şükela:  tümü | bugün
  • evet arkadaşlar toplanın. öncelikle ben de erkeğim. bana bu başlık altından yürümeye kalkmayın.

    ekşi sözlükte mütemadiyen hatunların efendi adam yerine piç tercihi, eski sevgili vs gibi açılan başlıklara istinaden "hırsızın hiç mi suçu yok?" minvalinde bu başlığı açmak istedim.

    biz erkekler sürekli olarak ilişkideki başarısızlıklarımız veya ilişki öncesindeki tercih edilmeme sürecinde suçu karşı tarafa atma eğilimindeyiz. ancak 38 yaşına gelmiş, kendi de zamanında 'kadınlaşmış', etrafında 'kadınlaşan' ve bu yüzden terk edilen erkekler görmüş biri olarak olaya farklı bir açıdan yaklaşmak istiyorum.

    biliyorsunuz kadınlar güçlü, çocuğunun babası olabilecek, sürüsünün güvenliğini sağlayabilecek erkeklere yönelmek isterler. burada bahsedilen güç kas gücü değil elbette. biraz klasik olacak ama "beni taşıyabilecek" lafında kastedilen güçtür.

    bu beklentiler ile başlayan ilişkilerde erkeğin zamanla 'kadınlaşması' kadını bizden uzaklaştırıyor. nedir bu kadınlaşmak?

    - insiyatif almamak.
    - kadını yönlendirmemek.
    - sürekli kıskanmak.
    - elinden tutup hiç ummadığı bir anda sürpriz bir program ile karşısına çıkmamak.
    - gerektiğinde bokunu çıkarmadan o sert tarafını göstermekten kaçınmak.
    - aşırı üstüne düşmek. (ilgi değil bakın, nefes alma alanı bırakmamaktan bahsediyorum)
    - kendine özel şeylerine gereksiz müdehalelerde bulunmak (cep tel, sosyal medya hesapları vs)
    - trip atmak.
    - küsmek.
    - cinselliği renklendirecek cesur hamlelerden kaçınmak, hep yatakta sevişmek.

    vs vs vs...

    sevgililerimiz ya da eşlerimiz bize söylemeseler de birçok ilişkinin, evliliğin bitme nedeni biz erkeklerin zamanla 'kadınlaşması'dır.

    sürekli karşı tarafa bok atmak yerine çuvaldızı biraz da kendimize batırmamız gerekmiyor mu sizce de?

    edit: entry debe'ye girince bazı mesajlar aldım. yok cinsiyetçiymişim de, yok bu yazılanlarla bile kadınları hakir görüyormuşum da vs. açıkçası böyle derin manalar içeren şeyler tasarlayarak yazmadım, farkındaysanız kadınlaşmak tabirini de hep tırnak içinde kullandım. eğer ilişkiler bitiyorsa biraz da dönüp aynaya bakalım demek istedim hepsi bu. etrafımda boşanan bir sürü kadın arkadaşım var ve hemen hemen hepsinin argümanı yukarıda yazmaya çalıştığım gerekçelerle örtüşüyor. kalemim öyle çok güçlü değildir, cinsiyetçilikten vs de hiç anlamam. yine de farkında olmadan yanlış bir tabir kullandıysam ki sanmıyorum özür dilerim.
  • bunu yapan kadındır kardeşim,
    seni sen yapan özelliklerine aşık olup,
    ardından hepsini değiştirmeye kalkar
    ve
    başarabildiği ölçüde senden soğur, ne kadar başarılı olursa o kadar erken ayrılabilir
  • çok yerinde bi konu. biraz da bunu konuşalım.

    son zamanlarda mı böyle oldu yoksa hep mi böyleydi bu durum bilmiyorum ama arkadaş çevremde de gördüğüm en bariz şey bu. erkekler bi süreden sonra ilişkide rolleri değişiyorlar. sonu gelmeyen tripler, kız gibi nazlanmalar. kız gibi derken aşağıladım sanmayın, naz kadına yakışır; bi erkeğe asla..

    erkek de insan, sürekli ofansif olmak zorunda değil. onun da kendini geri çektiği dönemler vardır fakat bu bi denge içinde olmalı.

    sürekli küsen, triplenen, aşırı nazlanan bi erkeği kimse sevmez. dünya yakışıklısı olsa da yol verilir. kadınları cezbeden şey erkeksi tavırlar. kadın gibi birini isteseydi zaten lezbiyenlerle takılırdı.

    erkekler nasıl ki kadında zarafet ve tatlılık arıyor -çünkü çok kadınsı bi şey bu, sadece güzellikle ilgisi yok- kadınlar da erkekte erkeksi bi tavır arıyor. bunun da yakışıklılıkla ya da parayla ilgisi yok.

    aşırı itici bu şey. aşırı.
  • bir kadın olarak söyleyebileceğim tek şey korkak olmanız. buradaki korkaklık bilek gücünde değil de iletişim kısmında. kadınların en nefret edilen özelliği 'davranışımdan anla' tribidir. son 5 - 6 yıldır erkeklerin en fazla saklandığı trip bu. tabi bunu uyguladıkları kadına değil de 3. kişiye söylerler "ben davranışımla belli etmiştim" şeklinde. buradan da çıkaracağımız sonuç 'dedikodu'.

    erkeklerin ne isteyip istemediğini bilmemeleri, istediklerini söyleyemedikleri gibi istemedikleri şeyleri de söylemeleri ayrı bir kadınsal özellik. sonuçta elma mı yersin armut mu diye sormuyoruz; kadını ya istiyorsundur ya da istemiyorsundur neyin kafa karışıklığı bu.

    söyledikleri ile yaptıklarının tutmaması da ayrı bir hikaye. erkek dediğin özü sözü bir olmalı.

    bu liste uzar gider de kısacası erkekler yaka silktikleri kadın özelliklerini bir bir bünyelerine almış gidiyorlar.
  • seks olmadan değil cinsel kimlik olmadan aşk olmaz. erkeğin kadınlaştığı ilişki kadının ipleri elinde tuttuğu erkeğin güçsüz olduğu aşkın zayıf olduğu belki de olmadığı ilişkidir.
  • detayları kompil şurda okuyabilirsiniz

    (bkz: dominant kadınlar resesif erkekler)
  • maalesef benim de diğer birçok erkek gibi maruz kaldığım durum.

    yıllar bana bir şey öğretti:
    hayatının merkezine kendini koy.
  • az buçuk bahsetmeye çalıştığım süreç. anne-erkek çocuk ilişkilerinin sıkılığından kaynaklanıyor.
    (bkz: #57449617)
    (bkz: #57393503)
    (bkz: erkeklerin evlenmeme gerekliliği)
  • öncelikle erkekler kadınlaşamaz, sadece adamlar kadınlaşabilir. erkek ve dişi insanların cinsiyetlerini taşıdıkları addır o yüzden erkek önce adam olmalı yani cinsellik yükünü üstünden atmalı sonra adamın kadınlaşma sürecini konuşabiliriz. ilişkilerde herşey dengede olması gerektiğinde kadının kadın olduğu yerde adam da adam olur, kadınlaşmaz. bir eve iki kadın veya iki adam olmaz. aynı şekilde adamın adam olduğu yerde kadın da adamlaşmaz.
    ama ilişkilerde taraflardan birinde diğer tarafın eğilimleri baskın olmaya başlarsa diğeri ya evi terketmek zorunda kalır ya da o da diğer kimliğe bürünür.
  • yine cinsiyete bağlı sosyal kimlik baskılamalarını gündeme getiren bir başlıktır.