şükela:  tümü | bugün
  • ilber ortaylı'nın kitaplarında ve konuşmalarında farkettiğimiz kendine has üslubudur.
    içerisinde kendine has söz öbekleri bulundurur. örneğin:

    "şunu belirtmek lazım..." cümleye giriş babında kullanılır.
    "bakın bu çok önemli..." dikkat çeker.
    "bu çok enterasan." daha çok dikkat çeker.
    "ammaaa!" zıtlık belirten durumlarda kullanır.
    "efendim bu şimdi......." genelde sözel tartışmalarda sesini yükselterek araya girmede kullanır.

    son günlerde ilber ortaylı dinleyip kitabını da okuyunca beynimde küçük bir ilber yaşamaya başladı. çok seviyoruz kendisini.
  • "..... olduğu açıktır." şeklinde bir yüklem de kullanır.

    ben bu konuda tepki çekebileceğini de bilerek kendi fikrimi belirteyim: ilber ortaylı her ne kadar iyi bir tarihçi olsa da yazım dili çok kötü ve dağınıktır.
  • 'eyhihıahaha ha' diye gülünür.

    ekleme: hahahihahıh versiyonu
  • bkz: ilber ortaylı'nın ''şimdi biliyorsunuz'' dediği hiçbirşeyi bilememek
  • ara sıra kullandığı güzel bir kelime "mutantan".
  • babacan bir üslubu vardır. ilk bakışta biraz sert ama yufka yüreklidir. fırça atar sonra üzülür.
  • tarih dergilerine yazdığı makaleler ve gazetelerdeki köşe yazıları ekseninde değerlendirecek olursam, üslubu, halil inalcık’ın üslubuna kıyasla hayli hayli dağınıktır ve dikkat dağıtıcıdır.

    ben teke tek yayınlarında dahi kendisini zor takip edebiliyorum. halbuki celal şengör konuşmaya başladığında akıp gidiyor konu.
  • renkli bir üslubu vardır.

    aslında olayları anlatırken neden sonuç ilişkisi içinde gidiyor. tüm sonuçları başka nedene bağlayıp gene sonuç ilişkisi ile devam ediyor. yani malazgirtten girip amerikanın keşfinden çıkabiliyor. bilmeyenler dağınık konuşuyor sanıyor ama belli bir düzlem ve kronolojisi var. böyle olunca dinleyenler sıkılmıyor. sabit konu üzerinde kalsa ve dışarı çıkmasa ders anlatır gibi olurdu. millet okulda ders dinlemiyor televizyonda hiç dinlemez.

    tabi herkes aynı düşünmeyebilir. bazıları da sabit konu olsun ders kitabı gibi anlatsın diyebilir. bu seferde belgeselden farkı kalmaz.
  • koyunun olmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi derler. bu adam da bütün aydınları faili meçhullerle, hapislerle, yasaklarla yokedilip sindirilmiş bir toplumun her boka maydanoz her şeyi bilen aydın karikatürüdür. kendisi aslen osmanlı tarihçisidir ki tarihçilikte kendi döneminizin dışında bir döneme ve hatta konuya girdiğinizde düstur çektirirler. ekranlarımızın dilberi ise maşallah ben de şu konuya pek vakıf sayılmam demek gibi en hafif bir tevazuyu dahi şu ana kadar gösterememiş bir iktidar şakşakçısıdır. bu iki medya maymunu denize düşse celal şengör'ü kurtarırım o da tek bir sebeple. celal şengör hiç olmazsa arada bir bana o konuyu sormayın ben o konuyu bilmem, alanım değil diyebiliyor.