şükela:  tümü | bugün
  • eninde sonunda karaciğeri yoran, etraftakilerin de başını ağrıtan bir bağımlılık.
    önce "ben hiç ilaç almam" falan fıstık diyerek başlar. sonra bir ağrı kesici falan bir şey alınır, aman bir iyi gelmesin mi! artık habire ondan almakla kalmaz, herkesi de ona alıştırmaya çalışırlar. şöyle iyi ilaç, böyle yan etkisi yok falan diye milleti bıktırırlar.
    kendimden biliyorum! "bir iç bak, valla. şak diye keser!"

    (bkz: imuneks)
    (bkz: vermidon)
    (bkz: advil)
    (bkz: isveç şurubu)
  • son on yılda 400% artış göstermiş bağımlılık türüdür.

    söz konusu bağımlılık özellikle ağrı kesicilere karşı gelişen bir bağımlılıktır.
  • gozumu acamiyorum, basim catliyor; alka saltzer
    cok mutsuzum; lustral
    yemek yiyemiyorum; solgar
    gozum kuruyor; balik yagi

    bobrek, karaciger?
    o konulara biz bakmiyoruz arkadasim.

    advil var bir de. tasarimi guzel, hakediyor :/

    tanim: buyuk oranda manevi bosluktan kaynaklanan sebeplerle, huzursuzlugun giderilecegini dusunulerek, neden-sonuc iliskisi kurulmaksizin yapilan kendince zorunluluk durumu.
  • en yaygını ağrı kesici bağımlılığı olmak üzere antidepresan antihistaminik antipsikotik vs diye gidiyor. beyin karıncalanması, el titremesi, göz seğirmesi gibi olayları var ama korkulacak bişey yok, yukardakilerden birini veya birkaçını içince geçiyor.
  • (bkz: euthyrox)

    ömür boyu lan, ömür boyu.
  • bilinçsiz ilaç kullanımına örnektir. örneğin "grip olacağımı düşününce cec ve amoklavin alıyorum" derseniz bilinçsiz bir hasta olursunuz. çünkü grip, viral bir hastalıktır ve antibiyotikler işe yaramaz.
  • psikiyatrinin ilaç bağımlılığı ne olacak? (bağımlılığın hafif olan türevine kötüye kullanım* deniliyor.) hem de bağımlılık yapmayan ilaçlara bağımlılığı, ilaç endüstrisi bağımlılığı? netleştirelim, zaman zaman karşılaştığımız, psikiyatrinin elektroşoka, ilaca zorunluluğunu dışta bırakıyorum. geriye kala kala insan insana iletişimin, çabalamanın gerilemesi, ilgisizlik, umutsuzlaşma kalmasın da ne kalsın?