şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: konstantinopolis)'teki polis ile (bkz: bolu), (bkz: inebolu), (bkz: safranbolu), (bkz: gelibolu), (bkz: hayrabolu) arasındaki bağlantı

    (bkz: edirne) - (bkz: hadrianus)

    (bkz: kayseri) - (bkz: sezar) roma imparatoru caesar (sezar) öldükten sonra oğlu augustus (ayrıca yılın sekizinci ayını ifade eden ağustos kelimesi de bu imparatorun isminden gelmektedir.) onu onurlandırmak adına kendi isminin başına bir unvan olarak caesar’ı eklemiştir. zamanla bu unvan kalıplaşmış ve roma imparatoru anlamına gelmeye başlamıştır. romalılar, anadolu’yu ele geçirdiklerinde eski adı mazaka olan bu şehre dönemin imparatoru caesar tiberius adına kralın şehri anlamına gelen “caesaria” adını vermişlerdir. şehri 7. yüzyılda araplar ele geçirdiğinde ise bu ismi “kayseriya” şeklinde söylemeye başlamışlardır. osmanlı döneminde kayseriye olarak anılan şehir cumhuriyet’ten sonra kayseri adını almıştır. (ayrıca almanca’da hükümdar anlamında kullanılan kaiser (kayzer) de aynı kökten türemiştir.

    (bkz: giresun) - (bkz: kerasus) - (bkz: kiraz) - (bkz: cherry)

    (bkz: konya) - (bkz: ikonia) - (bkz: ikon)

    (bkz: tarabya) - (bkz: terapi)

    (bkz: foça) - (bkz: fok)

    (bkz: edirne) - (bkz: hadrianus) - (bkz: adrian)

    (bkz: köln) - (bkz: cologne) - (bkz: kolonya)

    ingilizce'ye türkçe, arapça ve farsça'dan , ve türkçe'ye ingilizce'den geçen sözcüklerin bir kısmını ilginç bağlantılar olduklarını düşünerek buraya derledim. yabancı kaynaklardan, özellikle ingilizce wikipedia'dan araştırdım. hepsinin doğru olması iddiası yok. ama etimoloji de zaten dilbiliminin bir alt dalı olarak geçmez, çünkü kısmen yoruma açıktır. (şavarma, boyar, pirogi, kielbasa ingilizcede de kullanılıyor.)

    (bkz: assasin) – (bkz: haşhaşi)

    (bkz: bronze) – (bkz: pirinç)

    (bkz: tulip) (ingilizce "lale" anlamında) – (bkz: tülbent)

    (bkz: caravan) – (bkz: kervan)

    (bkz: chess) – (bkz: şah)

    (bkz: check mate) – (bkz: şah mat)

    (bkz: giraffe) – (bkz: zürafa)

    (bkz: kiosk) – (bkz: köşk)

    (bkz: mummy) – (bkz: mum)

    (bkz: orange) – (bkz: narenciye)

    (bkz: paradise) – (bkz: feradis) (farsça "cennet")

    (bkz: path) – (bkz: patika)

    (bkz: pistachio) – (bkz: fıstık)

    (bkz: sepoy) – (bkz: sipahi)

    (bkz: sugar) – (bkz: zucker) (almanca) – (bkz: şeker)

    (bkz: spinach) – (bkz: ıspanak)

    (bkz: tiger) – (bkz: tigris)

    (bkz: typhoon) – (bkz: tayfun) – (bkz: tufan)

    (bkz: bridge game) – (bkz: biritch) – (bkz: biriç) (bir üç'ten geldiği iddia ediliyor)

    (bkz: doodle) – (bkz: düdük)

    (bkz: horde) – (bkz: ordu)

    (bkz: hungary) – (bkz: onogur)

    (bkz: bugger) - (bkz: bulgar) bulgar sözcüğü önceden ingilizce'de olumsuz anlamda kullanılırmış. şu anda bugger küfür sözcüğüne evrilmiş.

    (bkz: pastrami) – (bkz: pastırma)

    (bkz: quiver) – (bkz: kubur) - (bkz: kıpırdamak)

    (bkz: taiga) – (bkz: dağ)

    (bkz: admiral) – (bkz: amir)

    (bkz: chemistry) – (bkz: kimya)

    (bkz: arsenal) – (bkz: dar sina) (arapça "üretim evi – atölye")

    (bkz: aubergine) – (bkz: al badinjan) – (bkz: patlıcan)

    (bkz: cipher) – (bkz: sıfır)

    (bkz: crimson) – (bkz: kırmızı)

    (bkz: henna) – (bkz: kına)

    (bkz: guitar) – (bkz: sitar)

    (bkz: magazine) – (bkz: mahzen)

    (bkz: mattress) – (bkz: matrah)

    (bkz: monsooun) – (bkz: muson) – (bkz: mevsim)

    (bkz: macabre) – (bkz: maqabir) – (bkz: kabir)

    (bkz: safari) – (bkz: sefer)

    (bkz: syrup) – (bkz: şurup) - (bkz: şerbet) - (bkz: şarap)

    (bkz: cement) - (bkz: çimento)

    (bkz: dozen) - (bkz: düzine)

    (bkz: discount) - (bkz: iskonto)

    (bkz: step) - (bkz: stamp) - (bkz: ıstampa)

    (bkz: oyster) - (bkz: istiridye)

    (bkz: chestnut) - (bkz: kestane)

    (bkz: cellar) - (bkz: kiler)

    (bkz: cumin) - (bkz: kimyon)

    (bkz: algoritma) - (bkz: el harezmi)

    (bkz: zındık) - (bkz: agnostic)

    (bkz: okyanus) - (bkz: ocean)

    (bkz: ahtapot) - (bkz: octopus)

    (bkz: salya) - (bkz: saliva)

    (bkz: taraça) - (bkz: teras) - (bkz: terrace)

    (bkz: vaftiz) - (bkz: baptise)

    (bkz: varil) - (bkz: barrel)

    (bkz: şeytan) - (bkz: satan) (ingilizce)

    (bkz: sabun) - (bkz: soap)

    (bkz: istif) - (bkz: stuff) ( benim teorim, kanıtlanmaya muhtaç)

    (bkz: dragon) - (bkz: drache) - (bkz: ejderha) (benim teorim, kanıtlanmaya muhtaç)

    (bkz: esâtir) - (bkz: history) (ingilizce history ve story eş kökenlidir ve yunanca “historia” dan gelir. türkçe esâtir ise arapça “asâtir”den gelir ve bu sözcük yunanca historia ile eş kökenlidir. ancak kelimenin aslen yunanca mı yoksa arapça mı olduğu konusu tartışmalıdır.)

    not: başlık altına girilen bir çok entryde şuna benzer bir argümana rastladım. "aynı dil ailesinden gelen kelimeler arasında ilginç bağlantı mı olur?"
    aynı tipler "ama şunlar güzel örnek" diyerek kendi dehalarını ve engin bilgilerini sergiliyorlar.
    bu arkadaşlara göre gönül ve gömlek arasındaki ilişki ilginç olmuyor o takdirde. aynı dil ailesini bırak bu iki kelimenin ikisi de türkçe, hem de ikisi de oğuz türkçesi.
  • gavat-iran şahı kavat

    --- spoiler ---

    mazdekizm'i seçen ve komün mülkiyete saygı gösterdiğini göstermek için eşinin mazdek ile yatmasına izin veren şah ı. kavat (tahtta 488 - 531 yılları arasında kaldı) döneminde imparatorluk içinde kargaşalar meydana geldi.
    kaynak
    --- spoiler ---
  • (bkz: kalem) - (bkz: kalamar) (kalem sözcüğü bize arapçadan gelmiştir. arapçaya ise yunancadan geçmiş bir sözcüktür. kalamar sözcüğü de türkçeye yunancadan geçmiştir ve türkçedeki diğer bir karşılığı mürekkep balığıdır. (sanırım bu son cümle önemli bir ipucu oldu.) kalemin yazması için gerekli olan sıvı madde olan mürekkep eskiden kalamar yani mürekkep balıklarından temin edilirdi.)

    (bkz: gönül) - (bkz: gömlek) (gönül ve gömlek sözcüklerinin eski biçimleri köngül ve könglek'tir. ve “köngül” sözcüğü de göğüs anlamına gelmektedir. köngül sözcüğüne getirilen “-ek” ekiyle göğüslük, göğsü kaplayan giysi anlamlarını kazanan sözcük köngülek, könglek ve yüzyıllar içerisinde de gömlek şekline dönüşmüştür.) (ng: nazal n)

    (bkz: köpek) - (bkz: köpük) - (bkz: köprü) (her üç sözcüğün de kökü “köp-”tür ve bu kök “şişmek, kabarmak, irileşmek” anlamlarına gelir. köpeklerin saldırganlaştıklarında tüylerinin kabarması ve daha iri görünmeleri gerçeğinden yola çıkarak bu hayvanın isminin köp- kökünden nasıl türediğini anlayabiliriz.)

    (bkz: talan) - (bkz: dalmak)

    (bkz: sancak) - (bkz: sancı)

    (bkz: dudak) - (bkz: tutmak) (dudak kelimesi eski metinlerde “tutak” şekliyle kullanılmıştır. bu haliyle gaga anlamında kullanılmış olan kelime zaman içerisinde şekil değiştirerek dudak halini almış ayrıca benzerlikten yola çıkarak anlam da değiştirerek bugünkü anlamına kavuşmuştur.)

    (bkz: öğretmen) - (bkz: öğrenci) - (bkz: öğüt) (bu üç kelimenin kökü “ö-” dür. orhon yazıtları’nda düşünmek anlamında kullanılmış bu kökten ög (akıl) kelimesi türemiştir. bugün “ö-mek” fiilini ve “ög” ismini kullanmıyoruz ama bu kökten türeyen öğrenci ve öğretmen sözcüklerini çok sık kullanıyoruz. (öğüt (nasihat) sözcüğü de aynı kökten türemiştir.)

    (bkz: çapkın) - (bkz: çapraz) - (bkz: çavuş)

    (bkz: gebe) - (bkz: geber) (gebe, karnı şiş; geber, karnı şişmek)

    (bkz: güzel) - (bkz: göz) - (bkz: görmek)

    (bkz: gelin) - (bkz: gelmek)

    (bkz: baş) - (bkz: başkan) - (bkz: başarmak) - (bkz: başak)

    (bkz: örümcek) - (bkz: örmek)

    (bkz: tea) – (bkz: tee) (almanca) – (bkz: chai) – (bkz: şay) - (bkz: çay) (bu sözcüğün çincede aynı ortak köke dayanan iki versiyonu mevcuttur: ça’ ve te. “ça’” kökü orta asya üzerinden yolculuk etmiş ve farsçada “çây”, türkçede “çay”, arapçada ise “şay” şekillerini almıştır. hindistan ve deniz yolu üzerinden avrupa’ya ulaşan “te” kökü ise ingilizcede “tea”, almancada “tee” halini almıştır.)

    (bkz: kuruş) - (bkz: groszy) (lehlerin alt para birimi) - (bkz: groschen) (almanca para, metelik anlamlarına gelen bu sözcük diğerlerinin de kökenidir.)

    (bkz: dolar) - (bkz: taler) (almancada eski gümüş para, sikke)

    (bkz: pide) - (bkz: pita) - (bkz: pizza)

    (bkz: deyyus) - (bkz: deus) (nişanyan'ın bahsettiği bir bağlantı)

    (bkz: put) - (bkz: buda)

    (bkz: kibele) - (bkz: sibel)

    (bkz: masal) - (bkz: mesel) - (bkz: misal) - (bkz: mesela)

    (bkz: safsata) - (bkz: sofistea) - (bkz: sofuluk)

    (bkz: satirik) - (bkz: soytarı)

    (bkz: çirkef) - (bkz: çirkin) (çirk kökü farsça'da pis,kirli anlamlarında)

    (bkz: tezgah) - (bkz: dastgah) (farsça - el yeri)

    (bkz: beddua) (farsça bad dua - kötü dua) - (bkz: beter) (farsça bad+tar - daha kötü, en kötü)

    (bkz: abdal) - (bkz: aptal) - (bkz: budala) - (bkz: bedel)

    (bkz: kral) - (bkz: charles)

    (bkz: karpuz) - (bkz: arbuz) (lehçede karpuz)

    (bkz: kiremit) - (bkz: seramik)

    (bkz: fayton) - (bkz: fantazi)

    (bkz: cehennem) - (bkz: gehinnom) (ibranice)

    (bkz: eleğimsağma) (anadolu'da gökkuşağı anlamında kullanılıyor) - (bkz: alaim-i sema)

    (bkz: barbar) - (bkz: berberi) (yunanlılar, yabancılara, özellikle de perslere barbar derlermiş, yunan olmayan, anlamında. daha sonra romalılar da aynısını kuzey afrikalılar için kullanmışlar. barbar kelimesi tabii sonradan anlam değiştirmiş.)

    (bkz: bible) - (bkz: bibliothek) (almanca - kütüphane)

    (bkz: panik) - (bkz: pan flüt) - (bkz: pan)

    (bkz: macera) - (bkz: cereyan)

    (bkz: maço) - (bkz: maskülen)

    (bkz: boyar) (rus asilzadeleri) – (bkz: baylar) (türkçe bildiğimiz beyler-baylar)

    (bkz: kielbasa) (lehçede sucuk benzeri yiyecek) – (bkz: kül bastı)

    (bkz: pirogi) (lehçede mantı benzeri yiyecek) - (bkz: börek)

    (bkz: şavarma) – (bkz: çevirme)

    (bkz: bouzouki) – (bkz: bozuk) (en enteresan gelenlerden biri. bu isim türkler tarafından bozuk düzenli bir çalgı olduğu (saz-bozuk) için verilmiş ve yunanca'da bu isim kısmen değişerek buzuki şeklinde anılmaya başlanmış. batı dillerine de yunanca'dan geçmiş.

    (bkz: filinta) - (bkz: flinte) (almanca - av tüfeği)

    (bkz: graben) (çöküntü ovası) - (bkz: graben) (almanca'da kazmak ve mezar anlamlarında)

    (bkz: mavzer) - (bkz: mauser) (almanca - tüfek, silah)

    (bkz: şalter) - (bkz: schalter) (almanca, schalten - cereyana bağlamak, kökünden gelir)

    (bkz: subasman) - (bkz: sousbassement) (fransıca) - (bkz: subbasement) (ingilizce)

    (bkz: bravo) - (bkz: brave) cesur bir davranışı alkışlamak için kullanılırmış önceden "bravo" kelimesi.

    (bkz: wednesday) - (bkz: odin's day)
    (bkz: thursday) - (bkz: thor's day)
    (bkz: friday) - (bkz: freia's day)

    bir de şöyle bir enteresan durum var. gerçi dilbilimciler için çok ilginç sayılmaz ama yine de ilk duyulduğunda bir şaşkınlık yaratıyor.

    farsça sayılar

    yek
    du
    se
    çehar
    penc
    şeş

    lehçe sayılar

    yedn
    dwa
    trszy
    cztery
    piec (pienc şeklinde okunuyor)
    szesc (şeşç şeklinde okunuyor)

    iki dil de hint avrupa dil ailesi içinde yer aldığı için tabii. ama şu anda birbirinden o kadar farklı olan(coğrafi, kültürel, fiziki...) iki milletin dillerinin ortak kökene dayanması ilginç geliyor.

    (bkz: daughter) - (bkz: tohtar) (farsça - kız evlat)

    (bkz: brother) - (bkz: birader)

    (bkz: father) - (bkz: peder)

    (bkz: star) - (bkz: sitare) de yine kouyla ilgili başka örnekler.
  • iskenderun - iskender...
  • isot > issi (yakan, sıcak) ot

    sıcak > issi-cek
  • candle - chandelle (fr.) - kandil
  • sancak

    sanç- eskiden batırmak anlamına gelirmiş.
    -ak ise fiilden isim yapım eki.
  • cave - kehf
    cover - kafir
    drahmi - dirhem (çoğulu derahim)
    earth - arz - ard - erda - erdal - erdal bakkal (bakkalım ben bakkal!)
    nevin - nev - new - neo - nova - noah - nuh (kız girdi dul çıktı)
    penç - pençe - perşembe - pentagon

    beyt el cevze - betelgeuse - bettlejuice - betelgoz !

    editus: çoğu yazar başlıktaki "ilginç" kelimesini atlamış. broşür-brouchure ne allah aşkına? bunda bir ilginçlik göremiyorum.

    ingilizcedeki "al" ile başlayan kelimelerin büyük bir kısmı arapçadan geçmedir - ama çoğusu ilginç değil: alkol, algebra, algorithm belki.

    ilginçlikten kasıt belki şu olmalıydı: sezaryan - kayseri veya perşembe - pentagon.

    yoksa tabiiki bütün dillerdeki kelimeler birbiriyle ilintili. havada tekbaşına duran bir kelime olduğunu sanmıyorum - özellikle de türkçede.

    uzatmayayım. öz türkçeden bir evrim: karışmak - karışgan - garuşga - karınca
  • ahtapot - tripot: sekiz bacak - üç bacak

    arz-ı rum - erzurum: rum diyarı

    istanbul - eis tin poli: şehre
    istanköy & eis tin ko: ko(s)'(y)a

    penisilin - penis: kuyruk/ kuyrukçuk

    gelibolu - kali poli: güzel şehir
    kaligrafi - kali graphi: güzel yazı

    kilit - klitoris: kapatmak, kapalı olmak

    lavabo: yıkıyorum - volvo: gidiyorum - veto: karşıyım - depo: kenara koymak

    zerdali: sarı erik - şeftali: büyük erik

    kravat - hırvat (ilk hırvatistanda takmışlar, evet)

    hun - hungary (macarların kendini attila'ya dayandırma hedesi)

    icon- ikona - konya: resim /resimler kenti

    lise - likya/lykia (evet, antalya, kaş civarı olan likya): atina'da sen ben daha vitamin bile değilken, "likyalı apollon" adına açılmış eğitim şeysi. ("k" yi "c" olarak yazdığında ve "c"yi, pek çok kelimede olduğu gibi "s" olarak okuduğunda bak daha çok benzer hemen: lycia)

    magnesia - magnet - manisa: mıknatıs (bildiğin buzdolabına astığın mıknatıstan)

    vampir - obur (yunanca "b" harfi, "mp" kombinasyonu ile yazılır) * obur (bildiğin obur).

    tanım: insana yunanca ve farsça candır dedirten bağlantılardır.
  • syrup ve şurup bağlantısı geliyor aklıma hemen.