şükela:  tümü | bugün
  • çok yakın arkadaşlardan birinin anlattığı (ve yaşadığı) siteyi ondan dinlemek, sonra devasa sitede onun evinin yerini bilmeden ev almak ve iki evin aynı sokakta çıkması. *
  • bundan tam 8 sene önce ingilizce kitabımda okudum olay: (based on a true story)

    jane her sabah olduğu gibi işyerine gider ve fax makinasının başına geçer, fakat o da ne fax makinesi çalışmamaktadır ve bu işi yapabilecek tek insan aklına gelir: martin.

    jane martin in ev telefonunu çevirmeye başlar ve telefon 4 kere çaldıktan sonra martin cevap verir. jane martin e fax makinesinin bozulduğunu anlatır ve ondan gelip bi bakmasını rica eder. fakat martin şoklardadır:

    - jane benim bu sokaktan geçtiğimi nasıl bilebildin ?
    - ne sokağı sen evde değil misin?
    - yooo ben sadece yolda gidiyodum ve yolun kenarındaki ankesörlü telefonun çaldığını gördüm ve telefonu açtım ve karşıma sen çıktın.

    (bkz: oha)
  • hafta boyunca işyerinde, yazılımdaki bütün testlerde 800104 anahtar sahalı bir kayıt kullandıktan sonra, arabaya plaka almak için gittiğim emniyet trafik müdürlüğünden numara hanesi 8104 olan bir plaka almam.
  • üç gece üstüste farkında olmadan saat 00:00'da "bugun" dugmesine basıp "yok bi$ii pek!?" yazısını görmem.

    (bkz: oha noluyo lan)
  • bilincin bildiğimiz anlamıyla, in the big scheme of things, eksik (kısmi) bişey olduğunu gösteren durumlar... ümit ünal mesela aşkla ilgili şöyle der ki, ilginç tesadüflere tam denk düşen sözlerdir: "her insana aşkta yol gösteren, elle tutulamayan uçucu bir malzemeden yapılış (genler? karma? vs.) çok karmaşık bir arzu haritası vardır... beynimizin ön lobunu aldırsak bile o arzu haritası bizi uyurgezer balıklar gibi, aynı insana geri götürecektir"... altyazı 2006 haziran sayısında.
  • internet üzerinden tanışılan kızla 4 saat konuştuktan sonra tesadüfen liseyi aynı okulda* okuduğumuzu anlamak, fakat birbirimizi daha önce hiç görmemiş olmak ve hatta o sıralarda okulda arkadaşıma dinlemesi için ödünç verdiğim mp3 çalar'dan "evet öyle bi çocuk vardı mp3 çalarlı içinde south park şarkıları vardı ehehe" gibi bir cümle karşısında "hehe o mp3 çalar benimdi aslında" demek gibi örneklendirilebilecek durumlardır. sonradan bu kızla 10 aylık ciddi bir ilişkiye başlamak ve bitmesinin üzerinden 3 ay geçmesine rağmen hala aşk acısı çekmek ise konuyla alakası olmayan bir durumdur. o yüzden sizi şöyle alalım : (bkz: eski sevgili)
  • pek çok filmde, kitapta örneğin paul auster'in the red notebook* kitabında sürüsüne bereket bulunabilecek tesadüfler.
    aslında çevremizde düşündüğümüzden daha sık gerçekleşen ama yaşamın karmaşık tablosunda pek çoğunu farkedemediğimiz linkler.
    bozuk paranız olmadığı için iki tane almak zorunda kaldığınız simit ve tam o sırada yanınızdan çöp topladığı kocaman arabasını sürüyerek geçen çocuk gibi.
    sabah uyanıp özlediğinizi düşündüğünüz bir arkadaşınızın akşama araması gibi.
    okula başladığınız gün ilk tanıştığınız çocukla 10 sene boyunca hiç konuşmadıktan sonra sevgili olmak ve hiç ayrılmamak gibi.
  • haciz talimatı almak için icra müdürlüğüne gidilmiştir. memurlardan biri radyoyu açar ve fon müziği olarak " kendim ettim kendim buldum, gül gibi sararıp soldum. eyvah eyvah" sözlü şarkı çalar. hala mesleki ciddiyeti kavrayamamış olan ben duruma içinden tebessüm eder.
  • zaman-uzayda bir tür kesişme.

    trafik tıkanmıştır. dakikalardır beklenmektedir. arabadaki herkes sıkılmış mal mal sağa sola bakınmaktadır. o anda ilerideki bir binanın damında çanak antenini kurcalayan bir adam görülür. nikneym şaka yapmak ister: haha şu adama bakın, düşer de bu şimdi! ve dediği anda adam düşer. arabada herkes susmuştur. trafik açılır. herkes yoluna devam eder. konu hakkında ayrıntılı bilgi için (bkz: şom ağızlı)
  • harbiye açıkhava tiyatrosunda hoşlandığın insanın aynı konsere gideceğini bilmeden, onlarca kişi arasında onun iki sıra önüne oturmak ve onu görmeden onun sizi görüp çağırıp dört ay sonra kucaklaması.