şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: ilk defa)
  • nekizm adlı grubun bir şarkısı. aşırı derece etkilenmemi sağlayıp grubun diğer şarkılarını dinlemeye geçmemi engellemiş olan şarkının da ta kendisi.

    öyle çok havalı, iki tırnak işareti arasına alınıp altı çizilesi sözleri veya aşırı derece dikkat çeken bir bestesi yok belki ama bana uzun zamandır yaşamadığım bir an'da olmayı yaşattı bu şarkı. basit ve tam olarak o an. zaten kısa bir şarkı ama bence bu şarkı ancak mikroskop yardımıyla binlerce kat büyüterek görebileceğiniz bir an'ı anlatıyor. algılanabilir kısalığın çok çok çok daha altında bir kısalık. sanki alice gibi bir şey içmişim de ufalarak zamana girmişim ve o parçacığının, o bahsetmeye değer an'ın, o her şeyin kristalleştiği ve somutlaştığı anın dokusunu, kokusunu ya da ne bileyim işte rengini falan seziyormuşum gibi hissettim. o an'da olduğumu idrak ettim sanki. o an'da olmanın farkındalığı mı desem, nasıl anlatsam bilemiyorum hiç. belki bazı şeyleri açıklamaya çalışmak anlamsızdır çünkü öylesine güzellerdir ki tüm anlamları anlamsızlaştırıyordur bu şeyler. genelde söz içeren şarkılarda böyle şeyler kolay kolay hissetmem ama bu şarkı başkaymış. şarkı biterken yavaş yavaş boyutum büyüdü ve o an'dan çıktım.

    `şuradan` dinlenebilir.
  • ilk kez bir cama zıplamıştım aslında cam yok gibiydi geceydi. sonrasında cama zıpladığım an birşeyi fark ettim.

    cama zıplamışım ilk carpış anı geri sekicekmişim gibi hissettirsede öyle olmadı.cam bir anda porttt diye patladı. neden öyle bi ses geldiğini anlamadım ve yere kapaklandım. her yer can kırığıydı çevreden geçen insanların garip bakışlarına maruz kaldım ama o an kendimi matrix gibi hissettim.sanki bana biri uçan tekme atmışta uçmuşum gibi.

    sonrasında dükkan sahibi de bana uçuyordu az kalsın. kimliği bırakıp ordan ayrıldım. ertesi gün pederden aldığım parayla dükkan sahibine gittim ve özür diledim .
  • yurdum insanı bir halk bilgesi, ilk kez karşılaşır karşılaşmaz çok sıkıntılı algıladığı dertli arkadaşıma doğaçlama bir diskur çekti, küçük dilini yutturucu*. yaklaşık şöyleydi:
    "kabul etmezsen sığmazsın*. hiçbir yere.
    sığdırmaya* çabalama. bastırma, sığdığını hayal et.
    o* sığacak, bedenin genişleyecek; ruhun daraldıkça* bedenin (yüreğin) büyüyecek."

    ["sonra sevinç sesleri başlıyor," diye düzeltme yaptı yusuf, "ve mutluluk kutlaması başlıyor. 'boş, boş, boş!' diye hep bir ağızdan bağırışıyorlar. "mezar boş, adon yeniden doğmuştur!" kızı öpüyorlar ve şöyle bağırıyorlar: "tanrı büyüktür!" sonra herkes birbiriyle öpüşüyor ve şöyle bağırıyorlar: "tanrılaştı tammuz!" sonra buradan fener ışıkları altında, astarot'ta anıtın etrafında halay çekerler. (...)

    'yeniden değil' diye öğretti yusuf ona. "bu hep bir kez ve ilk kez oluyor."]thomas mann - joseph und seine brüder

    (bkz: ilk defa)
  • ilk kez yaptığımda çok güzeldi. bir daha onu aramadım ama süperdi.
  • insanın yaşı ne olursa olsun söyleyebildiğinde hala yapılmamış, yaşanmamış, deneyimlenmemiş ne çok şey olduğunu anlıyor. yaş aldıkça bunu söylemek zorlaşıyor, hatta insan belki bitti sanıyor.. bitmiyor ve hayat devam ediyor..
  • dinlemeyeli sanırım 4 sene olmuş, bugün yeniden spotify'da karşıma çıkınca açıp sofar istanbul kaydını dinleyeyim dedim yeniden. bu şarkıyı neden bu kadar sevdiğimi hâlâ bilmesem de seviyorum.

    sözleri de şu şekilde:

    karşısında durdum öylece,
    gözlerim kilitlendi ona,
    ellerim bomboş kaldı,
    ellerim bomboş kaldı.
    gözleri soluk.
    bana baktı,
    içimi gördü,
    ruhumu sardı,
    ilk kez.

    gökyüzünde bir ses duydum,
    zaman aktı gitti ben hep durdum,
    zaman aktı gitti ben hep izledim,
    seni,
    seni.