şükela:  tümü | bugün
  • kendisinin bir başlığı olmamasına şok olmuş durumdayım. ilhan tanacı önce english home kurucu ortağı ve ardından hisselerini satarak ayrıldıktan sonra madame coco kurucusudur.

    gerçek bir pazarlama dehasıdır, öyle ki ülkenin neredeyse tamamı english home markasını ingiliz, madame coco markasını ise fransız sanmaktadır. markalaşma yolunda ürünlerini, markasının standardizasyonunu, hedef kitlesini, yazı karakterini, mağaza içindeki kokusuna kadar belirli bir algıya hitap etmek için özenle kararlar vermiştir.

    mağazalarındaki çılgın %70+%20, %50+%50, %50+%20 gibi indirimleri yapmasının yolu da düşük stokla ve yüksek kar ile sürekli sirkülasyon yaratması sayesindedir. az sayıda malı yüksek kar ile mağazalarına koyar ve bu az sayıda gelen mal yüksek hızla tükenir, satılmayan ürünleri de bu tarz çılgın fırsatlar ve kampanyalar ile hızla eritir ve yerine yeni yüksek karlı ürünler koyar.

    bu arada siz fontların ve mağaza tasarımlarının 100 yıllık bir fransız şirketi gibi göründüğüne bakmayın, bildiğin 2011 yılında adanalı ilhan tanacı tarafından kurulmuş halis muhlis türk şirketidir.
  • madame coco'nun sahibidir. english home'u satıp aynı konsepte madame coco'yu açarak eski şirketine rakip olmuş ve onun satışlarını da kısa bi süre sonra geçmiştir. şu an kendi kategorisinde en iyi markadır.

    tebrik edilmesi gereken bir yatırımcı ve pazarlamıcıdır.
  • an itibariyle hakkında şu yazıyı okuduğum şirketin sahibi.. insanların alın terinden çekin o pis ellerinizi patronlar
    https://twitter.com/…tatus/1043193948947316736?s=19
  • çalışan değil köle istihdam etme politikası izleyen madame coco zincirinin sahibi ve yaratıcısı.

    https://odatv.com/…ocoda-neler-oluyor-14091819.html
  • şu an için işçilerine eziyet ettiği söylenen patron.

    sosyal medyada dolaşan bilgilere göre bildiğin köle düzeni kurmuş.

    eğer bir haksızlık varsa insanlar hakkını almadan bitmesin bu ayaklanış.
  • mazlumun ahını almaya nasıl da hevesliymiş! ilginç. benim bildiğim mazlumun ahı yerde kalmaz.
  • (#83168943) bu yazıda belirtilmiş iddianın doğru olduğu, özellikle (#83243880) bu yazıda ki arkadaşın ispatı ile düşünüldüğünde, ölümün olduğunu unutan, allah'ın da bir hesabı olacağını aklından çıkarmış bir patron.

    pazarlama dehası olmak, bir markayı yeniden oluşturmak ve insanlara istihdam oluşturmak, gerçekten çok güzel bir iş. ama, emek zayi etmek, personelin üç kuruşuna göz dikmek içler acısı bir durum. ilginç bir dönemden geçiyoruz, çalışan bolluğunun yaşandığı, çalışanlara haklarının verilmediği, çalışanın bir köle olarak düşünüldüğü daha doğrusu patrona muhtaç olduğunun düşünüldüğü bir dönem.

    tüm alışverişlerin, emek alışverişi de dahil, yazılı kurallar çerçevesince yapılması gerekiyor. maalesef, çalışanlarının serzenişleri de, kendi şirketi özelinde değil, sistem genelinde çözülmeli. çünkü bu arkadaş, kendi sistemini düzeltmeye hevesli bile olsa, bu sistemde yarın bir başkası, mutlaka çalışanlarının omuzlarına basarak yükselecektir.
  • kârdan ferâgat etmemek icin, insanin emegini somuren isveren. pazarlama dehasi falan filan. kazanilan kâr, deha sayesinde oldugu kadar, calisan sayesindedir de. eger insanlara, onca calismanin karsisinda hak ettikleri ucreti odeyemiyorsaniz, o zaman kuculmeye gitmeniz, insan calistiracak paraniz yoksa da dukkaninizin basinda oturmaniz gerekir. insanlar gunde en az 8 saat calistiklari her isin karsiliginda, temel fiziksel ve sosyal ihtiyaclarini karsilamaya yetecek kadar para kazanmalidir. kendi kârinizdan ferâgat edemiyorsaniz, itibarinizdan ferâgat edersiniz, bu olayda goruldugu gibi... en buyuk dehâ olsan ne olur? eninde sonunda hatrimizda kalani bu emek somurusu olacak.