şükela:  tümü | bugün
  • telefonların marka ve modellerinden çok anlamadığım için, benim farkında olmayacağım erkektir.

    hele ki kullandığı markaları belirten erkek ise de koşarak uzaklaşılasıdır.

    ayrıca küçükken sınıfta beslenme çantasında lükse kaçan meyve bile koymayan nesliz biz. ayıptır.
  • %95 ihtimal ile 47 taksit daha ödeyecek olan erkektir.
  • öyle bir telefon mu var lan?
    ben hala kuzenimin verdiği iphone 4'teyim amınakoyim
  • boş adam olmayabilir. herkesi kendiniz gibi borçlu ve fakir sanmayın amk. belki de o iphone 11 pro max buz dağının görünen yüzüdür sadece.
  • ben de telefonumu hiç masaya koymam buluşmalrımda, kazara telefon çalarsa diye de sesini kısarım, bir kezinde 3310'u açmak zorunda kalmıştım, kadın daha telefonu açmadan. bu hikayede anlatılan her şeyi yapmıştı.

    halen 3310'um var.
  • ben o erkeği taşıyamam! bi' kere kaldıramam bile! o erkeğin aşkı bana extra large gelir.

    eski bir tanıdığım, artık tanımıyorum, davulun bile dengi dengine olduğunu, kendisinin bana göre daha variyetli olduğunu, dolayısıyla haddimi bilmem gerektiğini ve dengimi seçmem gerektiğini söylemişti. tabii böyle tek paragrafta değil de uzunca bir dönem içinde defalarca kendini öldürmeyi düşündürecek derecede acıta acıta, incite incite, zalim ve acımasızca vermişti bu mesajı... o zamandan sonra akıllandım, ben de artık hep dengimi seçiyorum. benim dengim; ayfonun ve mekbukun satıştaki en ucuz modellerini kullanan, işine metroyla gidip gelen, en iyi ihtimalle fiat egea'ya binen erkek. canım erkeğim!.. mercedes'e binenler erkeğime kurban olsun!

    düşünsene levent kırca parodisi gibi; buluşuyormuşuz, adam "tak!" masaya kılıf kullanmadığı ayfon on bir pıro meksini koyuyormuş.

    derhal çantamı, eşyalarımı topluyorum, garsona işaret çakıyorum, elimle havada kalemle yazma hareketi yapıp derhal hesabı istiyorum, garsonun masaya bile gelmesini beklemeden garsonla yolun yarısında buluşup elime ilk gelen banknotu garsonun eline tutturuyorum, bu arada adam da arkamdan geliyor.

    ben: buyurun, üstü kalsın!

    garson: ama bu çok fazla!

    ben: hiç sıkıntı değil!

    bu arada adama dönüyorum;
    ben: biz bugün buluşmadık, sen beni tanımıyorsun, ben de seni tanımıyorum, numaramı filan da sil, beni unut, ben de seni unutuyorum, unuttum bile bak!

    adam: ama ben senden çok hoşlanmıştım, neden böyle yapıyorsun?

    ben: ben de senden çok hoşlanıyordum ama bu iş olmaz, bu iş yürümez, ben de bağrıma taş basacağım, sen de bağrına taş bas! üç günde unutursun zaten, haydi eyvallah!

    adam: sorun nedir? ben yanlış bir şey mi yaptım?

    ben: sen yanlış hiçbir şey yapmadın, sorun sende değil, senden öncekinde!

    adam: peki benden öncekinin cezasını neden ben çekiyorum?

    ben: eee çünkü ilişkiler böyle, ben de senden öncekinin benden öncekisinin cezasını çekmiştim...

    adam: delisin sen!

    ben: hemcinslerin sayesinde!
  • 5 sene sonra bu benim. anca alabileceğim fiyata gelecek ancak o kız hala masada durur mu bilemedim.