şükela:  tümü | bugün
  • lisede, üniversite sınavında, üniversitede birincilikler sonrası halen istanbul tıp fakültesi genel cerrahi anabilim dalı d servisinde görev yapmakta olan profesör doktor, aynı zamanda son bir yıldır itf dekan yardımcısı.

    saç, sakal konusunda en takıntılı hocalardan olup, sakal-saç dolayısıyla derse almadığı öğrenci oldukça fazladır, ayrıca sözlülerde denk gelmesi halinde yapacak fazla bir şeyin yoktur.

    zamanında seda sayan'ın programına telefonla bağlandığı, seda hanım'ın kendisine ısrarla "ilkin bey" demesi üzerine "ilkin değil seda hanım ilgin, ilgin!" diyerek delirmenin kıyısından döndüğü anlatılır.

    şu da kendisiyle ilgili arşivden bir haber;
    http://arsiv.sabah.com.tr/2006/01/11/gun126.html
  • istanbul tıp fakültesi genel cerrahi d servisinde görev yapan,hatta muhtemelen bütün servisi çekip çeviren profesör.kendisiyle 1 ay çalışma fırsatı yakalamış olup çalışma şartlarıyla ilgili detay arayan ilgililere yararı olur umarım anlatacaklarımın.

    servisinde çok disiplinli çalışır,haftasonları da dahil hergün sabah 7de vizit atardı.ki bu sabah 7 asla şaşmayan ve servisteki bankonun hemen karşısındaki saatten takip edebileceğiniz kadar net bir saatti.hastaları zaman zaman azarlayan,zaman zaman tatlı sert dalga geçen,ama muhtemelen onların iyiliğini herşeyden üstte tutan bir doktorluk anlayışı vardı.

    emrinde çalışanların üst baş temizliğine çok önem verirdi,önlüğünüzdeki tek leke uyarı almanız için yeterliydi. btler,konsültasyonlar,radyoloji toplantıları gününün uzun zamanını meşgul eder ve biraz gereksiz görünse de hepsini tek tek kendisi incelerdi.d servisinin sağ koridorunun girişinde solda bulunan arşiv odasında tüm gün oturur,ameliyatı yoksa sürekli toplantılar yapardı.

    seneler önce japonyada yaptığı çalışmalardan mıdır bilinmez,servisin birçok yerinde japon atasözleri yer alırdı.ameliyathaneye indiğinde titizliğini iki kat artırır,ekartördeki asistan veya internü düzenli fırçalardı.

    öğrencilere karşı biraz daha müsamahalı olduğunu düşünmek mümkündür.ve işinizi iyi yaparsanız pek problem yaşamazdınız."pansumanları iyi sabitleyin,bunları da mı ben yapayım" meşhur fırçalarındandır,gün gelir de duyarsanız pek aldırmayın.
  • en sevmediği öğrenci tipini "bilgisiz, haysiyetsiz, yalancı" olarak tanımlayan, tanımlarken de her kelimede volümü biraz daha düşüren hocadır. (yalancı kelimesini ancak dudak okuyarak anlayabilirsiniz)

    sözlüde denk gelmemesi için dua edilesidir, aksi takdirde o artık bi sözlüden çok hayat deneyimine dönüşecektir. büyük ihtimalle sorduğu soruyu anlamayacağınız gibi, anlasanız da verecek bi cevabınız olmayacaktır. (bkz: pankreas naklini ilk kez sözlüde duyan öğrenci)

    istanbul tıp fakültesi genel cerrahi anabilim dalının en hayran olunası hocalarından biridir. gerek hekimliği gerek akademisyenliğiyle. bir kez ameliyatına giren ya da d servisinin seminer salonunda hayat dersini dinleyen anlar.

    jilet gibi ütülenmiş beyaz kısa kollu gömleği, mavi kravatı, lacivert pantolonu ve sinek kaydı traşıyla şıklığından asla dün vermeyen ilgin özden, karşısında kendi gibi düzenli öğrenci görmek istediğini her fırsatta belirtirken; eşofmanı, sakalı, abartı makyajı ya da abartı makyajsızlığı ve gözündeki çapağıyla servise gelen öğrencilere tahammülü yoktur.
  • saçım uzun diye tepkisini "annen "bu şekilde" olan birine muayene olmak ister mi" şeklinde dile getirip beni dersten çıkarmışlığı vardır, saç sakala takıktır, ellerini baticon ile yıkadığı da rivayet edilmiştir, görmedim.
  • mesai saatinden fazla calisan bir tip profesoru. sabah erkenden istanbul tip fakultesi mono blok taki yerine karizmasiyla birlikte gelir.

    kendisinden cok zaman sonra gelen ogrencileri, takim arkadasi doktorlar ve hemsirelerle birlikte hastalari ziyaret eder.

    yuruyusu tipki gomlegi ve pantolunu gibi diktir.

    ingilizlerin posh dedigi kendine has bir konusma uslubu vardir. sakalari ise maalesef hic komik degildir.

    istese ozel bir hastanede paranin dibine vurabilecekken universite hastahanesinde calismaktadir.

    cok bilinen bir ozel hastahanenin proflarinin cesaret edemedigi bir operasyonu daha hastayi gormeden, sadece sonuclarina bakarak "buyuk ihtimalle haledilir" dedi. ablamla gittik ve tekrar tahliller yaptirdi ve bir kac ay sonraya randevu verdi. halletti, sagolsun. istese basindan savabilirdi ama ilgilendi. normalde hasta yakinlarini pek iplemez hatta yuzlerine bile bakmaz ama hastalarin kendileriyle baya yakindan ilgilenir.

    gecen sene ablamin operasyonunu yapti, gayet kibar bir sekilde kimsenin olmadigi bir yerde "hocam sizin icin biseyler yapmak istiyoruz" dedigimde hic yuzume bakmadan "hayir, hayir ne munasebet" diye inceden fircayi atti. sagolsun.

    ablamin iylesmesine vesile oldu ya, ne kadar firca atsa azdir.
  • dürüst işini iyi yapan idealist kimseyi kıramayan ama doğrularından da taviz vermeden hastanın kalbine dokunan, karaciğer safra yolları ve pankreas tedavisinde türkiyenin en iyi doktorudur.

    kimsenin kabul etmediği komplike vakaları alır asla geri çevirmez, türkiyenin en iyi hastaneleri peşinden koşarken prensipleri gereği yaşam hakkını gelir durumuna bağlamaz.

    çok az insan bilir ama sırf çalıştığı birim ayakta durabilsin diye servisin eksiklerini gidermek için 2 ayrı tüketici kredisi ödemektedir. elini su dökemeyecekler lüks araçla gezerken kendisi eski model bir toyota ya binmektedir. böyle mükemmel insanların varlığını bilmek umut versede hakettikleri değeri görmemeleri çok üzücüdür.