şükela:  tümü | bugün soru sor
  • (bkz: represant)
  • sevmiyorum, sevemiyorum. kötü tecrübeler yüzünden olabilir.

    bir de aynı bokun mavisi olsa da, daha özelleşmiş satışçılar vardır ki (ilaç değil de, ne bileyim moleküler genetik, hücre kültürü ürünleri, bilimum laboratuar sarf malzemeleri ya da hizmet alımlarında yardımları dokunan) onları severim bak. hele adını da veriyorum hadi prizma sağlık ürünlerinde bir şahende hanım vardı, dünyanın en pratik, en problem çözücü, en sempatik, en çalışkan kadınıydı ki işine son mu verdiler artık kendi mi çıktı gitti daha iyi bir iş mi buldu bilmiyorum ama ondan sonra hiçbirşey eskisi gibi olmadı.

    bunların takım liderleri çok önemlidir. orta düzey seviyesiz yöneticiler sizi. de get. pabucumun bölge müdürü.
  • ilaç şirketlerinin allayıp pulladığı genelde aynı tiplemelerden oluşan şahsında pek severek yapmadığı ama el mecbur diyerek katlandığı stresli meslek.

    koyun toplum tarafından ego manyağı yapılmış doktor cenahını bi parça da bu arkadaşlar yalayarak hepten çekilmez hale gelmelerine ön ayak oluyolar.
  • zevk tellalıdır bazen. bazen de zevktir doktora. rakı masasına mezedir. doktorun son nesil elektronik tedarikçisi. kimi zaman arabasına çelik jant. kimi zaman koluna saat. mümesillik yapan arkadaşlarımdan dinlediğim rezalet dolu bir sürü hikaye. bu insanlar evlerine ekmek götürmek için kırk takla atarlar . doktor sevmez hasta hiç sevmez haklı olarak. ama bir piyasa var sonuçta bu işin içinde döndüğü.
    işin bir başka tarafı ise doktorlar yaptıkları anlaşma gereği doktor bilmem kaç zaman ya da bilmem kaç adet x firmasının ilacını yazmak zorunda kalır. ve siz belki de o yüzden geç iyileşirsiniz. ya da yan etki yaşarsınız.
    edit:imla
  • üstteki yazarın yazdığı kadar havalı bir iş değildir.

    doktor yüzüne bakmaz, o sağlık ocağı senin bu aile polikliniği benim gezersin oradaki insanları mutlu etmeye çalışırsın.

    onları mutlu ettin diyelim reçetede yazan ilacı bu defa eczane vermez, muhakkak muadili vardır kendisi yoktur.

    sen doktoru, eczacıyı, kalfayı memnun edersin bu defa ims düşük olur, sen hedefi tutturursun ama bölgen hedefi tutturmaz prim alamazsın.

    sonra bir anda bakmışsın 30 lu yaşların ilk yarısında performans nedeniyle işten atılmışsın.

    özetle günü kurtarmak için iyidir ama asla geleceği yoktur.
  • doktorlara kimsenin sormadığı soruları sorabildikleri için çok havalı olarak tanımlanan iş. evet evet çok havalı.
  • beş buçuk senedir para kazandığım mesleğim. halk arasında reprezant denilen poliklinik kapılarında elinde james bond çantayla dikilen tuhaf bakışlara maruz kalan o heriflerden biriyim ben de evet. bu meslek çok havalıdır öncelikle onu söyleyim. neden havalıdır çünkü altınızda genelde iyi model bi şirket arabasıyla jilet gibi takım elbiseyle gezip doktorların odasına girip onlara ilaç tanıtır onlarla sohbet edersiniz. doktora hastaların soramayacağı sorular sorabilir eğer yeterince samimiyseniz nelerden hoşlanıp hoşlanmadığını hangi takımı tuttuğunu, en sevdiği kitabı hafta sonu neler yaptığını bilirsiniz. insanlar da size imrenir. e haklılar da imrenilmicek gibi değil. bu işin güzel tarafı. lakin ki işin içeriği her zaman öyle değildir. bu meslekte sizi en çok zorlayan şey satış baskısı ve bitmek tükenmek bilmeyen isteklerdir. bi de ego savaşları. doktor egosu ve eczacı egosu. doktorların hepsi böyle değil tabi. mesela aramın çok iyi olduğu halı saha maçı yaptığım beraber yiyip içtiğim doktorlarım da var onları tenzih ederim. şimdi efendim sektördeki eski abilerimiz ablalarımız zamanında bazı doktorlara geri çeviremiyecekleri teklifler sunmuşlar doktorların bazıları da bu teklifleri kabul etmişlerdir. bu teklifler kulaktan kulağa yayılmıştır. mesela hocam sizi kongreye gönderelim, hocam sizi tatile gönderelim, hocam ulaşım konusunda yardımcı olalım (doktoru sabah evinden alıp akşam evine bırakmak) benim ilacımı reçete edin gibi sürekliliği olmayan anlık çözümlerle sonu olmayan istekler döngüsüne girmişlerdir. burda söyleyemeyeceğim daha abes teklifler de var. sonunda ne olmuştur doktor sizi bişeyler isteyebileceği sürekli bi şeyler talep edebileceği biri gibi görmeye başlamıştır. ama bilirsiniz ki isteklerin sonu yoktur. anlık çözümler biyere kadar sizi götürür sonrası karanlık. zaten bir doktor sırf istekleri karşılanıyo diye ilacınızı reçete ediyosa orda bir sorun vardır. etik değildir. ama bi yerden sonra onun da sizin de umrunuz da değildir etik olup olmaması çünkü ilacınızı yazdırmak eczaneden sipariş almak ve kotanızı tutturmak zorundasınızdır. günün sonunda kafanız rahat bi şekilde evinize gitmeniz lazımdır. buna dayanamazsanız ceketinizi alır hadi bana eyvallah der sektörü bırakırsınız. uyanık olmanız lazımdır bu meslekte. mesela doktor size fake atabilir. ilacını yazıyorum deyip yazmıyodur bunu nerden anlarsın tabii ki eczaneden. biliyosunuz ki hastane etraflarında yan yana eczaneler olur doktorun yazdığı reçete çoğunlukla bu eczanelere akar. eğer eczane çalışanları ile yeterince samimiyet kurduysanız hemen size doğruyu söylerler. bu en iyi teyit yöntemidir. ama daha da uyanık olmanız lazımdır çünkü çok samimi olmadığınız bi eczane size yalan söylüyo olabilir. aslında temelde güven meselesi hepsi. tekrar belirtmemde fayda var genellememek lazım her doktor böyle değildir böyle olmayanları tenzih ederim. gelelim işin eczane ayağına. işin eczane ayağı bambaşkadır. orda da ticari kaygılar girer devreye. bir eczacı her zaman kar elde etmek ister. sonuçta eleman çalıştırıyodur dükkanın kirası giderler vs. eczacıya kendinizi tanıtır ilacınızı anlatırsınız geneli şu soruyu sorar kaça kaç veriyosun? bu soru size yabancı geliyo olabilir ama benim her gün karşılaştığım sıradan bi sorudur. bu kaça kaç dediği mal fazlasıdır sektör dilinde mf denir. yani satın alınan malın yanında ücretsiz olarak verilen aynı cins mal yada mallar. mesela 10+3 veriyorum dersin o şu demektir 10 kutu al 3 tanesi benden ücretsiz. burdaki savaş bambaşkadır çünkü rakibin olan ilacın çalışanı 10+7 veriyodur. eczacı karlılığı düşündüğü için siparişi ondan alır yani rakibinden. bazen de sen hiç mf vermiyosundur o zaman da reçeten gelsin bakarız ona göre veririz siparişi der. yine belirtmemde fayda var bütün eczacılar böyle değildir. etik çalışanlar da vardır. ilaç mümessilinin sürekli promosyon veren bedava kalem ajanda dağıtan bi imajı vardır insanların gözünde. yanlışta değildir hani ben çok ajanda kalem masaüstü takvimi mouse pad dağıttıımı biliyorum. şaşkınlık veren durumlar yaşanır mesela bu meslekte. az önce profesöre ilaç sunumu yaparken biraz sonra çay içilen bi ortamda bi dayı gelip yanınıza sen şu ilaç satanlardanmısın sende hani şu mavi ilaçtan var mı (evet tahmin ettiniz hangi ilaç olduğunu) diye sorar? kültür şoku yaşarsınız. ulan az önce koskoca profesöre etken madde anlatan bendim diye sorgularsınız kendinizi. altınızda araba planlı bi şekilde bütün gün hastane hastane gezersiniz. özel hastane, devlet hastanesi, üniversite hastanesi, eczane, asm (aile sağlığı merkezi) arasında mekik dokur haftanın belli günleri başka şehirlere de gidersiniz kilometrelerce araba sürersiniz. diğer satış pozisyonlarından farkı hitap ettiğiniz kitle daha kalbur üstüdür. sokaktaki insana kredi kartı satmaya veya fabrikanın satın almacısına katalogdan ürün tanıtmaya benzemez. baya baya insanların her gün yuttuğu hapları anlatırsınız doktora ve doktor ilacınızı yazıp yazmamaya karar verir.
  • "...sağlık bakanlığı türkiye ilaç ve tıbbi cihaz kurumu tarafından yayınlanan “beşeri ve tıbbi ürünlerin tanıtım faaliyetleri hakkında yönetmelik” hükümlerine göre; ilaç mümessillerine sertifika zorunlu hale getirilmişti. yıldırım beyazıt üniversitesi’nin düzenlediği eğitim programına 1600 tl ödeyerek katılan mümessiller, sınavda başarılı olmaları kaydıyla sertifika alabiliyor ve firmalarda ürün tanıtım temsilcisi (ütt) unvanı ile çalışabiliyor.

    daha önce lise mezunlarının katılabildiği sertifika eğitimlerine, 1 ocak 2019 tarihinden itibaren en az ön lisans mezunları katılabilecek ve bu tarih itibariyle lise mezunları sertifika eğitimlerine katılamayacak ve 1 ocak 2019 itibariyle sertifika sahibi olmayan lise mezunları işten çıkarılacak.

    1600 tl ücret ödeyerek eğitim alan ve başarılı olan mümessillere verilen sertifika artık tek başına geçerli olmayacak. sertifika sahibi ilaç mümessillerinin, 356 tl ücret ödeyerek “ürün tanıtım temsilcisi kimlik kartı” olması zorunlu tutuluyor.
    . . .
    satış verileri incelenerek sürekli “performans” baskısı altında çalıştırılan ve bu bahaneyle tazminatsız işten çıkarılan çok sayıda ilaç mümessili olduğu biliniyor. kimlik kartı zorunluluğu yeni bir işten çıkarma sebebi olarak ilaç mümessillerinin üzerindeki baskıyı arttırıyor."

    http://haber.sol.org.tr/…i-isten-cikariliyor-253938