şükela:  tümü | bugün
424 entry daha
  • nisan ortasında, henüz hıdrelleze 16 gün varken, araba kullanmakta olan ve eli vitesin üzerinde olan hatunun koluna, söz isteme anlamında, kadife teması karşılığında dokunma bana terslemesi alındığı an.
  • konuşup anlaşılarak çözülecek şeyleri içe atma.
    bunun sonucunda karşında daha samimiyetsiz, daha umursamaz yabancı bir kişi oluşması ve gururlu bir eda takınması, takınmamız. hepiniz oradaydınız bee.
  • ağır roman'da gaftici fethi şöyle diyordu; "efenim manita seni seviyorum, evlenelim ayakları yaparsa önce yüz mumluk ampule yarım metre mesafeden bakın. sonra gözlerinizi ampulden ayırıp manitanın gözlerinin içine dikin. eğer hala cıbırın gözlerini görüyorsanız onunla hemen evlenin."

    bunu biraz dönüştürerek ifade edelim. burada ehemmiyet arz eden husus gözler. jest ve mimik bir yere kadar insanı götürebilir ancak gözler olanı biteni saklamakta pek bir mahir olmayı gerektirir.

    bir ilişkinin bittiğinin anlaşıldığı an ise, göz parlaklığı ile ilgili. cıbırın gözlerine bakınız, şöyle bir bakınız. eğer o bir çift göz artık parlamıyorsa bir şeylerin değiştiğine, dönüştüğüne, biçimsiz bir hal aldığına şahit olmuşsunuz demektir. bilhassa o gözlerin daha evvel size bakarken parladığının, içinize işlediğinin farkına varabilmişseniz. parlaklığın gittikçe sönerek mat ve bir anlam içermeyen hal aldığını, uzaklığına erişemediğinizi, ufalıp ufalıp yok olduğunu gördüğünüzde ise artık içinizden bir şeyler kopabilir demektir. gerisi son derece buruk bir tebessüm.

    bir telaş saracaksa insanı, size ışıltılı bakan bir çift gözün sönmeye başladığı duyumsandığı vakit sarmalı.