şükela:  tümü | bugün
80 entry daha
  • ormanlar milyonlarca yıldır sürekli kendilerini yenilerler.

    ormandaki bitki örtüsü, doğadaki herşey gibi sürekli değişim içindedir. bitkilerin tohum ve meyveleri de bu değişimi izleyerek mutasyona uğrarlar. bu mutasyonlar çok yavaş, ama süreklidir. ayrıca hem entropi kuralına uyarak hem de ormandaki diğer canlıların metabolizmasının gerekleriyle dejenerasyon yönünde gerçekleşirler. öyle ki, uzun bir zaman sonra ormandaki bitki örtüsü değişime uğrar, bir süre sonra artık bambaşka bir bitki örtüsüne dönüşür. ormanın gelişim dönemi geçmiş, bozunma dönemine girilmiştir. bu bozunmaya müdahale olmazsa çürüme ve yok oluş başlar.

    bu müdahaleyi, orman kendi yapar. ağaçlar ve bitkiler her üreme mevsiminde, zaman içinde mutasyona uğramış tohumlarının yanısıra, az sayıda başlangıçtaki dna yapısını değişmeden koruyan tohumlar da üretir ve tohum dökme mevsiminde bunları da saçar. bu az sayıdaki fabrika ayarı tohumunun özelliği, normal koşullarda asla filizlenmemesi, kılıfının çok dayanıklı olması ve ancak zeminde çok yüksek oranlarda karbon bulunması durumunda faaliyete geçmesidir. ormanın koruyucusu ve kurtarıcısı bunlardır.

    ve bir gün, aşırı sıcaklar, fırtınalar, yıldırımlar ve son birkaç on bin yıldır insan faktörü vb. sayesinde orman yanmaya başlar. yanan orman kendi bitki örtüsünü ve hayvan stoğunu yok eder. yani fabrika ayarlarını bozan her şeyi. yanan ormanın yerinde enkaz, kül, toprağında ise çok yüksek miktarda saf karbon vardır. yani başlangıçtaki dna'yı taşıyan ve normalde filizlenmeyen tohumların ihtiyaç duyduğu ortam. bu tohumlar bir süre sonra yeşermeye başlar ve orman küllerinden kendi kendini yeniden yaratır. süre uzundur, ama doğa saatinin saniyeleri de insanlarınkinden çok uzundur.

    orman kendi kendini yakar, yıkar, ve yeniden doğar. bunu da o az sayıdaki orijinal dna taşıyan tohumla yapar.

    parçalanmış ilişki, orman yangınına benzer. ortada sadece kül ve enkaz vardır. enkaz haline gelmiş ilişkinin zemininde, ilişkinin başlangıçtaki dna'sını taşıyan tohumlar hala varsa onlar ilişkiyi yeniden yaratır. eğer ortada sadece ilişki süresinde sürekli mutasyona uğramış dejenere tohumlar varsa o ilişkinin sadece enkazı kalır; onarılamaz denen ilişkilerin pek çoğunun gerçekten onarılamaz halde olmasının nedeni budur. yıkıma uğramış ilişkilerin pek azında başlangıç dna'sını taşıyan tohum sağ kalmıştır.

    mesele , ormanın yanmış olması değildir. yanmış orman sadece yeni sürgünlere fırsat tanır. mesele, ilişkinin zemininde ilişkinin orijinal dna'sını taşıyan tohumların mı yoksa yoz tohumların mı olduğudur.
2 entry daha