şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: sub7)
  • hdd olmayan 8088 işlemcili bilgisayarımın açılış disketinin * içindeki dosyaları silmek. tabii ilk başta olayın farkında değildim, ne zaman bilgisayarı kapatıp açtım o an farkettim *
  • test drive 1 oynarken kuma saplanan aracın çekilmesi için yarını bekleyip hemen uyumam gerektiğini, gece olduğu için kimsenin gelip çekemeyeceğini belirten babama inanmak.

    seneler sonra itiraf ettiğine göre beni yatırıp kendisi oynamak için yapıyormuş bu dümeni. fortran biliyorum ulan ben 6 yaşında bir veledi mi uyutamıyacağım diyormuş kendi kendine, hey gidi.
  • kuzenimin bana fifa 2000'i otomatik mod'da açması ve benim atılan her golden sonra coşmam. halbuki makine kendisi atıyomuş amk.
  • bilgisayarı formatlamak için gelen bilgisayarcı işini bitirip içerideki odada kahve içip sohbet ederken eş dost meclisinden öğrenilen quick format olayıyla 2 dk önce kurulan bilgisayarı 30 saniye tekrar eski haline getirmekti.
  • kendi bilgisayarımda değil ama annemin çalıştığı yerdeki bilgisayarda hayatımın en korkunç anlarını yaşamıştım.

    sene kaç net olarak hatırlamamkla birlikte en fazla 95-96 olduğunu söyleyebilirim. annem bir bankada çalışıyordu, bende bir şekilde okul olmadığından o bankada çalışanın çocuğu kontenjanından sağa sola salça oluyordum.
    o zaman bankaya yeni yeni yeşil-siyah monitörlü pc'ler gelmişti, içinde sikko sikko 2 pikselli platform oyunları vardı ve amacım onlarla oynamaktı.
    herkesin işi başından aşkın kime sorsam açmıyor bilgisayarı bende son bir ağlaklıkla anneme sordum ve alttaki tuşuna bas açılsın cevabını alınca yardır yardır pc'nin yanına gittim, aşağı eğildim, köklüyorum tuşu ama açılmıyor namussuz. 7-8 kere tuşa abanarak uzun uzun bastım ama açılmadı, bende sıkıldım kalktım, anamın yanına geçip mal mal zımbayla falan oynamaya devam ettim.

    ne olduysa o andan maksimum 10 dakika sonra oldu,
    içeri oluk oluk polis yağdı amk.
    önde zamanın kahverengi gömlekli komiseri olmak üzere, polisler akın akın içeri giriyordu bankadan, sanki dünyayı sarsan rehine krizi vardı içerde. bi kapıdan bakın di mi amk, utanmasalar sıka sıka giricekler. mekan basıyo sanki puşt.
    bi anda çalışanlardan bir ikisinin bağırdığını hatırlıyorum, sonra komiser hırsız kaçtı mı diye sordu.
    annem beni aldığı gibi aşağı yemekhaneye götürdü ama ibne komiser görmüş beni, duvara sabit olan polis alarmına kesin çocuk bastı diyor başka bi şey demiyor lale. sonra beni çağırdılar, aşağıdan getirttiler "yo ben basmadım ki ben zımbayla oynuyodum" diyerek mercimek kadar beynimle kendimi savundum ama yer mi göbekli komiser amk.
    en son çıkarken müdürü çocuklarınıza sahip çıkın diye azarlıyordu totoş.
    olaydan sonra çıktık eve geçmeden ankara maltepe ankaragücü tesislerinin yanındaki ordu pazarına gidicez, ordu pazarının da zamanında logosu turuncumsu yuvarlak bişeydi, marketin duvarında o logoyu kocaman koymuşlardı. anneme diyorum ki "anne şu resmin içine girip saklanalım babam gelsin bizi alsın." artık nası tırstıysam.
    o günden beri sevmem polisi ben.
  • nerden geldiğini tam hatırlamadığım bir bilgisayar kasası ve klavye vardı. kriz zamanı olduğundan monitör alamamıştık. ben de bu süre içinde ayda bir falan kasayı açıp; hayalgücüm ne yapmak isterse onu yapıyordum. monitörü aldık ve kirlendi dünya.
  • ilk değilde en büyük mallık bence o puma resmi vardı win95 te theme... ulan herkeste o vardı nefret etmiştim o pumadan.

    ilk mallık tabiki del *.* enter
    are you sure (y/n)?_ y
    enter
    :o
    oh nöoo
  • bazılari insanın hevesini kursağında bırakır. bilgisayarda hiç oyun olmaması bir yandan o bilgisayarın cd-rom unun bulunmaması diger yandan yaz tatilinin ortasında oyunsuz bir bilgisayar ile can sıkıntısının dibine vurduğum bir dönemdi. disketlerle yüklenebilir olan oyunlardan bunalmış, tatil bittiğinde bilgisayarın gidecek olması çaresizliğimi tavan yaptırmıştı.
    power pointi her bokuna kadar iyi bilmemin en büyük sebebi de o olmayan cd-romdur.
    günlerden bir gün elimde bir disket internet cafeye gidip masaüstünde ne kadar oyun varsa atmaya karar verdim. işin kötü yanı o 1.44 mb ı dolduramamış olmam. counter strike, mid town madness, age of empires falan ne varsa atıyorum diskete. yarısı doldu. yeni oyunlar çıktıkça teknolojinin gelişmesi falan daha az yer kaplıyor heralde diye düşünuyorum ama heyecandan ölmek üzereyim. bir yandan internet cafe sahibine yakalanma korkusu bir yandan tatilin diğer yarısında hugonun 6 disketlik oyunundan kurtulmuş olmanın sevinciyle adrenalin seviyem tavan yaptı. hesabı odeyip otobüse koşa koşa bindim. eve gidicem ama disketi tutan elim terliyor heyecandan. otobüs mıy mıy gidiyor deliriyorum falan yol bitmedi bi türlü. neyse bi şekilde eve gittim koşuyorum bilgisayara elimde disket hala sağlam çok şükür. ta o zamandan diyordum kesin bi bok olacak yine hevesim kursağimda kalacak diye ama disket sağlam ben sağlam ve bilgisayarın başındayım. az sonra hugodan mid town madness a geçiş yapacağim. belki hayatımın o zamana kadar olan en heyecanlı günü o gün. disketi taktım oyunları sırayla açmaya çalışmamla bütün heyecan yerini hüzüne bıraktı. hedef bul diye bir uyarı geliyordu hepsinde. bilgisayarı yumruklayacaktım neredeyse. böyle bir hüzün böyle bir öfke olamaz. hala exe dosyası gördüğümde icim burkulur o yüzden. hugo ve volfied oynadım bir yaz. power pointi ögrendim. hayatımın da en büyük mallıklarindandır bu hayal kırıklığı.
hesabın var mı? giriş yap