şükela:  tümü | bugün
  • en fazla 90-100 kb boyutundadır. ama daha uzun yazarım diyosan oturup kitap yazsan daha mantıklı derim
  • bu mail genelde silinmez. öylece durur posta kutusunda. zamanla zaten asagilara dogru gider ve gözden uzak olur. ama orda durur.
  • iliski bitimini haber veren mail'in yanitidir. iliski sms ile bitmis olsaydi, yaniti da sms'e sigacak kadar kisa olabilirdi. sonucta bu mailin sorumlusu, iliskiyi bitiren kisinin tercih ettigi iletisim metoduyla belirlenir. mailse, mail, posta guverciniyse posta guvercini. kimse telgraf ceken birine dumanla karsilik vermeyi dusunmez gunumuzde. birak gunumuzu, bozkirda pinekleyen kabileden olsak yine de dusunmezdik gibi geliyor bana yoksa suphen mi var?

    demem o ki, bu maili almak istemeyen kimse, daha dar kapasiteli bir iletisim yontemiyle ayrilir sevgilisinden, mail okumak isteyen de pasa pasa gider atar mailini. hatta muhattap olmak istemeyen, sirra kadem basar olur biter. aklimi seviyim.
  • uzun zaman sonra okundugunda bir zamanlar icinizde olan kizginligi, uzuntuyu, siddeti, edebiyati, dolulugu kiskanirsiniz. oyle var olan, biriken her seyin son damlasina kadar aktarildigi guclu mail'lerdir.
  • "içerisinde bir yerlerde açıkça ' seni terkediyorum' yazması gerekendir. "

    düz adam , çok çok uzak bir galakside çok eski bir zamnda
  • ben zamanında bunlardan bir kaç tane yazmıştım. bir kaç tane yazmıştım da hepsi de aynı hatunaydı, o da bana yazıyordu. karşılıklı sürekli upuzun mailler yazıyorduk ki asıl ilginç olanı da bunların ingilizce yazılıyor olmasıydı.

    beynimi sikeyim ki amerikalı bir kız arkadaş, amerika'da yaşayan bir kız arkadaşla uzun mesafe ilişkisi yaşıyordum. sanki burda olanlardan yüzümüz gülmüş gibi uzağa, evine dönenle yürütmeye çalışıyordum. insan sik kafalı olmaya görsün. her türlü hatada başrol oynayabilir.
  • sevgilinin kutusu dolu ise alamayacağı maildir.
  • ne kadar uzun, ne kadar içten ve ne kadar samimi bir şekilde yazılmış olursa olsun hiçbir şeyi değiştirmeyecek olan maildir. bir şeyleri değiştirmek, açıklamak, düzeltmek adına son çabadır fakat nafiledir. cevap beklemek bile saflık olur. tek güzel yanı bir şeylerin içinizde kalmaması, söylemek istediklerinizi söylemiş olmanızdır, her ne kadar karşınızdakinin artık umurunda olmasa da.
  • sprite'ın acı gerçekler'in de yer almasını isterdim bunun. ilkini direk ilişkinin bittiği gece yazarsın. sabaha anca yetişir. siklenmez. ikincisini, yaklaşık bir hafta sonra falan yazarsın, siklenmez. üçüncüsüne kasarsın, ki benim yazmam ayları bulmuştu- sürekli birşeyler ekler çıkarırsın, notepad'e maddeler halinde notlar falan alırsın. tez yazıyoruz sanki amk. gönderirsin abi sonunda, ama yine siklenmez. mail yönteminde bu kadar ısrar etmenin sebebi de zaten anlatılmak istenen şeyleri aceleye getirmemektir. yüzyüze konuşmak, her iki taraf da konuşma özürlüyse (mecazi anlamda) mümkün değildir. cıngar çıkma ihtimalinden korkarsın. o ihtimal yüzde 100'e yakınsar muhatap deliyse. telefonla bile cıngar çıkmıştır çünkü. -günahını almayayım, ben olsam ben de cıngar çıkarır, rezil ederim.-

    okunmayacağını bilirsin. hele ki, hatun kişinin mail adresindeki okunmamış 2457426426 tane maili gördüysen emin olursun. bu yüzden mailin başlığını çarpıcı yapmaya kasarsın. -benim en son başlık "silme hemen pls" miş, baktım şimdi.- hatta, abartır 4 5 farklı e-mail adresinden gönderirsin. yaramaz abi. yine bi' boka yaramaz o mail. yahu, cevap almayı geçtim. maili yazan bir öküz, muhatabı ayrı bir öküz. okunmaz bile abi. boş yere yalvardığınla, ezildiğinle kalırsın. dalga geçilir demiş birisi. geçilsin anasını satayım, çok da sikimdeydi. ben kendimle dalga geçiyorum ötesi mi var? aşk lan bu. erkeklik gururu mu kalıyor sanki?

    bu kadarı da yetmez. gelir ekşi sözlüğe bir daha yazarsın farklı bir mail. ismi olan başlığın altına. hani filmlerde olur ya klişe, ıssız adaya düşmüş adam, yazar birşeyler, şişeye koyar, tıpasını kapatır, fırlatır okyanusa. aynen onun gibidir. beklersin, birisi görsün haber etsin vesaire diye. birşey olmaz. beklersin. beklersin. beklersin. son çırpınıştır bu. neden bu kadar ısrar edersin? çünkü muhatap kişinin alternatifi yoktur. bilmem kaç milyar insan vardır, ama hiçbiri standartlarına uymaz. takıntı da değildir bu, işin kötü tarafı. olumlu olumsuz değerlendirebiliyorsundur herşeyi. kaldı ki, takıntı olsa, gidersin bir psikoloğa sorun çözülür. ama aşk dediğin şey takıntı değildir kesinlikle. işte tam da bu yüzden, hiç bitmez. efendi efendi kabul eder, yaşarsın hiç bitmeyecek ızdırabını.