocchio nam değirmencimizin engizisyon önündeki savunmalarını, menocchio'nun okumuş olduğu kesin olarak bilinen kitaplara dönerek karşılaştırıyor. menocchio'nun, okuduklarını kendine özgü bir filtrede süzmesini, zaman zaman (bilinçsizce olsa da) çarpıtmasını, önemsiz ayrıntıları vurgulamasını, okudukları yüzünden kafasının karışmış olmasını sorun etmiyor; bilakis bunu çözümleyebiliyor olmanın çok değerli bir bilgi getirdiğini söylüyor: halk kültürü, yüksek kültür (yüksek kültür diyorum lakin bunun da nahoş bir tarafı var aslında, neyse) ürünlerini nasıl algılıyor, nasıl aktarıyordu? aktarmanın içine halk kültürünün kendi geleneği de girebiliyor muydu?
    menocchio'nun yaşadığı dönemde bir muadilini osmanlı sınırları içinde bulabilmek ne derece mümkün, bilemiyorum. şeyh bedreddin ile karşılaştırmak pek de sağlıklı olmayabilir; çünkü şeyh bedreddin sıradan bir değirmenci değil, yüksek kültür içinde yetişmiş bir din alimiydi. ayrıca unutulmamalı ki bedreddin'in karşı duruşu salt bir felsefi/zihniyet ayrımından ileri gelmiyordu; içine iktidar ilişkileri ve mücadelesi de karışmıştı.
    o değil de, menocchio'nun evrenini anlamaya çalışmak hadi yine kolay: amcamın erişebilmiş olduğu zaten on - on iki tane kitap var. neyi, nasıl okumuş; daha kolay bir şekilde analiz edilebilir. peki ciddi bir entelektüelin dünyası nasıl yeniden kurgulanabilir? allah kolaylık versin uğraşanlara, ne diyeyim.
  • madun anlatan kitap olması gerekir. bununla beraber, bir on altıncı yüzyıl değirmencisi bir madun'u ne kadar temsil eder, kuşkuluyum. ama diyeceğim o değil.

    ginzburg efendi, öyle bir izlenim bırakıyor ki, menocchio'yu çözmüş bitirmiş. engizisyoncudan farkı yok bir yandan: "acaba bu adam bu dediği ile ne düşünür? tabi ki şunu şunu. madem ki şu kitabı okumuştur. o çağda şunu düşünemez, demek ki bunu katiyen düşünmüş değildir. ama şurada da şununla ilgili muazzam bir kehanet sarf etmiştir.." falan filan.

    ginzburg ancak menocchio hiçbir şey söyleyemez, söylemez olduğunda "bilemez" hale gelir. o zaman da tahayyül melekesi çalışmaya başlar: "menocchio'nun zihninde, bilmem ne kilisesi'ndeki bilmem ne tasviri belirir olsa gerektir..." daya anlatısal tarihi. çok heyecanlı.

    tabi ki harika bir kitap bu. ve küçük ölçekli tarih çalışmalarının* muazzam bir örneği. böyle olduğu için de, küçük ölçekli tarih çalışmalarının önceliği her ne ise, hepsini haiz, ve öte yandan, bu tür çalışmalara mündemiç her türlü kusurdan da mustarip. olsun. *
  • okuyucuya - bilinçli ya da öncelikli hedef olarak olmasa da - zamanın engizisyon mahkemeleri hakkında epeyce bilgi vermiştir.
  • yıldırım türker 22.2.2009 tarihli, "tarih okumanın zevki" başlıklı yazısında ginzburg'dan alıntılar yaparak bir bakış açısıyla tarih okumaktan,kendi bakışını nasıl geliştirdiğinden bahsediyor.

    "peynir ve kurtlar" kitabının ötesinde bir okuma için:

    http://www.radikal.com.tr/…22.02.2009&categoryid=97
  • ingilizce başlığı "the cheese and the worms: the cosmos of a sixteenth century miller" , orjinal adı "il formaggio e i vermi" olan carlo ginzburg kitabı. türkiye'de "peynir ve kurtlar" ismiyle metis yayınları'ndan çıkmıştır.

    bir 16.yüzyıl değirmencisinin davası üzerinden engizisyon ve dönemin dinsel görüşleri hakkında da bilgi veren bu kitap mikro tarih incelemelerine güzel bir örnektir.

    isbn'i 0801843871 olan kitabı online okumak için:

    google books üzerinden