şükela:  tümü | bugün
  • ilim dincilik, muhafazakarlık, gericiliktir. uyuşturur. bilim ilerlemeci, araştırmacı, uygarlıkçıdır. zihin açar.
  • ilim bilim'in "b"sini bilmeyenlerin götlerinden uydurduğu hurafelerdir.
  • bir farkı yoktur. ikisi de aynı kapıya çıkar.
  • biliyorum okumayacaksınız ama;

    ilim araştırmanın içerisine allah'ın sıfatlarını ve kur'an bilgilerini de katmaktır. tabiki de kur'an ile edinilen bilgi daha çabuk sonuca götürür.
    --örneğin siyaset biliminde (20.yy'da kurulmuş bir bilimdir.) ilk teori liberalizmdir. liberalizm insanın doğasının iyi olduğunu temel alır ve insanların ya da devletlerin birbirlerine dair güttükleri şüphenin çatışmalara sebep olduğunu dolayısıyla bu kaygıyı ortadan kaldıracak bir üst otoritenin kalıcı barışı sağlayacağını iddia eder. nitekim milletler cemiyeti ve birleşmiş milletler bu mantıkla kurulmuşlardır ama mc'nin i.dünya savaşını engelleyememesi realizmi doğurmuştur.
    --realizm insanın bencil ve çıkarcı olmasını temel alarak devletlerin de aynı biçimde davrandıklarını ve kötü olduklarını savunmuştur. realizme göre devletlerin temel ilgilendikleri konu güç elde etmektir. güç ekonomik veya kültürel olmaktan ziyade askeri gücü ifade etmektedir. devletlerin çıkarları vardır ve bu çıkarları elde etmek için savaşırlar dolayısıyla savaşlar engellenemez. peki ama devlet dediğimiz şey nedir? dev, yeşil, tek bir amaca odaklanmış tipik bir canavar mıdır? yoksa devletleri de içindeki çıkar grupları, siyasi partiler, basın, stk gibi oluşumlar siyasi karar alma süreçlerinde etkilemezler mi? işte bu sorular da yapısalcılığı doğurmuştur.
    --yapısalcılık devletlerin de içinde farklı çıkar grupları bulundurduğunu, bu grupların devlet davranışlarını etkilediklerini ve çıkar kavramının her lobiye göre farklı anlam kazanabildiğini savunmaktadır. insan hem iyiye meyilli hem de kötüye meyilli bir varlıktır ve bunu toplumsal koşullar belirlemektedir. devletler de hakeza hangi çıkar grubunun etkisi altındaysa ona göre politika güdecekler yani iyi veya kötü olabileceklerdir. yani devletin doğasının iyi veya kötü olması değil devleti etkileyen iç ve dış koşulların onu nasıl etkilediği önemlidir.
    --sonuç olarak 100 yıllık siyasi tartışmalar sonucunda düşünürler insan doğasının veya devletin iyiye ve kötüye meyilli ama ne ebedi ve ezeli iyi ya da kötü olmadıkları düşüncesinde karar kılmışlardır. bu sonuç 100 yılda elde edilmiş bir sonuçtur. şimdi ilim adamları yani alimler nasıl insanı tanımlar oraya gelelim.
    --alimlerin görüşüne ve kur'an kaynağına göre insan doğuşta temiz ve günahsızdır. bunun yanında insan allah’ın 99 sıfat-ı ilahilerinden hepsinden farklı miktarlarda alan tek canlıdır. allah ise zıt sıfatların sahibidir. mesela "hadi" hidayet veren demektir, bunun yanında "mudil" dalalete götüren demektir. her ikisi de allah'ın takdiri ilahisine bağlıdır. dolayısıyla insanlarda da bu sıfatların hangisinden ne kadar olduğu bilinemeyecek bir biçimde herkeste zıt sıfatlar mevcuttur. insan yaşadığı koşulların etkisiyle iyi bir kişi olabilir ama koşullar değişince içindeki kötü yön baskın hale gelebilir ve kişi kötüleşebilir.
    --sonuç olarak insan ne ebedi ve ezeli olarak iyidir ne de kötüdür. çevresel koşullar onu iyi veya kötü yapabilir. kur-an'da 1400 yıl önce belirtilen bu durum ise -20.yy' da başlayan tartışmalar sonucunda- günümüzde ancak bilimadamları tarafından anlaşılabilmiştir. ilim ile bilim arasındaki fark budur.

    edit: hadi ordan sosyal bilimler bilim sayılmazmış. sosyoloji de mi bilim değil, psikoloji, hukuk, tarih, coğrafya da mı bilim değil? bilim sadece sayılardan ibaret değildir.
  • (bkz: #61185926)
  • eskilerin ilimi bizim yaşadığımız bu çağda bilim olmuştur. ilim, parçalanmış ve bölünmüştür. bu haliyle de ilim, mikro anlamda, bilim adını almış farklı disiplinlere ayrılmıştır. örnek olarak; ilim açısından takdir kazanmış eserler ortaya koyan, bunlarla uğraşan mütefenninler ve alimler tek bir bilimle uğraşmamış hepsini inceleme, okuma, araştırma arzusu gütmüşlerdir.
  • ilim hakikatin kendisidir.
    bilim hakikate ulaşma çabasıdır.