şükela:  tümü | bugün
  • yakın bir tarihte karşılaştığım kadın tipidir.
    şimdi efendim bizim yaklaşık 8 yıllık bir ilişkimiz vardı. geçmişte bazı zamanlar anlaşamadık ve ayrılıklar yaşadık; ufak tefek. her neyse... öyle ya da böyle 8 yılı devirdik. sonrasında ben kendisine evlenme teklif ettim. hemi de meteor yağmurunun altında. tam o dönemler babamı kaybettim ve majör bir depresyonun içine girdim. hissizlik, anlamsızlık, yorgunluk, boş vermişlik ve gün aşırı içkiye düşmek gibi eylem veya eylemsizliklerim başladı. derken içinde bulunduğum bunalımı anlamak yerine beni ilgisizlikle suçladı. "zaten hiçbir zaman sevmemişim ra ra rö rö..." ulan sevmesem ne diye evlenmek istediğim kadının o olmasını isteyip planlar programlarla, kamp yaptığımız ormanın ortasında, yıldızların en parlak olduğu yerde, mahzen şarabıyla meteor yağmurlarının altında evlenme teklif edeyim.

    derken bir süre sonra ben ayrılma kararı aldım. çünkü beni asla ama alsa anlamadığını düşündüm. o dönem geri dönmek istedi ancak benim aklımda babamın ölümünün de etkisiyle planladığım başka bir şey vardı; bir intihar girişimi. beceremedim, hastanelik oldum. sonra psikolog ve psikiyatriye aş zamanlı gidişlerim başladı.

    şimdi kendime geldim. her şey yoluna girdi. işime gücüme geri döndüm ve hayatımda koca bir boşluk fark ettim. onun yokluğu. sonra aradım. buluştuk. olduğu gibi her şeyi anlattım. başıma neler geldiğini, neden böyle yaptığımı, şimdi ise çok iyi olduğumu söyledim. ancak "sana karşı içimde hiçbir sevgi kalmadı" cevabını aldım. "o geçmiş berbat günlere dönmek istemiyorum" dedi. "annen, abin ve arkadaşların beni bu ayrılık sürecinde hiç aramadı, hiç benim yanımda olmadı" dedi. bunu anlamadım tabii. ulan benim yanımda bile zor oldular...

    neyse her şeye rağmen birleşelim tekrar, dedim. iki olgun ve yenilenmiş insan olarak sorunlarımızı konuşup çözeriz. "önce saygı" ilkesiyle çıkarız yola. olmadı efendim. ben haftalarca koştum peşinden. sonra bir arkadaşından öğrendim ki meğer ankara'ya geçecekmiş bir iş için. orada da o işi kolaylaştıracak bir beyefendi ile birlikteymiş. bunu öğrendiğimi duyduğunda yüzü bembeyaz oldu. yüzündeki korkuyu bir görseniz. hemen elimi tuttu. "bak..." falan demeye kalktı. susturdum. "tamam," dedim, "hiç sorun değil benim için. şu an bu durumda olmana ben sebep oldum. ama beni seviyorsan her şeyi yeniden inşa ederiz" dedim. o da "seni çok seviyorum ama benim geleceğim belirsiz," dedi.

    bu arada iyi para kazanıyorum ve eğitim dahil her alanda hem manevi, hem de maddi yanında olabileceğimi söyledim. o ise "sadece bunlar değil ben çok incindim, o adamı da sevmiyorum zaten, sevgili gibi değiliz," dedi. kafam afrika sahanlığında koşan bir bufalonun taşakları gibi karıştı bu durumda. bu olaylar gerçekleşirken ruhsal tedavi sürecimde devam ediyor tabii.

    sonunda ona şunu söyledim: "hayat devam ediyor. 29 yaşıma girdim, sensiz bir ömrü elbette geçiririm ama neden böyle olsun ki, biz çocukluk aşkıyız bir nevi." sonra ağlamaya başladı. "kabul etmezsem hayatına bakacaksın, devam edeceksin öyle değil mi?" dedi. ya ne yapacağım ki? "ben devam edemem sensiz," dedi. "tamam," dedim "o zaman gel he de, olsun bu iş" bana zaman ver," dedi. "ne için, dedim." hanımefendinin düşüneceği çok şey varmış. yeniden başlamak o kadar kolay değilmiş. sevgisinden, aşkından ve benden başka kimseyle olamayacağından eminmiş ama... zaman lazımmış biraz. ulan zaten yalvar yakar 4 ay geçti. daha neyin zamanı?

    bekledim. 24 saat verdim yine de. bir gece tekrar buluştuk. yapamam, dedi. yurt dışına çıkarsam ne olacak, dedi. dedim gelirim. nedir yani? "aşkı 24 saate sığdırdın, bu zaman tanımaz bir kavram," dedi. "haydooaaa," dedim. zamana sığmayan bir şey için zaman isteyen sensin. derken kalktı gitti. ben de öylece kaldım sahilde, köpek gibi içtim o gece. ertesi gün de mesaj geldi. "neden gitme demedin," diye. tüm gece ağlamış. "asıl ayrılmak isteyen sensin," dedi bana.

    iyi de arkadaşlar ben anlamadım. gel başlayalım diyorum, sonunda suçlu gene ben çıktım. bana bir akıl verin. komple, jilet gibi kesip atayım mı, bekleyeyim mi?

    edit: paragraf ve imla. (olayın sıcaklığı ile paragrafsız yardırdım.)
    büdüt: küfürsüz, fakat ağır bir mesaj ile her şeye son verdim. iş yerimden izin aldım. bir haftalık yazlık kiraladım. alıp başımı gidiyorum.
  • bir de ilişki isteyip bir zaman kendine alıştırıp yapamayacağım diyen modelleri var ki en üzenleridir.

    oynamak kelimesini kullanmak istemiyorum. ama yine de biraz düşünceli olmakta fayda var diye düşünmekteyim. öyle mi saygıdeğer hanımefendilerimiz.
  • kardes, kusura bakma kiz arkadasinin farkli denizlere yelken actigini dusunuyorum.

    8 yillk iliskimi olur amk ya. depresyona girmemen mucize olurdu zaten. evlenip ne yapacaksin, zaten omrunun yarisi bununla gecmis.

    senin de farkli saraplarin tadina bakma zamanin gelmis.
  • başka bir görüşme yapmış ondan cevap bekliyordur. iş görüşmesinde ki bir düşüneyim ile aynı amaca hizmet eden cevap
  • sevmiyor. seven kadın ikna edilmek için bu kadar kaçmaz, kendi sebeplerini kendi yaratır zaten kafasında bir arada olabilmek için. ama ben seviyorum, yanımda olsun istiyorum deniyorsa kadının duygularına değil mantığına oynayarak evlilik yoluna sokulabilir, olmaz değil. ilişkide zaten hep biri diğerinden daha çok seviyor...
  • meteordan sonrasını okumadım.

    özetle : seninle ömür geçirip geciremeyeceginden emin değil.
  • garanti olanı yedekte tutuyor, gözü dışarda . belki sıkılmış belki de karakteri böyle ama deli gibi aşık değilseniz bu tiplerden uzak durun. aşıksanız zaten çekeceğiniz çileya aşık olmuşsunuz demektir.
  • ilişki için zaman isteme diyince ben şöyle anladım:

    - aşkım hadi yatağa gel.
    + 5 dakika müsaade et, duş alıp geliyorum.
  • bir kadın, ilişkiye başlamak için zaman istiyorsa, bunun 3 sebebi olabilir;

    1-) ilk tercihi değilsinizdir.
    2-) 2. tercihi olabilirsiniz.
    3-) 3. veya daha sonraki tercihi olabilirsiniz.

    umarım anlatabilmişimdir.