şükela:  tümü | bugün
  • ilk buluşmamızdi. yoldan yeni gelmistim, yorgundum. yoldan geldigimi ve aç oldugumu düşünüp bana yemek ismarlamisti. hayatımda yediğim en güzel yemekti.
    ben heyecandan olsa gerek bir parça alabilmistim o yemekten...
  • sizden fazlasıyla hoşlanmış ve sizi tekrar görmek isteyen kızdır. kibar bir doğası vardır, dürüst olurlar ve özgüvenlidirler. en sevdiğim kadın grubudurlar ve bu durumda hep ikinci buluşmayı ben öderim. bu jestinden ötürü de ikinci buluşmada hep daha fazla şey sipariş ederim.

    en sevmediğim kadın tipi ise hesap ödeme sırası geldiğinde tuvalete giden, yalandan çantasını karıştıran veya telefonla oynayandır. bu tür ucuz numalara ihtiyaç duyan insanları sevmem olay para değil samimiyetle alakalı.
  • 2 bira içen kızların yapacağı bir hareket şekli.
  • ilk buluşmada hesabı erkek öder bence. bir erkek olarak yinede kasaya giderken hanım kızımızın yanımda olmasını ve nezaketen de olsa hesabı yada hesabın yarısını ödemeyi teklif etmesini beklerim. masadan kalktıktan sonra gidip kapıda bekleyen kişilere nedense önyargım oluyor. bence çok ayıp bir hareket.
  • bir daha görüşmez. abinizden kesin bilgi.
  • hesabı ödemesine gerek yok, kendi payını ödemesini teklif etmesi bile güzel bir kibarlık örneği çok hoşuma gidiyor. bu defalık bana izin ver bir dahakine paylaşalım dediğimde ise kabul esip ısrar etmemesi de ayrı bir güzel davranış biçimi.
  • benimdir. hesabı ödemek değil de ısmarlamak, ağırlamak diyelim. ve evet teorilerinizi doğrulayan bir örneğim. ömürlük hesabı paylaşma yolundaki son düzlükteyiz. ilk buluşmada hesabı ödeyen kız olmaktan bu kadar mutlu olacağımı asla düşünmezdim. aynı zamanda içimi kıpır kıpır eden başlık bu. her hesabı ödeme muhabbetinde beni o güne tekrar götürecek bir sembol. şahane bir güne gidip içimi ısıtacağım, iyi ki ben ısmarlamışım.
  • karşı taraftan etkilenmediğimde, borçlu kalmamak adına, daima bunu yaparım. olur da itiraz edecek olursa “bir sonrakinde de yemek yeriz. onu da sen ödersin. lütfen bu benden olsun.” derim. yine ikna olmaz, itiraz ederse de “sen biraz cimri misin sanki? yemekten korktun galiba... neyse tamam kahveleri sen öde, bir sonraki buluştuğumuzda da yemeği ben öderim.” derim. sırf cimri görünmemek adına o hesap mutlaka uzatılır.*
    bu zamana kadar şu blöfü yemeyen, tuzağa düşmeyen bir adama henüz denk gelmedim.*

    sonrasında da hesabı ödemiş olmanın rahatlığıyla günü noktalarım. o yemeğe de asla çıkılmaz.*

    edit: şimdi “madem öyle, neden yüzyüzeyken söylemiyorsun da umut veriyorsun?” diye ağlayıp sonrasında küfür edecek olan meriçler yazmadan hemen önce söylemek isterim ki; yüzyüzeyken insanları kıramıyorum. görüşme sonrasında olamayacağımızı, birbirimize pek de uygun olmadığımızı, arkadaş kalabileceğimizi telefonda söylüyorum.**
  • anlamı şudur: senden hoşlanmadığım için bende hakkın kalmamalı. hesabı ben öderim. böylelikle aramızdaki hesabı da kapatmış oluruz.
  • muhtemelen türk olmayan kızdır. türkse kaçırılmamalıdır, kıymeti bilinmelidir.