şükela:  tümü | bugün
  • ilişkiler neden sıçıyor?

    aslında böyle bir başlık açmak istedim ama terbiyem müsade etmedi. hem de hemen biri gelir ekşi sözlüğün neden böyle olması falan der şimdi dedim.. boş ver dedim.

    şimdi arkadaş...

    yakın çevremdeki insanların (kendim de dahil) ilişkiler konusunda bir çeşit hesaplaşma kafası yaşadığını fark ettim. bana anlatılan problemlerin genelinde aman efendim ben onun için şunu bunu yaptım karşılığında o ne yapıyor, o benim için şundan bundan vazgeçti ben hala böyle davranıyorum falan gibisinden çeşit çeşit denklemler eşitlikler kurma, kıyaslar hesaplar yapma gayreti var..

    hepimiz muhasebeci kesilmişiz, devamlı bir giriş çıkış hesabındayız..

    benim bildiğim bir şey varsa, o da muhasebeci olmadığımdır.. senin de olmadığını biliyorum.. muhasebeciler sözlük falan okumaz.. (kesin burda bi milyon tane vardır)

    dur şimdi bilimsel bir şey de yazayım.. holland'ın tipoloji kuramına göre muhasebeciler geleneksel tipler olur.. buradan vardığım sonuç:

    muhasebeci olmadığımız halde kendimizi muhasebeci zannetmemizin altında yatan sebep, toplum olarak hepimizin geleneksel muamele görmüş olmasıdır..

    di mi ya.. doğu toplumlarındaki bu geleneksel yaklaşım bizi bu hale getirdi.. işte sorunun kaynağı bu.. aşırı geleneksellik...

    sonuç olarak vardığım en son sonuç:

    bu kafadan kurtulmadıkça ilişkilerimizde mutlu olmamızın imkanı yok diye düşünüyorum.. ama kafadan da kurtulmak kolay değil. alışmışız. yani böyle yetiştirilmişiz ne yapalım... habire hesap kitap. ben ne verdim sen ne verdin. biz ne taktık onlar ne taktı. pardon o başka konuydu.

    hem kafadan kurtuldun diyelim. yine mutluluğun garantisi yok. yani sen makine misin? değilsin. insansın. yine hata yaparsın illa ki..

    neler neler yaparsın kim bilir.

    o yüzden ben bir şey diyemiyorum.

    bu yazı da böylece bir yere bağlanmadan bitmiş oldu.
  • kıymet bilmemek. bütün hataların kökeni buna dayanır. zannedersin ki hep sever, naparsan yap affeder, ne dersen de alttan alır, doğrudur belki ama hiçbir şey sonsuz değildir, herkesin her şeyin bir tahammül sınırı, bir tükenme noktası vardır hayatta, o noktaya getirdiğinde artık çok geç olmuş olabilir.

    sevdiğin insanın değerini, senin için yaptığı şeylerin takdirini yerinde ve zamanında bilecek ve ona bunu göstereceksin kardeşim. onu kaybettikten sonra önünde kendini yaksan kıymeti yok. nankörlük etmeyin lan kıymet bilin orospu çocukları.
  • bazen ilişkiye başlamak denilebilir. gereksiz biriyle başlamanın pek anlamı yok çünkü.
  • fazla ilişmek. birbirinize adım atacak alan bırakmamak
  • bunlardan biri sanırım kendi fikirlerini partnerine dayatma hali.
    bunu ilişki konusunda uzman bir psikiyatr şöyle özetlemişti:
    "uzlaşamayacağınız alanlar olduğu konusunda uzlaşmalısınız."
    insanların zaman zaman birbirlerine karşı keskin tavırlarını gördükçe aklıma gelir bu.
    neden zorluyorsun, partnerini tanıdığın hali ile sevmedin öyle kabul etmedin mi, o halde yeteri kadar tanıyamamışsın, ya ilişkini gözden geçir ya da karşındaki insana saygı duy.
    aslında bu bütün insan ilişkileri için geçerli, duracağımız yeri bilmiyoruz.
  • acelecilik
    atalar ne güzel demiş "mercimeği fırına koymak"
    fırını ısıtmadan merciği ıslatmadan suda bekletmeden koyarsan mercimek pişmez.
    dişlerini kırarsın yemeğe kalkarsan işte bu da böyledir dişlerini kırmadansa vura vura kafanı kırarsın
  • ilişkinin kendisi en büyük hata olunca, başka hata aramaya gerek kalmıyor.
  • kendisine duygularını paylaşabileceği biri değil, egosunu bütün ihtişamıyla gösterebileceği, birlikte bir şeyler paylaşmak yerine sürekli kısıtlayarak hayatını zehir edebileceği, spontanlığın güzelliğini fark etmek yerine onu sorgu odasının altındaki lambada terletip sürekli onu kısıtlayabileceği bir insan arayışına girmektir. bunun adı "ilişki" değil, "hastalık"tır...
  • bir noktadan sonra, sevilen kişiyi* olduğu gibi sevememek ve değiştirmeye çalışmak. karşıdaki de doğal olarak direnince ilişkiler yıpranır ve yok olarak doğadaki gelişimini tamamlar.

    konuyla alakalı olarak;

    (bkz: tarkan - beni anlama)
  • ilişkiye yalanlarla başlamak ve öyle devam etmek..