şükela:  tümü | bugün
  • le tout nouveau testament filminin soundtrack'inde yer alması vesilesiyle tanıştığım
    ve sezen cumhur önal hariç artık benim de hatırladığım inanılmaz güzel bir dalida parçası.
    şarkı size buruk bir mutluluk verecektir.
    şarkıda anlatılan hikayeyi anlayabilelim diye, ingilizce altyazılı versiyonu
    --- filme dair müzikli spoiler ---

    şarkı filmde çok doğru bir yerde kullanılmıştır. çünkü tanrı'nın gidişiyle beraber tüm kontrol artık tanrıça'nın elindedir ve tanrıça bu durumdan öylesine hoşnuttur ki adeta yeniden 18 yaşında hissetmektedir.

    --- filme dair müzikli spoiler ---
  • pascal sevran - serge lebrail tarafindan yazılmıs, pascal auriat tarafindan bestelenmis ve dalida'nin hayatindan çok trajik bir kesiti yansittigi için sanatçi tarafindan sahiplenilmistir.

    sarkicinin kardesi orlando'nun aktardigi kadariyla; sevgilisi luigi tenco'nun intiharinin ardindan 36 yasindayken 18 yasinda bir gençle kisa bir macera yasayan dalida, çocuktan hamile kalir. o zamanlarin fransa'sinda legal yollarla kurtaj yaptiramayacagi için, zira gebeligin saglik problemleri hariç sonlandirilmasi 1975'teki simone veil yasasiyla mumkun olmustur ancak, illegal yonteme basvurur, yasadigi komplikasyonlar da onu bir daha anne olmaktan alikoyar.

    sarkiyi adeta yasar gibi, gozleri dolu dolu soyleyen dalida, imkansiz askini ve sonrasindaki laneti anlatir aslinda biz dinleyenlere. ne tesaduftur ki bu sarki birkaç sene acisini kalbine gomen, kimseyle paylasmayan sarkicinin eline ulasir, sanki kendisi yazmistir, sanki ona yazilmistir.
  • sezen cumhur onal haric pek kimselerin hatirlamadigi dalida sarkisi.

    il venait d'avoir dix-huit ans
    il était beau comme un enfant
    fort comme un homme
    c'était l'été évidemment
    et j'ai compté en le voyant
    mes nuits d'automne
    j'ai mis de l'ordre à mes cheveux
    un peu plus de noir sur mes yeux
    ca l'a fait rire
    quand il s'est approché de moi
    j'aurai donné n'importe quoi
    pour le séduire

    il venait d'avoir dix-huit ans
    c'était le plus bel argument
    de sa victoire
    il ne m'a pas parlé d'amour
    il pensait que les mots d'amour
    sont dérisoires
    il m'a dit "j'ai envie de toi"
    il avait vu au cinéma
    le blé en herbes
    au creux d'un lit improvisé
    j'ai découvert émerveillée
    un ciel superbe

    il venait d'avoir dix-huit ans
    ca le rendait presqu'insolent
    de certitude
    et pendant qu'il se rhabillait
    déjà vaincue, je retrouvais
    ma solitude
    j'aurais voulu le retenir
    pourtant je l'ai laissé partir
    sans faire un geste
    il m'a dit "c'était pas si mal"
    avec la candeur infernale
    de sa jeunesse
    j'ai mis de l'ordre à mes cheveux
    un peu plus de noir sur mes yeux
    par habitude
    j'avais oublié simplement
    que j'avais deux fois... dix-huit ans
  • (bkz: hier encore)
  • dalida'nın, duyduğumda en hislendiğim parçasıdır. yaşça daha büyük olan bir kadının (son dizede iki defa 18 yaşındaydım demesi ya 18x2 yaşında olduğunu ya da oğlanla birlikte ikinci kez kendisini 18 yaşında hissettiği sonucunu çıkartabiliriz) 18 yaşına daha yeni girmiş bir oğlanla olan yatak odası sahnesinde, oğlanın ona hissettirdiği 18 yaşın, aynaya baktığında kendisine çeki düzen verme ihtiyacının önüne geçemediği ve o anki yakınlığın aslında bir yanılsama olduğunu bildiği bir hikaye.