şükela:  tümü | bugün
  • insanın kendisini ucube gibi hissettiği gündür.
  • yarın içinde bulunacağım durum. umarım 80 kişiyle tanıştırmazlar. bide casual giyilen bir yer ama gömlek ceket yapip açılın gelecekte ki genel müdürünüz geldi izlenimi mi versem.
    meslek: junior yazılım
    not: her türlü tavsiyelere açığım
  • 3 yıl önce bugün ilk defa işe başlamıştın, ilk iş günündü.. hatırlıyorum mezun olduktan sonra iş bulma sürecinde yıkılan hayaller, ben bunun için mi okudum dediğin günler, çabalamaktan yorulduğun anlar.. sonra bir şey oldu, hani elinde sadece son bir başvuru kalmıştı ve o gün mutlu haberi almıştık. hala hiç unutmam.. sanki kendim başarmışcasına mutlu olmuştum, artık hayallerine yürüyecektin, seninle gurur duyuyordum.. tüm belgelerini, istenenleri eksiksiz hazırlayıp götürmüştün ve ilk iş gününe gitmiştin.. inanır mısın giydiğin kıyafet, hanım hanımcıklığın bile hala aklımda.. ne güzel günlerdi, aslında sonun başlangıcıymış tabii bilemezdik.. yine de hala seninle gurur duyuyorum. o küçük kızın yaptıklarından, başardıklarından, ideallerinden, hepsinden gurur duyuyorum. bir gün öyle bir noktaya geleceksin ki bugünlerden çok daha güzellerini yaşayacaksın.. keşke o günlerde anılarında yer alan, teşekkür ettiğin biri olmak yerine yanında, kader ortağın ve yol arkadaşın olarak yer alabilseydim.. olmadı, nasip..
  • gerginlik diz boyudur. insanların arasına girmek isteseniz kötü , girmek istemeseniz kötü. günün esprisini yaparsanız sizden kralı yok.
  • yaklaşık 7,5 yıl oldu. hala aklımda. belki birçok insana çok saçma gelir ama birçok kişi bende de böyle olmuştu hissini yazmadan oluşturan günlerden birisidir ilk işgünü.

    ilk işe gittiğimde direkt olarak müdürün yanına uğramıştım. kapıyı çaldım. gururlu bir şekilde;

    “ben yeni personeliniz dal” dedim. müdür de 35-40 yaşlarında birisi.

    müdür bana şöyle bir baktı 5 saniye falan. tabi ben de müthiş bir heyecan ve mutluluk var.

    “hoşgeldin. gel otur.” dedi. tabi ben bizim müdürden tavsiyeler, öneriler falan bekliyorum. nerelisin? nerden mezunsun? ailen ne iş yapar? diye sorular sorar diye beklerken, bizim müdür döndü bana,

    “evladım deli misin niye geldin bugün?”
    - neden müdür bey, bir problem mi var?
    “işe başlaman için sana 15 gün süre verildi. sen 2. gün gelmiş hemen başlıcam diyorsun. git gez evladım. zamanı gelince ararsın bu günleri. kaç yaşındasın sen?”
    - 24 efendim.
    “daha emekli olmana 41 yılın var. farkındasın değil mi?”

    ulan tüm heyecanım gitti o an. bizim müdüre de içten içe sövüyorum. sen sabah heyecanla uyan, takım elbiselerini giy. ailenin tüm fertleri de heyecanla uyansın, kahvaltını hazırlasın. seni uğurlamak için sıraya girsin. sanki evde bayram havası. anne sürekli gülümseyerek, gözünün içine baka baka dualar etsin. sen git böyle bir durumla karşılaş. ne yapacağımı da şaşırdım. kalkıp gitsem 13 gün napıcam. üniversite sonrası hayatımda ilk kez işe girmenin heyecanı ve mutluluğu da var üzerimde. işe hemen başlayayım, öğreneyim sistem nasıl falan. döndüm müdüre?

    - bugün başlasam olmaz mı müdür bey?
    - “olmaz. git evladım git, yarın gel bari.”

    kalktım tabi masadan. iyi günler dedim, çıktım kurumdan. eve gitsem bir saat “ne oldu?” furyası. arkadaşları arasam kimisi işte, kimisi için sabahın körü daha. kısacası sap gibi kaldım öyle. hemen ilk günden paranoyaya bağladım.
    - müdür beni sevmedi mi?
    - ben bu adamla nasıl çalışacağım?
    - başka iş mi baksam?
    - o sınav, mülakatlara bir daha girilir mi?
    - ailemden uzak bir şehire mi gitsem?
    - eve gidince soracaklar “nasıldı ilk iş günü?” ne cevap vericem. falan filan.

    bi cafeye oturdum sonra. saat 9 civarı falan. sonra telefonum çalmaya başladı.
    sırayla amcam/dayım/teyzem/halam/kuzenlerim/ arkadaşlarım arıyor da arıyor. herkes hayırlı olsun diyor. tebrikler falan. bense bildiğin ilk günü geçtim ilk an işten kovulmuş modundayım. bu şekilde baya bi zaman geçirdim cafede. saat 12 gibi falandı. çıktım eve gittim.

    - “selaaam ev ahali. ilk gün müdür izin verdi yeter bugünlük yarın sabah başlarsın diye şutladı beni” dedim. tabi herkes sırayla “ee?” diyor.

    “ee’si bu kadar. boş boş oturdum geldim.” tabi birsürü soru falan, dedim ben dışarı çıkıyorum.

    neyse ikinci gün sabah erkenden kalktım giydim takımları falan erkenden gittim işe. gittiğim saatte kurum kilitliydi daha. sonra bi abi geldi, bana baktı “bu saatte deli mi sikti ne işin var bakışıyla” benimle hiç konuşmadan kapının kilitlerini açtı. onunla beraber ben de girdim içeri. mesai saati de başlamamıştı daha. kapıyı açan abi sorar diye bekliyorum ama adamın hiç konuşmak için hamlesi yok. sonra ben döndüm “günaydın” dedim. takım elbiseli gördüğü için olsa gerek bana “günaydın efendim” dedi. temizlik yapacağını, dilersem bekleme salonunda oturabileceğimi söyledi bana. artık dayanamadım dedim ben yeni bilmen ne, yeni atandım. ilk günüm bu benim. temizlikçi abi böyle önünü ilikler gibi ellerini bağlayıp, “efendim kusura bakmayın, hoşgeldiniz!” falan dedi.

    “abi teşekkürler. nerede oluyor bizim odalar?”
    - sizin odalar 3. katta oluyor. buyrun oraya götüreyim sizi.

    neyse çıktık diğer arkadaşlar falan geldi tanıştık. ekip çok iyiydi, sempatikti falan. ama benim aklım hala müdürde. ekibe sordum müdür nasıl birisidir? herkes memnun. tabi anlatamıyorum da bir önceki günkü yaşananı. neyseki müdür de bizim kattaydı. baktım geliyor. adam herkese tek tek selam vererek geliyordu. herkesin halini hatırını soruyordu. sonra geldim bizim odaya.

    “günaydın arkadaşlar...” dedi tam türk filmlerindeki gibi arkasını dönecekken “ooo dal bey! geldin mi? 5 dakika sonra bekliyorum odada” dedi. adımı orda söyleyince hoşuma gitmişti. o kadar çalışan arasında ismimi bile hatırlamıyordur diye düşünmüştüm. sonra gittim müdürün odasına, hala çekinceli bir şekilde. günaydın diyip ne içersin diye sordu. dün olması gereken muhabbet bugün olmuştu. kurumun benden ne beklediğini, görev tanımımı falan anlattı. sonra odamı gösterdi ve işe başladım...

    bu müdür sonra başka yere tayin oldu. hala ailece görüşüyoruz. müthiş bi adamdır kendisi. tam bir beyefendi ve toplumda örnek gösterilebilecek bir bilgi düzeyine sahiptir. işi ondan öğrendiğim için çok şanslı sayılırım.

    şuan inanılmaz bir iş temposuyla çalışıyoruz. 1 günlük izne bile inanılmaz ihtiyacımız oluyor. zihin olarak inanılmaz yorulduğumuzda tatil bizim ekip için olmazsa olmaz. hatta yılda birkaç kez bile. müdürü şimdi çok net anlıyorum. şuan oturduğu koltukta ben varım ve yarın birgün yeni bir personelimiz başlıcak. onun verdiği mesajı ben yine aynen vericem.